O günlerde ABD Ordusunun en baştacı silahı 37mm Gun M3 modeliydi.L'armement principal du M13 était un canon de 47 mm.
Albümün adı başta Stadium Music olarak belirlendi, fakat daha sonra Stadium olarak değiştirildi.L'album devait à l'origine s'appeler Stadium Music, toutefois cela n'a pas été le cas.
Annesinin dayanılmaz sahiplenme duygusu, Paul'un yaşamını baştan sona etkileyir.Inquiète de leur relation, la mère de Paul va s’opposer ouvertement à leur liaison.
(Başta Patrona Halil ve Muslu Beşe olmak üzere) İçerideki silah seslerini duyan dışarıdaki yandaşları kaçtı.Six personnes armées de révolvers se précipitent à l'intérieur.
İlk başta Frank ve Ingo vardı.Il commença par Victor et Patricia.
Williams ilk başta ilaç şirketinde çalışmaya başladı.L'entreprise est spécialisée au départ dans la pharmacie humaine.
Ol en baştay çortkan = O, herkesten önce (en baştan) gitti.Elle n'a pas perdu de temps, s'est présenté avant tout le monde.
Fakat herhangi bir ritmi kaçırırsanız kombonuz baştan başlar.Si un rythme est mal effectué, le combo s'annule et l'on recommence à zéro le rythme.
İlk başta 17 sayıdan oluşan sınırlı seri, daha sonra 44 sayıya yükselmiştir.Cet art, qui comptait jusqu'à 71 boutiques se réduisit plus tard à quatre seulement.
Hikayeyi bize baştan sona anlat.Cuéntanos la historia de principio a fin.
Tom Mary'yi onun işini baştan sona incelerken yakaladı.Tom pescó a Mary esculcando exhaustivamente entre sus cosas.
İlk başta kendisini şartların bir kurbanı olarak görür ve sorunlarından ötürü başkalarını suçlar.En primer lugar, se considera a sí mismo una víctima de las circunstancias y culpa a otros por sus problemas.
Jon Peters'ın beni kiralarken en başta çok tedirginlik duyduğunu hatırlıyorum" dedi.Recuerdo que Jon Peters estaba muy escéptico al principio a contratarme."
Gerçekten onlar da bu kadar çabuk bir başarı beklemiyorlardı ve başta düşmanı takip etmediler.En efecto ellos también no esperaban alcanzar el éxito tan rápido y al principio no los persiguieron.
İlk başta, adanın hükumetini yeğeni Tedisio'yu verdi.Al principio, dio el gobierno de la isla a su sobrino Tedisio.
Buna bir karşılık olarak Turiddu köyde bir genç kız olan Santuzza'yı baştan çıkartmıştır.En venganza, Turiddu seduce a Santuzza, una muchacha del pueblo.
Grup ilk başta "For You" adıyla bilinmekteydi.Al principio, seleccionaron el nombre «For You».
En azından başta böyleydi.Pero no fue así al comienzo.
Tip 2 diyabet, ilk başta egzersizin artırılmasıyla ve diyet değişikliği ile kontrol edilir.La diabetes tipo 2 es controlada inicialmente con el aumento de ejercicio y cambios en la dieta.
Böylece Sonic, Manic ve Sonia bir macereya atılırlar ve Kraliçe Aleena için Mobius'u baştan başa ararlar.Por lo tanto, Sonic, Manic y Sonia emprenden un largo viaje, buscando en todo Mobius a Aleena, la Reina.
İlk başta bira, keşkek ve çorba için kullanılırlar, sonunda ekmek için.Al principio se usan para producir cerveza, gachas y sopa, eventualmente para pan.
Doktor, ilk başta bir şeylerin yanlış gittiğinden şüphelenmişti.Desde un principio se sospechó que algo sucio estaba sucediendo.
İlk başta tüm diğer sosyalist partiler gibi fikre destek verdiler.Al principio, como todos los partidos socialistas, apoyaron la idea.
Üçüncü Bulgar devleti ilk başta bir kraliyet olarak kurulmuş.Sin embargo, el Tercer Estado búlgaro fue reconocido internacionalmente como un Reino.
İlk başta sadece ima ediyordum fakat daha sonra olduğu gibi söyledim.Sólo estaba dando unas pistas al principio, pero luego diría cómo es.
Ona göre ceza, en başta, yapılan kötülüğe karşılık yapılan bir ödeme olarak anlaşılıyordu.Se asignaban a esta unidad, como castigo, a presos que estaban desnutridos.
Joseph Nye yumuşak gücün başta gelen taraftarı ve teorisyenidir.Joseph Nye es el principal teórico del poder blando.
Vajinit başta zararsızdır.El negocio al comienzo era inofensivo.
"Perinçek davası sil baştan".Inmediatamente envíeme el verdugo».
İlk başta ona “Makine” dedi.Inicialmente se llamaba "Autobombo".
İlk başta işler gayet iyi gidiyordu.Al principio todo progresado bien.
Yani hala baştan sona eğlenceli bir patlama var.Dicho esto, es un bombazo de entretenimiento de principio a fin.
İlk başta meteorologlar, Gabrielle'in nereye gideceği hakkında emin değildiler.Esa gente no está mirando lo que realmente era Gabriela.
Yani daha baştan Abdallılar ve Gavrazlılar akraba olmuş ve her zaman birbirlerine yakın olmuşlardır.¿Sabe?, los pobres y los putos, siempre coincidimos.
ABD'nin 1776'da kuruluşundan bu yana, eyalet sayısı en baştaki 13'ten 50'ye yükselmiştir.Desde el establecimiento de los Estados Unidos, el número de estados ha aumentado de 13 a 50.
Yüce, Kutsal Kraliçemiz baştacımız, ey Meryem!Señora, Reina santa, Madre santa de Dios, María!
20 Aralık'ta maç baştan tekrar oynandı.El 21 de diciembre, se jugó el partido de vuelta.
İlk başta hızlı posta servisi olarak çalışıyorlardı.Empezó como un veloz avión correo civil.
Angel başta yardım etmek istemez.En un principio Wesley rehúsa ayudarlo.
Grubun başta bir ismi yoktu.En un principio la banda no contaba con un nombre.
Başta, geriye yatık bir tepelik vardır.Reaparece en Al fondo hay sitio.
Çoğu zaman başta bir diktatör bulunur.Mantiene desde el principio una actitud dictatorial.
25:5 Mahkeme, kadını baştan çıkaranı cezalandırmalı Ex.Los magistrados descartan 5-4 que la esposa del hombre tiene el derecho a tomar decisiones médicas por él.
Bu yüzden insanlığın baştan çıkaran oldu.Por un lado me humanizó.
En başta bile garip olduğunu göstermiştir.Sabía que era especial desde el principio.
El Şindega alanı ile birlikte El Bastakiya, Dubai'nin en eski yerleşim alanlarındandır.Junto con Al Shindagha, Al Bastakiya es una de las áreas residenciales más antiguas de Dubái.
İlk başta önemsememelerine rağmen ilk arkadaşlarını gölde boğulmuş olarak bulduktan sonra endişeleri artar.Si bien al principio rivalizan entre sí, conforme transcurre la trama se van volviendo amigos.
Ama bunu ilk başta anlamazlar.No lo pude entender al principio.
Onun için başta konuşmak istemediler, sustular.Al principio ellos no querían decírselo, pero les obligó a que hablaran.
Aileden hiç kimse başta bu mutantın tekerin patlamasına neden olduğunu bilmemektedir.Inicialmente, nadie comprendió la magnitud de la explosión.
Bununla birlikte filmi tümüyle baştan çekti.O sea, cambió toda la película.
Yaralıları taşımak için sahile yaklaşan filikalar da başta yoğun bir ateş altına alındı.Yo, al principio, atendía a los heridos en la misma línea de fuego.
İlk başta Gem ve Gemma'yı sevmiyordu.En un principio no tenía claro si le gustaba Ken o Joe (en Gatch.
Bunun yanında standart bir kötü karakter olan Kingpin’i adeta baştan yaratmıştır.Conversando un poco demasiado para el gusto de Kingpin.
Mini ilk başta Austin ve Morris markaları altında satılmıştır.Se dedicó a la producción de modelos de las marcas británicas Austin y Morris bajo licencia.
Bu öykü ilk başta dört bölüm uzunluğundaydı.Esta orden originalmente tenía cuatro grados.
Civcivleri ilk başta siyahtır.Las Negras mueven primero.
Devrim adada ilk başta iyi karşılandı.De ese modo la revolución inicialmente fue abortada.
Hat üzerindeki yolculuk baştan sona 41 dakika sürmektedir.El tiempo estimado de viaje de terminal a terminal es de 41 minutos.
Başta gelen tarımsal ürün, sulak soprakların %30'unda yetiştirilen mısırdır.El cultivo principal es la vid y representa el 30% de las áreas sembradas.