Başta ekmek ve hamur işleri olmak üzere pek çok gıdada kullanılır.Faz-se primeiro uma massa, como para o pão.
Biz, Norrath'ı baştan sona yeniledik ve bunu gördüğünüzde siz de hak vereceksiniz." iddiasında bulundu.Mas você odiava a si mesma. / Shiki: No começo… eu também achava.
Bu dört öğe baştan beri vardır.Quatro séculos faz já que existes.
Lily, Nina'yı baştan çıkarır.Falando em Nina, ela continua assustadora.
Japon kalesi (Japonca: 城 shiro), Japonya'da başta tahta ve taştan inşa edilmiş bir kale türüdür.Os castelos japoneses (城 shiro?) eram fortificações construídas principalmente com pedras e madeira.
17. yüzyıldan itibaren baştardalar karpuz kıçlı olarak yapılmaktaydılar.A partir do século 7 parece que eles foram absorvidos pelos ripuários.
İlk başta eczaneler ve diş hekimleri tarafından satıldı.Primeiramente foram transferidos os ambulatórios e as clínicas.
Survivor Series, ilk başta 2009 yılıyla sonlandırılacaktı.Porém, a minissérie só foi lançada no final do primeiro semestre de 2009.
Ayrıca bu turnenin tüm geliri başta Heal the World Vakfı olmak üzere çeşitli hayır kurumlarına bağışlanmıştır.O clipe termina com um pedido de doações para a Fundação Heal The World.
Erişim tarihi: 28 Mayıs 2015. ^ "Medcezir 'Sil Baştan' dedi".O Dia, 28 de maio de 2015 Cauby - Começaria tudo outra vez.
İlk başta grup Universal Island Records'a imza atmıştı.Inicialmente a banda tinha contrato assinado com a gravadora Universal Island Records.
Baştan çıkarmak ikna etmektir.Ela sabe provocar.
Başta JYP Entertainment'de seçmelere girmiştir fakat başarılı olamamıştır.Ela realizou uma audição para a JYP Entertainment, mas foi eliminada.
Annesinin dayanılmaz sahiplenme duygusu, Paul'un yaşamını baştan sona etkileyir.O coração de seu marido é doado a Paul, que inicia sua recuperação.
Birkaç kez kartlar baştan dağıtılır, ama sonuç hep aynıdır.São traduções diferentes, porém, o início é sempre igual.
Buffy, ilk başta onlarda katılır.Griffin mata eles primeiro.
Burada bir baştan çıkarma olayı betimlenmiştir.Premissas de um Debate.
Arazilerin tamamında başta buğday, ayçiçeği olmak üzere her çeşit tarım ürünü yetiştirilmektedir.Foi ele o primeiro a produzir em grande escala farinha de trigo inteiramente nacional.
Erkek giysisinde başta bir şapka (gat) vardır.Chapéu (Boné) - Encontro com um homem.
Başta ülkenin tahıl ambarı Pencap bölgesi olmak üzere Pakistan ekonomisinin en önemli su kaynağıdır.O Indo é a principal fonte de água para a economia do Paquistão, em especial nas província de Sinde.
Bavyera'yı bir baştan bir başa geçti.Começaram pela Baviera.
James Berardinelli başta yapım tasarımı olmak üzere filmden zevk aldığını söyledi.James Berardinelli chamou o filme de entretenimento, com o destaque do design de produção.
SpaceX ilk başta her iki aşamanın da ileride tekrar kullanılabilir olacağını umduklarını belirtmiştir.Porém, Rogge deixou claro que ambos os esportes podem voltar a se candidatar no futuro.
Ancak buna başta Türk vatandaşı Lazlar olmak üzere çeşitli dilbilimciler de karşı çıkmaktadırlar."Mas que absurdo fazem alguns pastores de igrejas.
MÖ 43 (veya MÖ 42) yılında İmparator Augustus'un teşvikiyle Lucius Munatius Plancus tarafından baştan yapıldı.Em 42 a.C., o edifício foi completamente reconstruído por Munácio Planco.
Başta barış kolay görünüyordu.A convivência inicial parece ter sido pacífica.
T-Bag genç bir kızı baştan çıkartmaya çalışırken kızın babası ile kavga eder.É quando Tomás passa a disputar com o pai o amor da moça.
Elektro-pop'dan biraz uzaklaşıyor, daha gizemli ve baştan çıkarıcı soundlara yöneliyorlardı.No mesmo ano lançaram Secret Land, afastando-se um pouco do Pop para um som mais misterioso e sedutor.
Başta önemsemez lakin kendine Bay Smith diyen biri onun fotoğraflarını çekmiştir.Um dos amigos de Smith como a autor mas que permitiu a Smith ficar com o crédito.
İlk başta bir mankenle çıksada sonradan Geum Jan-di'ye aşık olmuştur .Ele apaixona-se à primeira vista por Na-ri.
Kısaca baştaki j {\displaystyle j} nin matematikteki anlamı çok karmaşıktır.Neste caso, a expressão precisa para a matriz M {\displaystyle M} é um pouco mais complexa.
Bilim adamları başta fizik konuları ağırlıklı olarak uğraşırlar.Os cientistas lidam principalmente com temas de física.
Layla'yı baştan çıkartmak çok zordu.Foi muito difícil seduzir Layla.
Dizinin adı ilk başta Mutluluk olarak duyuruldu.O nome da matriz, em primeiro lugar a Felicidade como foi anunciado.
Bond başta bu durumdan pek hoşlanmaz.Bond is hier in eerste instantie niet gelukkig mee.
Balık baştan kokmaya başlar.De vis begint te stinken bij de kop.
1931'den 1936'ya kadar tek başına bütün Afrika'yı baştan sona bazen bisikletle ve bazen yürüyerek gezdi.Van 1931 tot 1936 reisde hij in zijn eentje te voet en per fiets door Afrika.
En başta güney pudusunun davranış biçimi gözlemlenmiştir.Aanvankelijk werd vooral gezocht in de zuidelijke Noordzee.
Bu sebeple Madonna şarkıyı baştan okumak zorunda kalmıştır.Aanvankelijk zou Madonna de tekst zingen.
Angel başta yardım etmek istemez.Aanvankelijk wil de arend hem niet helpen.
Grubun başta bir ismi yoktu.De vereniging had in het begin nog geen naam.
Baştan çıkan Von Bohm işin ucunu bırakır ve sisteme teslim olur, sonunda da Lola'yla evlenirler.Von Bohm raakt geleidelijk zelf verwikkeld in het systeem door met Lola te trouwen.
Kapak tasarımını en baştan beri sevmemiştim.Het ontwerpen van een coupé was niet vanaf het begin voorzien.
İlk başta işler gayet iyi gidiyordu.Aanvankelijk ging het prima.
Başta önemsemez lakin kendine Bay Smith diyen biri onun fotoğraflarını çekmiştir.Na het vertrek van het koppel meldt een man die zichzelf Smith noemt zich aan de balie.
Geçim kaynağı ilk başta tütün iken tütünün yasaklanması ile pamukçuluğa yönelme olmuştur.Na zijn winst kwam zijn eerste single uit: Playing with Fire.
Başta Nick ilgilenmez.Tom is eerst niet geïnteresseerd in haar.
En azından başta böyleydi.In het begin was dit niet het geval.
Bu yüzden insanlığın baştan çıkaran oldu.Ik ben geïnteresseerd in de mensheid.
Aile llk başta çocuğu pek sevmez.In het begin is hij niet erg geliefd bij zijn kinderen.
MTV başta olmak üzere çoğu kanal, klibi yasaklamıştır.De Engelse MTV had in eerste instantie de clip verboden uit te zenden.
Ama bunu ilk başta anlamazlar.Dat weten ze eerst te voorkomen.
Yeni baştan donatılması gerekecektir.Hij moest van vooraf aan herbeginnen.
Ve en başta biz sadece oluruna bırakmıştık."God is degene die ons eerst zoekt."
En başta Batman'in kötü niyetli olduğunu varsaysa da, sonradan onunla işbirliğine gider.Maar als Batman zich ermee bemoeit is hij het volgende doel.
Civcivleri ilk başta siyahtır.De ster is op dat moment zwart.
Başta tek perdelik oyunlar yazdı.Daar kreeg hij aanvankelijk enkele speelminuten.
Başta 37 tutuklama gerçekleşti ama sayı kısa zamanda yüzleri buldu.Aanvankelijk waren er zo'n 33 begijnen, maar hun aantal daalde doorheen de reeks snel.
İlk başta ona “Makine” dedi.In eerste instantie noemde hij "geld".
Raif ise başta onun kendisiyle alay eden biri olduğunu düşünür.Tom lacht erom dat de man dat alleen al denkt.