Artık yeni, bir hayata başlamak istediğini söyler.Est-elle prête à commencer une nouvelle vie ?
İyi ve kötü arasındaki sonu gelmeyen savaş tekrar başlamak üzeredir.La lutte épique entre le bien et le mal était sur le point de commencer de nouveau.
Kâğıt paranın kullanımı batılı ülkelerde olduğu gibi 19. yüzyılda başlamaktadır.Le dépôt légal se répand dans les pays occidentaux au cours du XIXe siècle.
Her şey bu sıralarda başlamaktadır.Cette fois tout commence.
Başlamak, işin yarısını bitirmek demektir.Son objectif : terminer dans la première moitié du classement.
Uzun, hilal şeklinde olan sırt yüzgeçleri uzunluklarının üçte ikisi kadar uzaklığından başlamaktadır.Il est appareillé en gros moellons retaillés jusqu'aux deux tiers de sa hauteur.
Birçoğu için, bu yeni bir altın çağın Bizans İmparatorluğu için başlamak üzere olduğunun bir işaretiydi.Pour bien des spectateurs, c’était le signe précurseur du nouvel âge d’or qui attendait l’empire byzantin.
Aniden ortaya çıkan bilinmeyen bir güç tarafından kasaba yok olmaya başlamaktadır.Le palais est soudain détruit par une force inconnue.
Ama hasta ollduğunu ileri süren Sadrazam buradan sefere başlamaktan çekindi.Mais la maladie qui l'emportera commençait à le miner.
Yeni bir çağ başlamak üzeredir.Une nouvelle ère s’amorce.
Perry 1995'te solo kariyerine başlamak için grubu bıraktı, kalan üyeler de sonra dağıldılar.En 1995, Linda Perry quitte le groupe pour commencer une carrière solo, le groupe est alors dissous.
Benim fikirlerim vardı piyanoyla başlamak gibi.C'est comme si je commençais à peindre.
Eylül'den itibaren yağış miktarı tekrar artmaya başlamaktadır.Dès septembre le débit remonte.
Pestisitin canlılar üzerindeki etkisi fetal yaşamdan itibaren başlamaktadır.Cette pathologie commence au cours de la vie du fœtus.
İkinci dönem, Ocak ayının ikinci haftasında başlamakta ve Nisan ayının ortasında sona ermektedir.On peut dire que cette deuxième phase de la bataille prit fin dans le courant du mois d'octobre.
Daha sonra diplomatik kariyerine başlamak üzere Floransa'ya gitti.Il revient ensuite au Slovan pour entamer sa carrière professionnelle.
El Salvador ülkesinin tarihi Meksika'da başlamaktadır.L'histoire de la caféiculture au Salvador commence après la période coloniale.
Sezonun ikinci yarısı ise Ocak'ın 2. haftasında başlamaktadır.La saison de la ponte commence à la seconde semaine de juin.
Şelale ile birlikte Kanyon başlamaktadır.Tout commence avec la poudre à canon.
Başlamak bitirmenin yarısıdır.Quien ha comenzado, ha hecho la mitad.
Başlamak üzereydim.Yo estaba a punto de comenzar.
Şimdi başlamak istiyorum.Quiero empezar ahora.
Ne zaman başlamak istersin?¿Cuándo quieres empezar?
Başlamak için dürüst olmalısın.Para comenzar, debes ser honesto.
Tom başlamak üzere.Tom está a punto de comenzar.
Başlamak istiyorum.Quiero empezar.
Başlamak zorundasın!¡Tienes que empezar!
Tatilim başlamak üzere.Están a punto de empezar mis vacaciones.
Açıkçası radyo kaynakları küçük başlamak ve daha büyük büyümek zorundadırlar.De forma evidente, las fuentes de radio deben comenzar con un tamaño pequeño y crecer.
Minnie ve Johnson yeni bir yaşama başlamak üzere Kaliforniya'dan ayrılırlar.Minnie y Dick Johnson se marchan de California para iniciar una nueva vida juntos.
Daha sonra diplomatik kariyerine başlamak üzere Floransa'ya gitti.Luego viaja a Florencia para emprender una carrera diplomática.
Yeni bir çağ başlamak üzeredir.Comienza una nueva era.
İyi ve kötü arasındaki sonu gelmeyen savaş tekrar başlamak üzeredir.La batalla entre el bien y el mal ha comenzado.
İşte bu noktada oyun başlamaktadır.Aquí es donde comienza el juego.
Bu olay üzerine Flyleaf grubunun üyeleri Ocak ayında kayda başlamak umuduyla yeni müzikler yazmaya başladılar.Los miembros de Flyleaf empezaron a escribir música nueva, con la esperanza de empezar a grabar en enero.
Bir gizem duygusunun bulunduğu şarkı, yumuşak ve yavaşça çalan bir piyano ile başlamaktadır.La canción tiene una sensación de misterio y comienza lenta y suavemente con una introducción de piano.
Hayali, başka bir ülkede yeni bir hayata başlamaktır.Tiene miedo de empezar una nueva vida en otro bosque.
Bu sebeple pek çok resmi yabancı heyet, Ermenistan ziyaretine buradan başlamaktadır.De este modo comenzaron a aparecer en la escena política egipcia un buen número de partidos políticos nuevos.
Boone kibarca teklifi reddetti çünkü eşiyle yeni bir hayata başlamak istiyordu.Ella respetuosamente rechazó la oferta porque quería pasar más tiempo con su familia.
Bu hikâye, doğup büyüdüğü mahalleyi ziyaret etmesiyle başlamaktadır.La Prove ha mostrado un fuerte compromiso con la ciudad que la vio nacer y crecer.
İplerden gelerek ya da normal yerinden koşturmaya başlamak gerekir.Más vale que corras o en sus garras caes.
1924'te başlamak üzere ABD'de sinema filmlerinde göründü.Apareció por primera vez en películas en Estados Unidos en 1924.
1501: Michelangelo, David heykeli üzerinde çalışmaya başlamak için memleketi Floransa'ya döndü.1501: en la República de Florencia, Miguel Ángel comienza su trabajo en la estatua de David.
Filmin başlangıcı, ilk filmin sona erdiği yerden başlamaktadır.La película comienza donde termina la primera parte dejó.
Bu eğitim Türkiye'de kısıtlı sayıda okulda verilmektedir ve lisede başlamaktadır.Hoy en día es enseñado en algunas escuelas primarias y puede ser estudiado en la TAFE.
Theodo ile birlikte gerçek Bavyera Tarihi başlamaktadır.Es con Teodón II que comienza la historia documentada de Baviera.
Bu şarkı 8.dakikadan sonra başlamaktadır.La canción dura ocho minutos.
Rota Heveg Köyü'nden başlamaktadır.La carretera empieza en Vila Baleira.
Çok uzaklarda, hiç kimse olarak yeni bir hayata başlamak ister.Desafortunadamente, casi nadie puede escribir uno nuevo.
Fiyatı 26.400 Euro'dan başlamaktadır.El precio para Europa comienza en los 26.203 €.
İkinci bölüm Haklı Savaştan Güzel Barışa başlığı ile başlamaktadır.Se pelean nuevamente, hasta el capítulo The Good Fight.
Orijinal filmdeki olaylardan iki ay öncesinden başlamaktadır.Se lleva a cabo dos años después de los eventos de la primera película.
En kısa sürede başlamak zorunda.Deve iniziare al più presto.
Hayali, başka bir ülkede yeni bir hayata başlamaktır.Decide allora di iniziare una nuova vita altrove.
Başlamak için fazla istekliyim."Non vedo l'ora di iniziare."
Kitap, Başlangıç bölümüyle başlamaktadır.Al contrario iniziate dal settore introduttivo.
Theodo ile birlikte gerçek Bavyera Tarihi başlamaktadır.È con Teodone che inizia la storia documentata della Baviera.
İşte bu noktada oyun başlamaktadır.È in questo momento che inizia il gioco.
Birinci Dünya savaşı başlamak üzeredir.Inizia la Prima guerra mondiale.
Bu göreve başlamak üzere Eylül'de İstanbul'a gelebildi. .Giunse a Cartagena ad ottobre per assumere l'incarico.