MÖ 43 (veya MÖ 42) yılında İmparator Augustus'un teşvikiyle Lucius Munatius Plancus tarafından baştan yapıldı.Orașul a fost fondat în anul 43 î.Hr. de către Lucius Munatius Plancus.
Anthrax'ın ilk kadrosunda bateride Dave Weiss, basta ise Kenny Kushner de bulunuyordu.Line-up-ul Anthrax era format din bateristul Dave Weiss și basistul Kenny Kushner.
Baştan sona kadar çizim örnekleriyle doludur.Manuscrisul era plin de miniaturi, de la început, până la sfârșit.
Doktor onu ilk başta duymuyor ve Gaga yüksek sesle tekrar ediyor.Louise nu înțelege la început, iar Thelma îi repetă.
Başta albümün ikinci single'ı olarak düşünülen şarkı, daha sonra "Poker Face" ile değiştirildi.Cântecul a fost inițial anunțat ca cel de-al doilea single, însă „Poker Face” a fost ales în schimb.
Ayrıca başta Almanya ve İsveç olmak üzere Avrupa ülkelerinde de birçok göçmen Yezidi yaşamaktadır.Un număr mare de imigranți germani și irlandez au început să sosească în acest moment.
Bunlardan sekizi Mısır’da, geri kalanı ise başta Roma olmak üzere Avrupa ülkelerine taşınmıştır.Din acestea, 8 sunt originale din Egipt, altele 5 au fost comandate a fi realizate în Egipt pentru romani.
En başta bile garip olduğunu göstermiştir.La început mi s-a părut a fi un detaliu prostesc.
Vetriano 350 yılının 1 Mart'ından 25 Aralık'a kadar kısa bir süre başta kaldı.Din 325, echinocțiul vernal se depărtase de 21 martie cu circa zece zile.
İlk başta Legendre ona destek vermeye devam etmeyi önerdi fakat sonradan tüm yardımı yapmayı reddetti.Deși la început Isaac a acceptat, mai târziu a refuzat să-l ajute.
Bundan sonra Abbâsî halifeleri Büveyhilerin izniyle başta kalabildiler.De acum moscheile puteau fi situate lângă cladirile religioase.
Eserlerini ilk başta Fransızca yazmış, daha sonra Latinceye tercüme etmiştir.Inițial, operele sale au fost scrise în limba lwo, ca apoi să fie traduse în engleză.
İkili başta bunu kabul eder ancak sonra fikirlerini değiştirirler.La început, aceștia au refuzat, dar ulterior s-au răzgândit.
Takım Baştan Başa Değişmişti.El a modificat planul inițial.
Kuzey Afrika'daki İtalyan harekâtında, neredeyse baştan itibaren işler iyi gitmemişdi.Észak-Afrikában az olaszoknak már a kezdetektől nem mentek túl jól a dolgok.
1931'den 1936'ya kadar tek başına bütün Afrika'yı baştan sona bazen bisikletle ve bazen yürüyerek gezdi.1931-től 1936-ig egyedül utazott Afrikában, gyalog és kerékpáron megtéve 40 000 kilométert .
İlk başta işler gayet iyi gidiyordu.Először még jól mennek a dolgok.
İkili başta bunu kabul eder ancak sonra fikirlerini değiştirirler.Eddie először elutasítja, de később meggondolja magát.
En azından başta böyleydi.Kezdetben ez így is történt.
Yapımcı Bryan Singer en başta House'u Amerikalı bir aktörün oynamasını istedi.Leginkább Bryan Singer tartotta teljesen elképzelhetetlennek, hogy egy nem amerikai színészt kérjenek fel.
Baştan sona muzaffer bir edada okudum ve çok zevk aldım."Az elején tényleg mulattam, később kicsit meguntam.”
Süleymaniye'de Tarım olarak Başta buğday ve diğer tarım ürünlerini de ekilmektedir.A Wichterle céghez hasonlóan kezdetben ekéket és egyéb mezőgazdasági berendezéseket gyártott.
Baştan çıkarıcı, ayartıcı tanrıçadır.Gyönyörű, de szeszélyes istennő.
İlk başta Apple pazarlama literatürü bu ismi açıkça belirtmedi, "iPhone OS X kullanıyor" diye açıkladı.Korábban az Apple csak annyit árult el, hogy „az iPhone OS X-et használ”.
Oğlu Ahmed Mekkî Üçışık başta olmak üzere çok sayıda talebe yetiştirdi.Rebecca hármasikrekkel várandós a sorozat kezdetén.
Rol için en başta Bob Hoskins ve James Gandolfini düşünülmüştü.A szerepre a hírek szerint Bob Hoskins és James Gandolfini is meghallgatást kért.
Smith albümün baştan sona karşılıksız aşkı anlattığını belirtti.Debütáló albumát Smith elmondása szerint a viszonzatlan szerelem inspirálta.
İlk başta Cumhuriyet Halk Partisi'ne, sonrasında Demokrat Parti'ye yakınlaştı.Kezdetben a Demokrata Párt, később a Republikánus Párt tagja.
İlk başta, virüs sivrisineğin bağırsağındaki hücrelerde yaşar.Eleinte a vírus a szúnyog belét bélelő sejtekben él.
Devrim adada ilk başta iyi karşılandı.A forradalom első éveiben biztonságban volt.
Japon kalesi (Japonca: 城 shiro), Japonya'da başta tahta ve taştan inşa edilmiş bir kale türüdür.Japán várkastélyai (城; Hepburn: shiro?) egyfajta erődök voltak, elsősorban fából és kőből épültek.
Alacakaranlık'ta ilk başta o da Mike gibi Bella'dan hoşlanmıştır.Látod, mennyire félve-ocsúdva szeretlek, Flóra!
OKS ve ÖSS başta olmak üzere sınava yönelik eğitim verir.Kezdettől fogva a tanít és a kórust vezet együttesen.
Ópera istasyonu ile Príncipe Pío istasyonunu bağlayan başta olmak üzere üç hatta hafif metro vardır.Ópera állomáson csak egy, Príncipe Pío állomáson pedig kettő peron található.
Çözümü anlamanın bir başka yolu, en baştaki seçilmemiş iki kapıyı birlikte değerlendirmektir.A döntés gyakran nem könnyű, az alábbi eseten keresztül mutatom be a két lehetőséget.
Aileden hiç kimse başta bu mutantın tekerin patlamasına neden olduğunu bilmemektedir.Soha nem derült fény arra, mitől robbant fel a robbanóanyag.
Giysi malzemesi: Kuzey Amerika'da kar ayakkabısı başta olmak üzere giyim kuşam yapımında kullanılır.A fekete-cser mosómedvekopót elsősorban Észak-Amerikában a mosómedve bekerítésére, fára űzésére használják.
Bu yüzden de New Wave ilk başta punk rock'la aynı görülüyordu.A new wave kifejezés így a korai időkben a punk szinonimájának számított.
Tıpkı Baştan Çıkarılmış gibi, çıktığı hafta 1. sırada USA Today bestseller listesine girdi.A regény végül felkerült a USA Today bestseller-listájára.
Burada bir baştan çıkarma olayı betimlenmiştir.Itt pedig kérdőre vonja Üstököst.
Gerçekten onlar da bu kadar çabuk bir başarı beklemiyorlardı ve başta düşmanı takip etmediler.Lassan kezdett, később már hiába hajrázott, ellenfeleit már nem tudta megelőzni.
DSP baştan olumsuz yanıt verdi.Csicserin egy váratlan kezdeményező lépést tett.
Bu konuda da baştan anlaşmak gerekir.De lássuk a kezdetektől.
Başta sadece erkek giyimi yapan marka zamanla kadın giyimine de başladı.Kezdetben csak női ruhákat forgalmaztak.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyince alınan kararları veto etmede Rusya başta gelmektedir.Oroszország sürgette az ENSZ BT soron kívüli ülésének minél hamarabbi összehívását.
Sempozyum başkanı ilk başta izleyicilere konu hakkında genel bilgiler verir.A közbülső időben képújságoldalakkal informálja a nézőket.
Aynı zamanda peltek ve tuhaf konuşmasıyla başta öğrencileri olmak üzere çevresi tarafından sürekli aşağılanır.Ráadásul külseje és visszafogott viselkedése következtében diáktársai is folyamatosan csúfolják.
İlk başta 30 köy saldırılara maruz kalmıştır.Az első világháborúban 30 helyi lakos esett el.
Sığır yetiştiriciliği hayvancılıkta başta gelir.Ezzel kezdődik Torfalvában az állattartás.
Bugüne dek ABD başta olmak üzere birçok ülkede sayısız şehirde sahnelenmiştir.Az Amerikai Egyesült Államok legtöbb területén ez egy órával korábban következik be.
Güreş, atletizm, atıcılık başta olmak üzere çeşitli dallarda önemli başarılar elde edilmiş.Atléta, majd bokszoló és evezős sportágakban számos versenyben szerepelt értékes sikerrel.
Babalarının hikayesini ilk başta dinlemek istemiyorlardı.Apja a kezdetekben nem ismerte el sajátjának.
Dušan Basta (d.Dušan Basta (s.
Jonny Greenwood başta klavyeci olarak gruba girdi ama bir süre sonra baş gitarist oldu.Jonny Greenwood oli aluksi kosketinsoittaja mutta siirtyi pian kitaristiksi.
Grubun başta bir ismi yoktu.Bändillä ei ollut aluksi nimeä.
O günlerde ABD Ordusunun en baştacı silahı 37mm Gun M3 modeliydi.Yhdysvaltain edeltävä tykki oli 37 mm Gun M3.
Üst parçalar, başta siyah bir taçla koyu gridir, ve sarı alt parçaları ve sağrısı vardır.Nokka on musta (koiras) tai harmaa (naaras), iiris tummanruskea ja koivet harmaat.
En azından başta böyleydi.Alun perin näin ei ole ollut.
Başta 37 tutuklama gerçekleşti ama sayı kısa zamanda yüzleri buldu.Välittömästi vangittiin 37 henkilöä, mutta lukumäärä kasvoi nopeasti satoihin.
Bu grevler, başta Mattachine ve DOB'nin bazı önderleri olmak üzere, birçok eşcinseli şaşırtmıştı.Mielenosoitukset järkyttivät monia homoja ja suututtivat joitakin Mattachinen ja DOB:n johtohenkilöistä.