Onun için başta konuşmak istemediler, sustular.Ban đầu cũng không có lòng muốn lấy thiên-hạ.
İlk başta David bu sahneyi resimlemeyi düşünmüştü.当初ダヴィッドは、こちらのエピソードを描こうと思っていた。
A.C.A.B., "All Cops Are Bastards" (Bütün polisler piçtir) anlamına gelen polis karşıtı bir kısaltmadır.A.C.A.B.とは、英語で「全ての警官はクソ野郎」「ポリ公なんざクソ食らえ」を意味する"All Cops Are Bastards"のイニシャリズムである。
Çevirmenin en başta karar vermesi gereken normlardır.翻訳機の最初は定かではない。
En azından başta böyleydi.初めからそうだった。
Başta adenom olarak oluşabilir (yani iyicil bir bezsel tümör olarak).初めの名乗りを義盛(よしもり)という。
Ancak daha aldatıcı ve baştan çıkarıcıdır.諱は一重、後に一武(かずたけ)。
En önemli sloganları "Artık Yeter" manasındaki Ya Basta!愛称の“れいれい”は、『ぽにきゃんぜん部!
Baştan Aşağı Modern Millie (İngilizce: Thoroughly Modern Millie) 1967 yapımı bir müzikal filmdir.『モダン・ミリー』(原題:Thoroughly Modern Millie)は1967年のミュージカル映画。
Divan’ı baştan sona neredeyse hüzünle doludur.『くるまば草』は初めから終わりまで楽しさいっぱいである。
Haldi - (Eşi Bagbartu / Bagmaştu / Arubani) Urartuların baştanrısı idi.ただし実質的に管理していたのは守護代の織田氏であった。
Böylece Kahn'ın en başta karşılaşmış olduğu problem de çözülmüş oluyordu.それによりカーンの当初の問題も解決した。
Başta Fransızlar üstün tüfekleri Chassepot ile savaşın favorisi görünüyordu.戦闘の初期の経過は、シャスポー銃の有利さを生かしたフランス軍優勢に見えた。
Raif ise başta onun kendisiyle alay eden biri olduğunu düşünür.品川は当初、彼女のことを自分が一目ぼれした少女だと勘違いしていた。
"Haldun Dormen: 'Sil baştan yapacak gücüm var!'".口癖は「かくなる上は腹を切る!
Ol en baştay çortkan = O, herkesten önce (en baştan) gitti.おじゃる丸 - 最初と最後にしか出て来ない。
Fakat hizmetçi kızı tam baştan çıkartmakta iken Masetto ve arkadaşları oraya gelirler.継母とそりが合わず家出していた時にライズたちと出会う。
Bu kitap sayesinde çağdaş Amerikan yazarlarının başta gelenlerinden biri oldu.これが現在のアメリカ作家同盟の設立のきっかけになった。
Tambov Ayaklanması başta olmak üzere çok sayıda köylü ayaklanması yaşanacaktır.ロシア帝国の末期以来、タンボフではしばしば農民反乱が起きた。
Bina baştan başa beyaza boyandı.塗装は製造当初から青色の塗装となった。
Azaltma ilk başta kademeli olmakla birlikte daha sonra hızla ivmelendi.はじめから本気を出されたためあっけなく敗北する。
İlk başta sadece ima ediyordum fakat daha sonra olduğu gibi söyledim.なお、初期はどもる喋りが特徴だったが、後に直ったようである。
Aslında ilk başta ölümlüdür.隋初に死去した。
Aile üyeleri en başta bir benzinlikte mola verir.初代は、ガソリンスタンドで給油するシーンがある。
Başta sadece erkek giyimi yapan marka zamanla kadın giyimine de başladı.どの情報が本当であっても、このときは彼女が男装を始めたときである。
Başta ABD olmak üzere bazı ülkelerde TV yemeği olarak bilinir.これは初め合衆国でテレビ放映された。
DSP baştan olumsuz yanıt verdi.DNPQは予備予選不通過。
Başta önemsemez lakin kendine Bay Smith diyen biri onun fotoğraflarını çekmiştir.ただし、当時は写真に映った人物がスミス本人かどうかは分かっていなかった。
Başta Rusya olmak üzere birçok ülkede okulları bulunmaktadır.日本では戦後も学校で朝礼が実施されている学校が多い。
Sistem ilk başta iyi işliyordu, fakat hemen sonra görevi kötüye kullanmalar ortaya çıkmıştır.彼は最初は上手くやりましたが、次第に疲れてしまいました。
Aslında baştan insandır ama sonradan deniz kızına dönüşmüştür.当初は男役であったが、のちに娘役に転向。
En başta bile garip olduğunu göstermiştir.まずその風貌からして異様だった。
Metal başta olmak üzere Fenikeliler, Yunanlar ve Kartacalılar'la ticaret yapmışlardır.金属(製品)をフェニキア人、ギリシャ人、カルタゴ人と貿易していた。
İlk başta önemsememelerine rağmen ilk arkadaşlarını gölde boğulmuş olarak bulduktan sonra endişeleri artar.初代以外では跡地を通過してもダメージを受ける。
Bis repetita non placent İki kez tekrar eden artık baştan çıkarmaz.2回突き上げないと気絶しない。
Aile llk başta çocuğu pek sevmez.彼は当初他の少年達に人気が無かった。
İlk başta Legendre ona destek vermeye devam etmeyi önerdi fakat sonradan tüm yardımı yapmayı reddetti.ルジャンドルは初め援助を続けていたが、その後全ての援助をやめた。
Solo bu teklifi en başta kabul etmez.試み自体はむろん初めてではない。
Almanya başta olmak üzere yurt dışına çok sayıda göç vermiştir.デンマークは海外の代りにドイツに多くの製品を輸出せざるを得なかった。
Başta, geriye yatık bir tepelik vardır.起点からさらに奥には樽真布ダムがある。
İlk başta aklımda albüm fikri yoktu.当初はパイプの概念もなかった。
Üst parçalar, başta siyah bir taçla koyu gridir, ve sarı alt parçaları ve sağrısı vardır.黒の身ごろに赤の平口袖(ひらくちそで)をつけ、胸当(むねあて)を着て赤たすきをする。
Başta barış kolay görünüyordu.当初、和平への道筋は明るいと考えられていた。
Başta şüphelenilen herkes (uşak dahil) masumdur.初登場当初は紗羽達から不審者と誤認された。
İlk başta birbirlerini pek de sevmeyen bu çift zamanla sevgili olacaklardır.この事により、それまで相寄ることのなかった2人はその夜、初めて愛し合った。
Başta bir hırsızdı.元は盗人だった。
Yani hala baştan sona eğlenceli bir patlama var.出始めに長い無敵時間がある。
Başta tüm dersleri kendisi verse de, bir yıl sonra ilave öğretmenler aldı.初年度こそ準レギュラーだったが、1年後にはレギュラーを獲得した。
HIP 13044 b'in özellikleri, oluşum yerinin ilk başta galaksimizin dışında olmasıdır.したがってその惑星HIP 13044 bは現在は銀河系外惑星ではない。
İlk başta enerji seviyeleri gerekliliği için bir istisna olarak görülebilir.当初、これはエネルギー準位の要件の例外だと考えられていた。
Başta tek perdelik oyunlar yazdı.はじめ戯曲を書いた。
Ordu başta iddiaları yalanlasa da daha sonra sorumluluğu aldı. ^ Database始め兵部少輔を称し、後に後市正と称した。
Kazananlar en başta koyu renk ile gösterilmiştir.また范先・衛固も包囲されて首を斬られた。
Birçok Belçika Yahudisi başta Auschwitz olmak üzere toplama kamplarına gönderildi.ほとんどのユダヤ人がアウシュヴィッツ強制収容所へ送られることになるのを彼は知っていた。
Tam altı sayfa baştan aşağı noktalandı." dediği söylenir.3個の渦状部分からできている」とした。
Styles, ilk başta ona hoş geldin dedi.最初にここで挨拶したのが昨日のことでようであります。
1756'da patlak veren Yedi Yıl Savaşı (1756-63) süresinde Prusya ordusu başta ağır yenilgilere uğradı.七年戦争(1756年 - 1763年)を戦い抜いたイギリス帝国は重い負債にあえいでいた。
Başta eşinin portreleri olmak üzere bir dizi siyasi ve kültürel figürün portreleri ile tanınır.初期には、自画像や家族の肖像画が多い。
Baştan sadece 5 adet RAID düzeyi tasarlanmış, fakat sonradan birçok farklı çeşidi geliştirilmiştir.制定当初は15種類だったが、その後種類が増加している。
Eserlerini ilk başta Fransızca yazmış, daha sonra Latinceye tercüme etmiştir.はじめスペイン語で出版され、後にラテン語に翻訳された。