Penélope Cruz'un filmin başrolünde olacağı baştan belliydi.I den sistnämnda filmen figurerade Penélope Cruz i den kvinnliga huvudrollen.
Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere pek çok yabancı devlet hükümdarlığını reddetti.Många har övergett sitt USA-medborgarskap av detta skäl.
İlk başta aklımda albüm fikri yoktu.Från början var det inte meningen att ett samlingsalbum skulle göras.
Busbecq, Türk Mektupları'nda başta İstanbul olmak üzere Osmanlı ülkesi hakkında gözlemlerini aktarmaktadır.Busbecq skrev, under sin tid i Istanbul, de turkiska breven.
1860 - 1880 yıları arasında başta Fransız yazarlar olmak üzere birçok Batılı yazarın eseri Türkçeye çevrildi.Under nästan 100 år, från 1889 till 1986, hette EFS:s huvudsångböcker just Sionstoner.
Bastak tekkesi uzun yıllar daday civarına hizmet vermiştir.Surda har i hemlighet givit stöd åt Varden under många år.
Baştan çıkarmak ikna etmektir.Jag försöker föra mening.
Turnuvadan notlar, Ukrayna baştan ilk iki yarışmayı boykot etti.Kvalspelet började med två segrar för Irland.
Lily, Nina'yı baştan çıkarır.Nina förlorar förståndet.
İlk başta sadece ima ediyordum fakat daha sonra olduğu gibi söyledim.Till en början användes han som back, men skolades sedan om till forward.
Başta Avustralya'nın resmi dili İngilizce olmak üzere, birçok farklı dilde yayın yapmaktadır.Kanadas språkliga mångfald sträcker sig utanför de två officiella språken.
Film en başta ilk beşe kaldı.Filmen börjar för tredje gången.
Aile ilk başta Bergeries mahallesinde yaşamıştı fakat çok kısa sürede Hautes-Plaines mahallesine taşındılar.Pauserna bodde tidigare i storfamiljhus men övergick sedan till enfamiljhus/hyddor.
Brown en başta Marty'ye inanmaz.Margareta vill till en början inte veta av Georg.
SOHO ilk başta 2 yıl operasyon ömrüne sahipti.SOHO спочатку мала термін експлуатації два роки.
İlk başta Apple pazarlama literatürü bu ismi açıkça belirtmedi, "iPhone OS X kullanıyor" diye açıkladı.Спершу, Apple не вказувала її ім'я, просто заявивши, що "iPhone використовує OS X".
Başta sadece bir fikirdi.Спочатку це була лише ідея.
Fransa baştan yardım sözü vermiş olsa da yardım geç geldi ve yetersiz kaldı.Франція обіцяла надати допомогу, але вона прийшла запізно і була незначною.
"Savunma sil baştan".«Ви повинні почати десь».
Buna bir karşılık olarak Turiddu köyde bir genç kız olan Santuzza'yı baştan çıkartmıştır.Із помсти Турріду заводить роман з бідною дівчиною Сантуццою.
En başta bile garip olduğunu göstermiştir.Спочатку справа виявляється досить дивною.
Jonny Greenwood başta klavyeci olarak gruba girdi ama bir süre sonra baş gitarist oldu.Джонні Грінвуд спочатку грав на губній гармоніці, потім на клавишних, але незабаром став соло-гітаристом.
Yavru ilk başta annesinin karnına tutunur, daha sonraları baba da çocuk bakımına katılmaya başlar.Спершу, дитя чіпляється за живіт матері, а потім також інші члени групи піклуються про нього.
Brown en başta Marty'ye inanmaz.Кеннеді спочатку не вірить містеру Фіцджеральду.
Furkan İlker Baştan (d.Традиційно (починаючи від І.
Alkmaar baştan sona bataklık ya da baştan sona deniz anlamına gelir.Наприклад ຂ звучить як на початку складу і у кінці.
Bunun için, hangisinin başta olduğuna bakmaz.Я люблю, що він ніколи не забуває, з чого починав.
Civcivleri ilk başta siyahtır.Уперше згадується Чернігів.
Başta, binlerce sivilin boğulduğu sanıldı.Там, як вважають, потонуло близько тисячі чоловік.
A.C.A.B., "All Cops Are Bastards" (Bütün polisler piçtir) anlamına gelen polis karşıtı bir kısaltmadır.«Всі копи — виродки»), також може означати «All Coppers Are Bastards» (укр.
Japon mutfağında sığır dili Sendai şehri başta olmak üzere genellikle ızgara edilerek tüketilmektedir.葩餅) - японські солодощі (ваґаші), як правило, їдять на початку року.
Göçük altından kurtulan kişi başta sağlıklı gözükebilir.На перший погляд пустеля виглядає неживою.
İlk başta ona “Makine” dedi.Перший час його називали «Бутівка».
Penélope Cruz'un filmin başrolünde olacağı baştan belliydi.Перший фільм Пенелопи Крус.
Ne var ki, Fransızların bölgeyi yerleşime açma çabaları başta sonuç vermedi.Для французів це також служило підставою не починати наступальних дій.
İlk başta dizinin 60 dakikalık bir pilot bölümü olarak çekilmiş ve Coky Giedroyc tarafından yönetilmiştir.Спочатку був знятий 60-хвилинний епізод про Шерлока під керівництвом Коки Гейдройц.
S-LCD ilk başta Japonya ve Güney Kore'de üretim tesislerine sahipti.Міф про Ель Кукуя спочатку зародився в Португалії та Іспанії.
Baştan çıkarmak, kendine saygının bir biçimidir.Піклування про себе сприймає як належне.
Birkaç yıl içinde ise başta ABD olmak üzere tüm dünyada LGBT haklarını savunan dernekler kuruldu.Впродовж кількох років організації із захисту прав гомосексуалів були засновані в США і в усьому світі.
Eserlerini ilk başta Fransızca yazmış, daha sonra Latinceye tercüme etmiştir.Спочатку він більше перекладав з французької, але пізніше писав і власні твори.
Onun için başta konuşmak istemediler, sustular.А спочатку цього вони не говорили, щоб не піддатися загальному від усіх докору.
Türkiye'de İlahiyat Fakültelerinde başta İslamiyet olmak üzere, değişik dinler incelenmektedir.Середні школи в Японії іменуються так само як початкові.
Alkol düşkünlüğü, El Salvador'un başta gelen sorunlarındandı.Спочатку наступ розвивався успішно для Сальвадору.
En azından başta böyleydi.І так було з самого першого дня.
Doktor, ilk başta bir şeylerin yanlış gittiğinden şüphelenmişti.Я спочатку подумав, що це якась помилка.
Balık baştan kokmaya başlar.Від гребеня починаються м'язи.
Deneye baştan sona şahit olmuştu.Турнір з самого початку обіцяв бути цікавим.
Bunlar en başta daima yeşil bol otlu yağmur ormanlarıdır.В передгір'ях постійні вологі вічнозелені тропічні ліси.
Başta barış kolay görünüyordu.Один з перших актів виглядав досить спокійним.
Kenny'i öldürdüler!) der ve Kyle da ona eş olarak "You bastards!"Вони вбили Кенні!»; Кайл додав: «Сволота!»
Çözümü anlamanın bir başka yolu, en baştaki seçilmemiş iki kapıyı birlikte değerlendirmektir.Інший шлях для розуміння розв'язку — розглядати двоє невибраних дверей разом..
Yanığın uzun vadedeki sonucu en başta yanığın boyutuna ve yanığa maruz kalan kişinin yaşına bağlıdır.Довгостроковий результат пов'язаний в першу чергу з розміром опіку і віком постраждалої людини.
Bununla birlikte filmi tümüyle baştan çekti.Але сам фільм я сприймав дуже погано.
Albümün adı başta All About U idi.Основний твір Евкліда називається «Начала».
Başta hamsi olmak üzere 3 kabuklu ve 38 balık türü avlanır.Риби холодного копчення випускається 31 вид, гарячого 8 видів.
Şimdi her şeye baştan başlamalıyım.Тепер я повинен почати все з самого початку.
Baştan başlayalım.Розпочнімо спочатку.
1931'den 1936'ya kadar tek başına bütün Afrika'yı baştan sona bazen bisikletle ve bazen yürüyerek gezdi.V letech 1931 až 1936 sám přejel Afriku pěšky a na kole.
Kule, ilk başta Sovyetler Birliği'nin başkenti Moskova için düşünülmüştü.Věž byla zpočátku projektovaná pro Moskvu, tehdejší hlavní město Sovětského svazu.
İkili başta bunu kabul eder ancak sonra fikirlerini değiştirirler.Ten nejprve souhlasí, ale poté si to rozmyslí.