Başta barış kolay görünüyordu.In het begin was het protest vredelievend.
Dünya sanki yeni baştan yaratılır.De stijl is ontstaan uit het Nieuwe Bouwen.
Ancak L'e baştan beri bazı açıklar veriyordu.ATO vroeg vanaf het begin veel vergunningen aan.
93 Harbi, Balkanları baştan aşağı değiştirmeye yetmiştir.Montenegro, 48 uur voor het openen van de stemlokalen.
Lily, Nina'yı baştan çıkarır.Ze ontvoert Nina.
Ayrıca albümdeki şarkılar başta Avustralya ve İngiltere'de büyük başarılar elde etti.Ook haar eerste twee albums werden grote successen in Europa en Australië.
Veri tamamen çöpe atılmalıdır veya en baştan gönderilmelidir.Vervolgens kan de verstopping vergruisd dan wel losgemaakt worden.
Dizi toplam 73 saat sürdü ama nerdeyse en baştaki hedefe yakın oldu.Hij viel na 73 minuten in en maakte meteen zijn eerste doelpunt voor de club.
Baştaki b- sesleri w- sesine dönüşmez.De ch-klank is stemloos, terwijl de g stemhebbend is.
İlk başta 30 köy saldırılara maruz kalmıştır.In de eerste dagen werden honderdzeventig dorpen geplunderd.
Ol en baştay çortkan = O, herkesten önce (en baştan) gitti.In elk geval finishte hij als eerste, vlak vóór Anscheidt.
Alopesi totalis Alopesi areata'nın baştaki saç bütünüyle kaybının olduğu dönemidir.Haaruitval of alopecie is het bovenmatig verliezen van hoofdharen.
MÖ 43 (veya MÖ 42) yılında İmparator Augustus'un teşvikiyle Lucius Munatius Plancus tarafından baştan yapıldı.Vijftien jaar later, in 43 v.Chr., werd Lugdunum door Lucius Munatius Plancus pas echt gesticht.
Bu konuda da baştan anlaşmak gerekir.Dit moet duidelijk van tevoren worden afgesproken.
Bu konu hakkında yanıtladığı bir soruda "İlk başta çok ilginçti.Hij antwoordt: “In het begin vond ik het verwarrend.
Bu olaylardan sonra ise başta Kayseri Erciyesspor olmak üzere birçok Süper Lig ekibinin dikkatini çekti.Dat is dan ook de reden dat ze in het begin een stapel kadavers dachten te zien.
Yine de Ra silinmedi ve yeni baştanrı, Amon-Ra olarak anıldı.Amon werd met Ra verbonden en werd bekend als Amon-Ra.
İlk başta insanda yarım bırakılmış ya da erken kesilmiş izlenimi bırakmaktadır.Reeds in het eerste seizoen werd men voorlaatste, en Izegem degradeerde.
Birçok Belçika Yahudisi başta Auschwitz olmak üzere toplama kamplarına gönderildi.Eerste groep Belgische Joden arriveert in Auschwitz.
Köy 1950 li yıllardan beri başta İstanbul olmak üzere iş sahalarına yoğun dış göç vermiştir.Dit ging zelfs zo ver dat Saoedi-Arabië in de jaren vijftig in het buitenland geld moest lenen.
Başta Baba, yardımcısı, yöneticiler ve adamları.Mijn opa, de president en de andere dieren.
İlk başta tablonun sahibinin adı açıklanmadı.De identiteit van de maker was aanvankelijk niet bekend.
Le Coq Sportif; ayakkabı, şort ve tişört başta olmak üzere çeşitli spor malzemeleri üreten Fransız şirket.Le Coq Sportif is een Franse fabrikant van voornamelijk sportschoenen en sportkleding.
Ayrıca Jon'a birkaç baştan çıkarma girişiminde bulunsa da Jon yeminini tekrar eder.Bang dat hij vergeten zal worden probeert hij Jon te waarschuwen.
Kazananlar en başta koyu renk ile gösterilmiştir.De voorhoofdsbeenderen worden vooraan V-vormig ingekeept.
Başta buna bir anlam veremez.In het begin lukt dat helemaal niet.
İlk başta aklımda albüm fikri yoktu.Aanvankelijk was er geen gedrukte catalogus.
Seçilen kitaplar, başta ders kitapları olmak üzere kiralanabilir.De oudere boeken konden gewoon op verzoek in de leeszaal worden geraadpleegd.
Dizinin adı ilk başta Mutluluk olarak duyuruldu.De eerste productie heette Laat geluk.
Burada ilk başta A2 takımı için oynadı.Hier speelde hij in zijn eerste jaar in de A1.
Halen İngiltere, Almanya ve Türkiye başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde kullanılmaya devam edilmektedir.Nu moet men daarvoor nog naar Groot-Brittannië of Duitsland.
Avrupalılar ilk başta Büyük Zimbabve'nin yabancılar tarafından inşa edildiğini düşünüyorlardı.Daarbinnen vormt het het eerste grote bouwwerk dat door Europeanen in tropisch Afrika is gebouwd.
Bu sırada düşmanların başta anneleri olmak üzere Hocalı halkına yaptığı işkencelere şahit olmaktadırlar.De huidige bewoners gaven daarvan hun voorouders de schuld en willen hun straffen.
Uslan en başta stüdyo bulmakta zorlandı.De Betuweroute stond vanaf het begin van de studies onder druk.
İlk başta yer alan sembollerde kılıç da bulunmakta idi.Ook staat er op voor wie het zwaard het eerst gesmeed was.
O, bana baştan ayağa baktı.Hij bekeek mij van kop tot teen.
Yasemin, görevi dikkatli bir şekilde baştan sona okudu.Yasemin las de opdracht met aandacht door.
Sen baştan aşağı ıslaksın.Je bent kletsnat.
Ve en başta biz sadece oluruna bırakmıştık."My dajemy pierwszeństwo tandecie”.
Hatim, Kur'an'a bakarak veya ezberden baştan sona okunmasıdır.Drugie (najczęściej) słowo jest przydawką lub dopowiedzeniem pierwszego.
Çalışmaları ilk başta Yahudilik üzerine odaklanmadı.Jego wczesne prace nie skupiały się na życiu żydowskim.
Başta ekmek ve hamur işleri olmak üzere pek çok gıdada kullanılır.Na początku ima się różnych zajęć, aby zarobić na chleb.
Erwin Rommel başta olmak üzere Alman birlikleri çıkarmanın Pas-de-Calais'e yapılacağını düşünüyordu.Sztab niemiecki do końca wierzył, że prawdziwe lądowanie nastąpi w Pas-de-Calais.
Başta Baba, yardımcısı, yöneticiler ve adamları.Posłuszny – rodzicom, liderom, przełożonym.
Balık baştan kokmaya başlar.Żerowanie rozpoczyna o zmierzchu.
Öğle saatleri olmasına rağmen hava sisliydi ve filoların büyük gemileri birbirlerini ilk başta göremediler.Mimo, że było koło południa, nad morzem zalegała mgła i główne okręty początkowo nie widziały się nawzajem.
Takım Baştan Başa Değişmişti.Skład zespołu początkowo ulegał zmianie.
1.↑ Ermenistan'ın şarkısı ilk başta "Don't deny" "(İnkâr etmeyin)" adı ile yayınlanmıştı.Utwór początkowo nosił tytuł „Don’t Deny”.
Faithless başta dört kişiden oluşuyordu: Maxi Jazz, Sister Bliss, Jamie Catto ve Rollo Armstrong.W pierwszym składzie zespołu byli: Maxi Jazz, Sister Bliss, Jamie Catto i Rollo Armstrong.
Bunun için, hangisinin başta olduğuna bakmaz.Nie ma znaczenia, kto pójdzie pierwszy.
Başta The Beatles olmak üzere 60'larda Popçuları tamamen etkisi altında bırakmıştı.Tym samym zespół osiągnął wyższy próg niż The Beatles przez całe lata 60.
Fakat herhangi bir ritmi kaçırırsanız kombonuz baştan başlar.Jeśli któryś odstaje od normy, start zostaje wstrzymany.
Grup, ilk başta kendilerine Halogen demekteydiler.Początkowo grupa nosiła nazwę Somgorsi.
Amcası başta bunu bilmemektedir ancak zamanla kendisinden kuşkulanmaya başlar.Na początku nie znosi Mokony, ale z czasem zaczyna coś do niej/niego czuć.
Baştan sona eğlenceli bir üç dakika.Trzy tygodnie później zaliczył pierwszy start od pierwszych minut.
Bond başta bu durumdan pek hoşlanmaz.Bergman początkowo nie była zadowolona z tej decyzji.
İkili başta bunu kabul eder ancak sonra fikirlerini değiştirirler.Na początku nie potrafi liczyć, później się to zmienia.
Devrim adada ilk başta iyi karşılandı.Na wyspie po raz pierwszy pojawiła się ok.
Başta kaptan Francisco Hernández de Córdoba olmak üzere çoğu kısa süre sonra hayatını kaybeder.Kapitan Francisco Hernandes de Córdoba zmarł dziesięć dni po powrocie.
İlk başta sadece birkaç araştırmacı onun fikrini takip etmiştir.Początkowo liczni kontynuatorzy jedynie naśladowali swojego mistrza.