Hindistanlılar Dubai emlâk piyasasında en başta gelen yabancı yatırımcılar olmaktadır.الهنود يليهم البريطانيون والباكستانيون هم كبار المستثمرين الأجانب في دبي العقارية.
İlk başta İkinci Doktor tarafından kullanılmıştır.وكان أول استخدام له من "د.
Mücahit ATMANOĞLU Baştabip olarak göreve başlayıp, 1996 yılında emekliye ayrılmıştır.ثم انتقل ليعمل في دائرة الجمارك وتقاعد منها عام 1996.
"Manastır taşlarıyla örmüşler Muş'u dört baştan".الدير محاط بسور حجري فيه اربعة ابراج.
Bu kavramların pek çoğu başta İngilizce olmak üzere Avrupa dillerinden geçmedir.معظم تلك الكلمات دخلت عبر اللغات الرومانسية قبل دخولها اللغة الإنجليزية.
Chemosh onu baştan çıkartarak dünyayı ele geçirmek için kullanmayı planlamıştır.كاميكازي" لامتلاكه؛ حتى يسخره للسيطرة على العالم.
Dünya sanki yeni baştan yaratılır.مثل البداية المأخوذ من البداءة.
Yanığın uzun vadedeki sonucu en başta yanığın boyutuna ve yanığa maruz kalan kişinin yaşına bağlıdır.وترتبط النتائج الطويلة الأجل في المقام الأول بحجم الحرق وعمر الشخص المصاب.
Oyun : Ne Yaştadır Ne Başta Akıl Yoktur, İstanbul: Mitos Boyut, 1993.المسرحية : ليس هناك عقل إما في العمر إما في الرأس ، إسطنبول ، ميتوس بويوت ، 1993.
Lazanya sözcüğü, başta pişirme kabının adı olsa da, günümüzde sadece yemeğin adına lazanya denilmektedir..كلمة لازانيا، التي في الأصل معناها قدر الطبخ، الآن تستعمل لوصف هذه الأكلة.
Kapak tasarımını en baştan beri sevmemiştim.ولكن الأشرف لم يصادف هوى الأمراء منذ البداية.
İlk başta çok ilgilenmedi.البداية كانت غير مشجعة.
Baştan sona kadar çizim örnekleriyle doludur.المواصفات الأولية حتى يتم الانتهاء من التصميم.
Clarke başta zorluk çıkarır.واجهت خطة ستاركى صعوبات منذ بدايتها.
Bu konuda da baştan anlaşmak gerekir.لكن يجب الاستعداد لذلك مسبقا.
Ayrıca başta Erzurum olmak üzere birçok vilayetlerin valiliğini yapmıştır.في البدء احتل الكثير من الممالك المجاورة .
Başta ABD ve Rusya olmak üzere, müttefik ordularda bir milyon Yahudi görev aldı.كانت بداية هجرة جماعية لليهود الروس إلى الولايات المتحدة الأمريكية.
Çoğu, başta Miami olmak üzere ABD'nin şehirlerine yerleşti.غادر أهالي مدينة رام الله، في المقام الأول إلى الولايات المتحدة.
Yani hala baştan sona eğlenceli bir patlama var.Dito isto, ainda é uma explosão de entretenimento do início ao fim.
Clara, ilk başta Bonnie'nin Doktor'un uçağına attığı ilk füzeyi ıskalamasını sağlar.Clara é capaz de frustrar a primeira tentativa de Bonnie de abater o avião do Doutor.
Üçüncü Bulgar devleti ilk başta bir kraliyet olarak kurulmuş.No entanto, o terceiro estado búlgaro foi reconhecido internacionalmente como um reino.
İlk başta, adanın hükumetini yeğeni Tedisio'yu verdi.Inicialmente, ele deu o governo da ilha ao seu sobrinho Tedisio.
İlk başta Brezilyalı güreşçi Zumbi Cruiserweight Classic'te yer alacaktı.Originalmente, o lutador brasileiro Zumbi estava programado para competir no Cruiserweight Classic.
Haitili diktatör Jean-Claude Duvalier, 6 Şubat 1986’da ünlü bir halk ayaklanmasıyla baştan indirildi.O ditador haitiano Jean-Claude Duvalier foi derrubado por uma revolta popular a 6 de fevereiro de 1986.
Frédéric, sosyal konum kazanmak için Bayan Dambreuse'u baştan çıkarmaya karar verir.Frédéric decide seduzir a senhora Dambreuse para crescer na sociedade.
1931'den 1936'ya kadar tek başına bütün Afrika'yı baştan sona bazen bisikletle ve bazen yürüyerek gezdi.Entre 1931 e 1936 viajou sozinho, a pé e de bicicleta pela África numa distância total de 40.000 quilômetros.
Nikki Cross, başta Asuka'ya yardım eder gibi görünse de o da Asuka'ya saldırdı.Nikki Cross, em seguida, aparentemente veio para ajudar Asuka, mas em vez disso também atacou-a.
Bu öykü ilk başta dört bölüm uzunluğundaydı.Esta história teve originalmente quatro episódios de comprimento.
Buna karşın, önceki iki albümü gibi bu albüm de başta piyano başında bestelenmişti.Como seus dois álbuns anteriores, foi inicialmente composto no piano.
Bölümün adı ilk başta "The Haunted Hub" olarak belirlenmişti.O episódio foi originalmente intitulado "The Haunted Hub".
Szálasi Nazilerin desteğiyle başta Budapeşte'dekiler olmak üzere Yahudilerin sürgününü tekrar başlattı.As deportações de judeus recomeçaram, especialmente em Budapeste, com a cooperação dos nazistas.
Joseph Nye yumuşak gücün başta gelen taraftarı ve teorisyenidir.Joseph Nye é o principal defensor e teórico do soft power.
Fransa baştan yardım sözü vermiş olsa da yardım geç geldi ve yetersiz kaldı.A França prometeu ajuda, mas chegou tarde e não era suficiente.
Düşünce, öğüt ve sözler baştan çıkmaktadır.Âmbar: atenção ou advertência.
Grubun başta bir ismi yoktu.O partido estava inicialmente sem um nome.
İlk başta dizinin 60 dakikalık bir pilot bölümü olarak çekilmiş ve Coky Giedroyc tarafından yönetilmiştir.Ele foi originalmente filmado como um piloto de 60 minutos para Sherlock, dirigido por Coky Giedroyc.
İlk başta çok ilgilenmedi.A ideia não agradou a princípio.
Scott en başta projeyi reddetti.Cole rejeitou a oferta deles no princípio.
Çünkü başta verilen şartlara göre, berber kendini tıraş etmeyen herkesi tıraş etmek zorundadır.Tomemos o paradoxo do barbeiro que barbeia a todos os homens que não se barbeiam a si mesmos.
Başta Nick ilgilenmez.Inicialmente, ele é questionado por Nick.
Doktor, ilk başta bir şeylerin yanlış gittiğinden şüphelenmişti.As pessoas começaram a suspeitar que algo acontecia.
Karakter ilk başta isimsiz bir kötü karakterdi ancak daha sonra isim aldı.A princípio, era um vilão anônimo, mas mais tarde ganhou um nome.
Bu grevler, başta Mattachine ve DOB'nin bazı önderleri olmak üzere, birçok eşcinseli şaşırtmıştı.Os piquetes chocaram muitas pessoas homossexuais e derrubaram algumas das lideranças da Mattachine e da DOB.
DSP baştan olumsuz yanıt verdi.Bragg voltou com uma resposta negativa.
Jackson'ın başta 51. doğum gününde gömülmesi planlanmaktaydı.Rachel Jackson foi enterrada na Véspera de Natal.
İlk başta ona “Makine” dedi.No começo ela era chamada de magia.
Cleveland'ın aracı, görenleri baştan çıkarmaya yönelik olarak değiştirilmiştir.O veículo de Cleveland é uma van equipada para a sedução.
Çalışmaları ilk başta Yahudilik üzerine odaklanmadı.Seu afastamento das cátedras universitárias não se deu inicialmente por sua condição de judeu.
Yarı ömür, genel olarak, azalmakta olan bir maddenin baştaki miktarın yarısına düşmesi için gereken zaman.Meia- vida é o tempo que leva para que metade do elemento decaia para outro.
Rol için en başta Bob Hoskins ve James Gandolfini düşünülmüştü.Bob Hoskins e James Gandolfini supostamente também foram testados para o papel.
Yazar, başta Hugo ve Nebula olmak üzere pek çok ödül almıştır.Foi galardoado várias vezes com os prémios Hugo e Nebula.
Rick gruba başta temkinli yaklaşır ama Hershel onu ikna eder.Rick tenta sair da sala, mas Hershel cobra uma atitude dele.
Albümün satışları ilk başta durgun gitmiştir.As vendas do álbum começaram relativamente devagar.
Yanığın uzun vadedeki sonucu en başta yanığın boyutuna ve yanığa maruz kalan kişinin yaşına bağlıdır.O prognóstico a longo prazo depende essencialmente da extensão da queimadura e da idade da pessoa afetada.
Yavrular ilk başta kör ve çıplaktır, ama çok çabuk büyürler.Estas nascem completamente cegas, mas, rapidamente, evoluem.
Kuzey Afrika'daki İtalyan harekâtında, neredeyse baştan itibaren işler iyi gitmemişdi.Em seu continente de origem, as coisas não iam nada bem.
İlk başta 75.000 metrekare arazi üzerinde bulunan bahçe daha sonra iki katına çıkmıştır.O jardim originalmente cobria 75,000 metros quadrados, mas desde essa altura duplicou o seu tamanho.
Madonna ayrıca Frida Kahlo başta olmak üzere resimden de etkilendi.Frida pintou o Retrato de Cristina Kahlo no início de sua carreira.
2000 yılından bu yana, başta Çinli müşteriler ve komşu bölgeler için konumlandırma hizmeti sunmaktadır.Tem oferecido serviços de navegação, principalmente para clientes na China e de regiões vizinhas, desde 2000.
Bunların en başta geleni, bu kişilerin bazı kişilerin rüyalarına girmesi olayıdır.Sua grande obra é disseminar aquele sonho para outros.