bağlama ile cümle
bağlama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Belirli bir ortamda (örneğin ofis) insanları bir araya getirmek ve bağlamak için eşanlamlıdır.It is a synonym for gathering and connecting people in a certain environment (e.g. the office).
Özellikle Noether teoremi, bazı korunum yasalarını kesin simetrilere bağlamaktadır.Specifically, Noether's theorem connects some conservation laws to certain symmetries.
Ama kentleri fiilen kendisine bağlama yoluna gitti.Thereafter, her spirit ceased to trouble the town.
Üçüncü bir ekranı bağlamak için, cihazın kendi ekranı kapatılmalıdır.To connect a third display the 2-in-1's own screen should be turned off.
Kısa saplı bağlama, bir bağlama türüdür.A Sleeve coupling is a basic type of coupling.
Bütçenin kabulü dışındaki konular hakkındaki kararlar, üye ülkeleri bağlamaz.Apart from approval of budgetary matters, resolutions are not binding on the members.
Bu bileşenleri bağlamak için sinyal kabloları (analog ses, hoparlör, dijital ses vb.) kullanılır.Signal cables (analog audio, speaker, digital audio etc.) are used to link these components.
Dönüşüm, diziyle ilişkilendirilmiş üretici işlevleri birbirine bağlamaktadır.The transform connects the generating functions associated with the series.
At bağlamak için kurulan direk.Predisposes the horse to plaiting.
İp boyunun ne kadarını bağlamak için kullanır?Aşk Kaç Beden Giyer?
Bu problem uygun bir bağlama sokulmalıdır.To address this problem, appropriate cross-layer cooperation is required.
Onları kendinden kopmayacak şekilde bağlamayı başardı ve hiçbir zaman ihanete uğramadı.He swore that he would be part of China forever and never betray.
Sellotape genellikle birleştirme, yapıştırma, bağlama ve tamir için kullanılır.Sellotape is generally used for joining, sealing, attaching and mending.
Ancak bu gelişmeyi sadece Sâmânîler dönemine bağlamak doğru değildir.This is not just a matter of being right about the past.
Bunu iklim değişikliğine bağlamak mümkündür.It is threatened by climate change.
İkizler, Dirce'yi bir boğanın boynuzlarına bağlamak suretiyle öldürülmüşlerdir.They kill Dirce by tying her to the horns of a bull.
Kısa mesafeli yollar ise bu iki ana yolun arasını bağlamak amacıyla inşa edilmiştir.The Iditarod Trail was established on the path between these two towns.
Doğu'da Gare d'Austerlitz hattını ve batı'da Boulogne - Pont de Saint-Cloud hattını bağlamaktadır.Its two termini are Gare d'Austerlitz and Boulogne – Pont de Saint-Cloud.
Bağlamada kendi stiliyle yeni bir tarz yarattı.Later he developed a distinctive style of his own.
Diğer durumlarda ışıklifi, optik lif olmayan sensörü ölçüm sistemine bağlamak için kullanılır.In other cases, fiber is used to connect a non-fiberoptic sensor to a measurement system.
Bu yüzden ben bilgisayara bağlamakSo I connect it to the machine
Diğer bazılarınız bunun grubu birbirine bağlamak için kullanılan sosyal bir rolü olduğunu düşünür.Others think that it has more of a social role, that it's used to bind the group.
Hepimizi bağlayan, bağlaması gereken derin moral meseledir.It's a profound moral matter that engages and should engage us all.
Onları internete bağlamak çok çok iyi bir fikir.It's a very, very good idea to get them wired.
Uluslar arasındaki farklılıkları birbirine bağlamanın bir yolunu bulmak kesinlikle çok önemlidir.It is absolutely essential that we find the means for bridging the difference between nations.
Eğitim olarak ise belki de hepsinden bariz olarak insanları bağlama şeklimizi değiştirebiliriz.In terms of education, perhaps most obviously of all, we can transform how we engage people.
Then I heard someone playing bağlama.We passed by the bakery on our way to there.
With the bağlama in his hands. He was playing and singing.The sound was luring me to it.
When he put the bağlama aside, I returned to the world.Like I was nailed to the spot.
Do we have a bağlama then?Only once in 40 years.
Even better than the bağlama?You gave me the best present that could be given.
NALLAMA VE BAĞLAMASHOElNG AND ROPlNG
Bu içerik kalbimizi sonuca bağlamamaktır.That component is that we cannot be attached to outcome.
Devlet kurumlarının mekanizmalarını birbirine bağlamalıyız.We have to engage with the machinery of government.
Bağlamak isterdim maalesef hiç kravatım yok.I would, but I don't have one.
Kravat bağlamayı biliyor musunuz?Can you tie a tie?
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.I went for a walk on the beach, watching the fishermen bundle their nets into mounds on the sand.
Yani başka birçok kullanıcıyı bağlamak için ne kaynağı, ne de teşviği var.So it has neither the resources, nor the incentives, to hook up many other users.
Şimdi sizden kemerlerinizi bağlamanızı ve şapkalarınızı takmanızı istiyorum.So I now would like you to put your seat belts on and put your hats on.
Bu fikri bir sonuca bağlamak istiyorum biraz çılgınca bir şey.So I want to extrapolate on this idea a bit with something that's a little bit crazy.
Önce biz çene bağlamaBefore we mount the jaws
Sözü bağlamak gerekirse, başka uygulamalar da ufukta görülüyor.To conclude, there are also other applications at the horizon.
Buna Otomatik Bağlama Tuğlası dediler.It was called the Automatic Binding Brick.
Programlamanın, kablolarla bağlamanın, lehimlemenin yerineInstead of having to program, to wire, to solder,
Yaratıcılık ve uygulamayı yeniden birbirine bağlamalıyız.We need to stitch back creation and execution.
Heykel referans noktamız, ve o Leonardo'nun kimliğini bu üç yüze bağlamaktadır.The statue is the reference, and it connects the identity of Leonardo to those three faces.
Göz bağlama numarasından sonraydı o.It was after the blindfold.
Ve bir alet bağlamak istediğinizde yanlızca ampulünüzü çıkarırdınız.And you would just unscrew your light bulb if you wanted to plug in an appliance.
Biz bazı oksijen bağlamak, daha büyük olasılıkla ortaya koyuyor biz daha fazla bağlamak.So as we bind to some oxygen, it makes it more likely that we'll bind to more.
Öyleyse, bunlar geleceğin şehirleri ve onları birbirine bağlamalıyız.So, these are the cities of the future, and we have to engage them.
Diğer seçeneğiniz, daha uzun süreyle bağlamak.Now your other option is, you could lock it in.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.And in Afghanistan, we're trying new approaches -- access negotiators.
Kablo kanalı dışında herhangi bir bağlama fişleri olduğundan emin olunMake sure any connecting plugs are outside of the cable channel
Seri bağlama, her elementin birbiri arkasına bağlanması demektir. -Series just means that everything in the circuit is after one another, right?
Bu yol çoğumuza öğretilen bağlama şekli.This is the way that most of us were taught to tie our shoes.
Sadece şempanzeler ile bu görünüşü sevdiğimiz kavramını bağlamak.Just wire the chimps up to love that look, and apparently they do.
Sizi mümkün olan en kolay ve güvenilir şekilde sitemize bağlamaya çalışıyoruz.Google Plus Sign-In means simplicity and security.
Böylece zaten nadir bulunan yardımcılara bel bağlamak zorunda kalmazlar.So they don't have to rely on people that are getting scarcer to help them.
Bu yazılımı herkese verin ve onlara istedikleri bilgisayara bağlamalarını söyleyin.Put it all on this, give the software away for free - because after all, it is Free Software.
Bu da olabilir, ama kendini bununla bağlamazsın.It can happen, but you've not tied yourself to it.