İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Nárek bude na uliciach pre víno, zatemnená bude všetka radosť, odstehuje sa veselosť zeme.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Naříkání bude na ulicích pro víno, zatemněno bude všeliké veselí, odstěhuje se radost země.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Narzekanie będzie na ulicach dla wina; zaćmione będzie wszelkie wesele, a przeniesie się radość ziemi.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Người ta kêu la trong đường phố vì cớ rượu; mọi sự vui đều trở nên tăm tối; sự mừng rỡ trong xứ đi đâu rồi!
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Người_ta kêu_la trong đường_phố vì cớ rượu ; mọi sự vui đều trở_nên tăm_tối ; sự mừng_rỡ trong xứ đi đâu rồi !
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.On crie dans les rues, parce que le vin manque; Toute réjouissance a disparu, L`allégresse est bannie du pays.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.På gatene lyder klagerop over vinen; all glede er borte, landets fryd er blitt landflyktig.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Per le strade si lamentano, perché non c'è vino; ogni gioia è scomparsa, se ne è andata la letizia dal paese
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Pe uliţe se strigă după vin; s'a dus orice desfătare, nu mai este nicio veselie în ţară.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Viinistä on kaduilla valitus, kaikki ilo on mennyt mailleen, riemu maasta paennut.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Κραυγη ειναι εν ταις οδοις δια τον οινον πασα ευθυμια παρηλθεν η χαρα του τοπου εφυγεν.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Вик има по улиците за виното; Всяка радост се помрачи: веселието на земята е отишло в плен.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Плачут о вине на улицах; помрачилась всякая радость; изгнано всякоевеселие земли.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.צוחה על היין בחוצות ערבה כל שמחה גלה משוש הארץ׃
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.صراخ على الخمر في الازقة. غرب كل فرح. انتفى سرور الارض.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.在 街 上 因 酒 有 悲 歎 的 聲 音 . 一 切 喜 樂 變 為 昏 暗 . 地 上 的 歡 樂 歸 於 無 有
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.在 街上 因 酒 有 悲歎 的 聲音 . 一切 喜 樂變為 昏暗 . 地上 的 歡樂歸 於 無有
[kendi dilinde]: Bu normal değil, abi! [üst üste bağrışmalar]C'est pas normal, Bruv.
[kendi dilinde]: Durdurun bu boktan şeyi. [üst üste bağrışmalar]Ça suffit, bon sang !
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.Allora tutta la comunità alzò la voce e diede in alte grida; il popolo pianse tutta quella notte
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.Cả hội chúng bèn cất tiếng la lên, và dân sự khóc lóc trong đêm đó.
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.Cả hội chúng bèn cất_tiếng la lên , và dân_sự khóc_lóc trong đêm đó .
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.Då begynte hela menigheten ropa och skria, och folket grät den natten.
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.Da fuhr die ganze Gemeinde auf und schrie, und das Volk weinte die Nacht.
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.Da opløftede hele Menigheden sin Røst og brød ud i Klageråb, og Folket græd Natten igennem.
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.Da tok hele menigheten til å rope og skrike, og folket gråt hele natten.
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.Então toda a congregação levantou a voz e gritou; e o povo chorou naquela noite.
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.Entonces toda la congregación gritó y dio voces; el pueblo lloró aquella noche
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.És felemelé szavát az egész gyülekezet, és síra a nép azon az éjszakán.
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.온 회중이 소리를 높여 부르짖으며 밤새도록 백성이 곡하였더라
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.Sepanjang malam umat Israel berteriak-teriak dan menangis-nangis
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.Silloin koko kansa alkoi huutaa ja parkua, ja kansa itki sen yön.
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.Tedaj zažene vsa občina krik in vpije, in ljustvo prejoka celo noč.
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.Tedy wzruszywszy się wszystko mnóstwo krzyczeli i płakał lud przez onę noc.
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.Tehdy pozdvihše se všecko množství, křičeli, a plakal lid v tu noc.
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.Toată adunarea a ridicat glasul şi a început să ţipe. Şi poporul a plîns în noaptea aceea.
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.Toen begon het hele volk luid te klagen en ging daar de hele nacht mee door.
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.Toute l`assemblée éleva la voix et poussa des cris, et le peuple pleura pendant la nuit.
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.Tu sa pozdvihla celá obec, a dali sa kričať, a ľud plakal celú tú noc.
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.Και πασα η συναγωγη υψωσασα την φωνην αυτης εβοησε και εκλαυσεν ο λαος την νυκτα εκεινην.
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.И подняло все общество вопль, и плакал народво всю ту ночь;
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.Тогава цялото общество извика с висок глас, и людете плакаха през оная нощ.
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.ותשא כל העדה ויתנו את קולם ויבכו העם בלילה ההוא׃
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.فرفعت كل الجماعة صوتها وصرخت وبكى الشعب تلك الليلة.
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.當 下 全 會 眾 大 聲 喧 嚷 、 那 夜 百 姓 都 哭 號
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.當下 全會眾 大 聲 喧嚷 、 那 夜 百姓 都 哭號
Onlar ise, gölün üstünde yürüdüğünü görünce Onu hayalet sanarak bağrıştılar.Ale oni, keď ho videli chodiť po mori, domnievali sa, že je to obluda, a skríkli,
Onlar ise, gölün üstünde yürüdüğünü görünce Onu hayalet sanarak bağrıştılar.Ale oni ujrzawszy go chodzącego po morzu, mniemali, żeby była obłuda, i krzyknęli:
Onlar ise, gölün üstünde yürüdüğünü görünce Onu hayalet sanarak bağrıştılar.Azok pedig látván õt a tengeren járni, kisértetnek vélték, és felkiáltának;
Onlar ise, gölün üstünde yürüdüğünü görünce Onu hayalet sanarak bağrıştılar.Cînd L-au văzut ei umblînd pe mare, li s'a părut că este o nălucă, şi au ţipat;
Onlar ise, gölün üstünde yürüdüğünü görünce Onu hayalet sanarak bağrıştılar.eles, porém, ao vê-lo andando sobre o mar, pensaram que era um fantasma e gritaram;
Onlar ise, gölün üstünde yürüdüğünü görünce Onu hayalet sanarak bağrıştılar.Essi, vedendolo camminare sul mare, pensarono: «E' un fantasma», e cominciarono a gridare
Onlar ise, gölün üstünde yürüdüğünü görünce Onu hayalet sanarak bağrıştılar.제자들이 그의 바다 위로 걸어 오심을 보고 유령인가 하여 소리 지르니
Onlar ise, gölün üstünde yürüdüğünü görünce Onu hayalet sanarak bağrıştılar.Men da de så ham vandre på sjøen, trodde de at det var et spøkelse, og de skrek;
Onlar ise, gölün üstünde yürüdüğünü görünce Onu hayalet sanarak bağrıştılar.Men da de så ham vandre på Søen, mente de, at det var et Spøgelse, og de skrege.
Onlar ise, gölün üstünde yürüdüğünü görünce Onu hayalet sanarak bağrıştılar.Men när de fingo se honom gå på sjön, trodde de att det var en vålnad och ropade högt;
Onlar ise, gölün üstünde yürüdüğünü görünce Onu hayalet sanarak bağrıştılar.Môn đồ thấy Ngài đi bộ trên mặt biển ngỡ là ma, nên la lên;
Onlar ise, gölün üstünde yürüdüğünü görünce Onu hayalet sanarak bağrıştılar.Môn_đồ thấy Ngài đi bộ trên mặt_biển ngỡ là ma , nên la lên ;
Onlar ise, gölün üstünde yürüdüğünü görünce Onu hayalet sanarak bağrıştılar.Mutta nähdessään hänen kävelevän järven päällä he luulivat häntä aaveeksi ja rupesivat huutamaan;
Onlar ise, gölün üstünde yürüdüğünü görünce Onu hayalet sanarak bağrıştılar.Oni pak uzřevše jej, an chodí po moři, domnívali se, že by obluda byla, i zkřikli.