bağlama ile cümle

bağlama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bu, bağlama bağlıdır.It depends on the context.
Sürücü bize emniyet kemerlerimizi bağlamamızıı tavsiye etti.The driver advised us to fasten our seat belts.
Bu yol iki şehri bağlamaktadır.This road connects the two cities.
Ebeveynlerine çok fazla bel bağlama.Don't depend on your parents too much.
Saçımı bir atkuyruğu bağlamak için bir kurdele kullandım.I used a ribbon to tie my hair into a ponytail.
Onun yardımına bel bağlamayın.Don't count on his assistance.
Onlar bir demiryolu ile şehirleri birbirine bağlamayı planlıyorlar.They are planning to connect the cities with a railroad.
Kuzey Amerika'da emniyet kemerinizi bağlamamanız yasaya aykırıdır.In North America it is against the law to fail to fasten your seatbelt.
O ona emniyet kemerini bağlamasını tavsiye etti.She advised him to fasten his seat belt.
O, nasıl yapacağını bilmediği için, o, ona kravatını bağlaması için yardım etti.She helped him tie his tie because he didn't know how to.
Ona kravatını bağlaması için yardımcı oldu.She helped him tie his tie.
Tom ayakkabılarını bağlamayı unuttuğunu fark etti.Tom became aware that he had forgotten to tie his shoes.
Bundan sonra, Mike Hiroshi'ye emniyet kemerini bağlamasını söyler.After that, Mike tells Hiroshi to fasten his seat belt.
O, bağlama bağlıdır.That depends on the context.
Ayakkabılarımı bağlamak için çömeldim.I knelt down to tie my shoes.
At koşum bağlama yarışmasına katıldı.He participated in the horse dressage competition.
Mary telefonunu henüz internete bağlamadı.Mary hasn't connected her phone to the Internet yet.
Onların işi bilgisayarları ağa bağlamaktır.Their job is to connect the computers to the network.
Buna bel bağlamam.I wouldn't count on that happening.
Kendi ayakkabılarını bağlamayı öğrendiğinde kaç yaşındaydın?How old were you when you learned to tie your own shoes?
Ayakkabısını bağlamak için eğildi.He bent over to tie his shoe.
Onu bağlama.Don't fixate on that.
Beni bağlama.Don't tie me up.
Ben olsam buna bel bağlamazdım.I wouldn't count on it.
Bu kravatı bağlamak zor.This necktie is hard to tie.
Tom ayakkabılarını bağlamak için eğildi.Tom bent over to tie his shoes.
Ben beş yaşındayken kendi kendime ayakkabı bağlarımı bağlamayı öğrendim.I learned to tie my shoelaces by myself at the age of five.
Tom, John'un kravatını bağlamasına yardımcı oldu.Tom helped John tie his tie.
Tom, Mary'nin ayakkabılarını bağlamasına yardımcı oldu.Tom had Mary help him tie his shoes.
Bir uçakta emniyet kemerlerini bağlamalısın.You must fasten your safety belts in a plane.
Tom ayakkabı bağlarını bağlamak için eğildi.Tom leaned over to tie his shoelaces.
İnternete bir PC bağlamak roket bilimi değildir.Connecting a PC to the internet is not rocket science.
Bir bilgisayarı internete bağlamak roket bilimi değildir.Connecting a PC to the internet isn't rocket science.
Bu kabloyu jeneratöre bağlamamız gerekiyor.We need to connect this cable to the generator.
Karalar bağlamamış kimse yoktu.There wasn't a dry eye in the house.
Bu kravatı bağlamama yardımcı olabilir misiniz?Can you help me tie this tie?
Tom'a çok bel bağlama.Don't depend on Tom too much.
Tom ayakkabısını bağlamak için öne doğru eğildi.Tom bent down to tie his shoe.
Ayakkabı bağcıklarını senin için bağlamayacağım.I won't tie your shoelaces for you.
Tom kare bir düğüm bağlamayı öğrenmek istediğini söyledi.Tom said he wanted to learn how to tie a square knot.
Mary atları bağlama direğine bağladı.Mary tied the horses to the hitching post.
Tom atını bağlama direğine bağladı.Tom tied his horse to the hitching post.
Sami, Leyla'yı boğmak için bir bağlama ipi kullandı.Sami used a ligature to strangle Layla.
Tom hâlâ kendi ayakkabılarını bağlamak için çok küçük.Tom is still too young to tie his own shoes.
Sami bağlamalı oruç tuttu.Sami performed sawm al-wisal.
Haftada üç kez bağlama dersi alıyor.He takes bağlama lessons three times a week.
Almanya'daki bir Kürt düğününde bağlamasıyla bir türkü çaldı.He played a Turkish folk tune on his baglama at a Kurdish wedding in Germany.
Bağlama kursuna yazılacağım.I'll sign up for baglama lessons.
Bence bu aşırı umut bağlamak olur.I think that that would be too much to hope for.
Bence bu kadar umut bağlamak çok fazla olur.I think that that would be too much to hope for.
Şirketler metro Ethernet'i, kendi ofislerini birbirine bağlamak için de kullanabilirler.Businesses can also use metropolitan-area Ethernet to connect their own offices to each other.
Bununla birlikte, Linux'u sisteme bağlama çabaları gösterildi.However, efforts have been made to port Linux to the system.
Palmas Havalimanı, Palmas'ı Breziya'nın diğer şehirlerine bağlamaktadır.The Palmas Airport connects Palmas with many Brazilian cities.
İletken polimerlerin bant yapıları, sıkı bağlama modeliyle kolayca hesaplanabilir.The band structures of conductive polymers can easily be calculated with a tight binding model.
Ayrıca model çekirdeklerin nükleer bağlama enerjisi için iyi tahminlerde bulundu.The model also gave good predictions for the nuclear binding energy of nuclei.
Oyunu oynamak için herhangi bir PCden İnternete bağlamak yeterlidir.Some DRM games are required to connect to the Internet in order to play them.
Avusturya - Zell am See şehri, hava tahliyesi Schmittenhöhe Dağı ile şehri bağlamaktadır.In Zell am See, Austria, an aerial lift connects the city with Schmittenhöhe mountain.
Elektrichka olarak bilinen bölgesel trenler, yakın kasaba ve köyleri Harkov'a bağlamaktadır.Regional trains known as elektrichkas connect Kharkiv with nearby towns and villages.
Aboneleri daha büyük servislere ya da Internet'e bağlamak için kullanılır.It is commonly used to connect subscribers to a larger service network or the Internet.
Geçiş metali iyonlarını bağlama yeteneği için dikkat çekicidir.It is noteworthy for its ability to bind transition metal ions.
İlgili Sayfalar