bağlam ile cümle
bağlam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu bağlamda, ulusun kaderinde kendi rolünün bilincindeydi.In this context, she was conscious of her own role in the destiny of the nation.
Psikiyatrik bir bağlamda, disfori depresyon, anksiyete veya ajitasyona eşlik edebilir.In a psychiatric context, dysphoria may accompany depression, anxiety, or agitation.
Sahte teslimiyet, savaş bağlamında bir tür hainliktir.False surrender is a type of perfidy in the context of war.
Uyarıcı-tepki bağlamaStimulus-response binding
Siyasi rolü ve bağlamıPolitical role and context
Terim genellikle dini bağlamlarda kullanılır, bazen dini metinlerdeki pasajlara atıfta bulunur.The term is often used in religious contexts, sometimes referring to passages in religious texts.
Sosyo-politik bağlamSocio-political context
Windows XP'de WIA, LocalSystem bağlamında çalışır.In Windows XP, WIA runs in the LocalSystem context.
Olumlu kodlama bağlamları, sağ fusiform girustaki aktiviteye bağlıdır.Positive encoding contexts have been connected to activity in the right fusiform gyrus.
Meme bağlamaBreast binding
Bu kriterleri haç sembolizminin mevcut bağlamına uygulamak gerekirse:To apply these criteria to the present context of the symbolism of the cross:
Modern yasal bağlamlarda cinsel taciz yasa dışıdır.In modern legal contexts, sexual harassment is illegal.
Farklı nedenlerle, farklı zamanlarda değişen iki şeyi birbirine bağlamak kötü bir tasarım olur.It would be a bad design to couple two things that change for different reasons at different times.
Heschel'in kızı Susannah, babasının adının bu bağlamda benimsenmesine itiraz etti.[1]Heschel's daughter, Susannah, has objected to the adoption of her father's name in this context.[17]
Bu bağlamda, iletişim iki yönlü bir süreçtir.In this regard, communication is a two-way process.
Bu nedenle, mesaj alışverişini şekillendiren bağlama daha fazla önem verilir.For this reason, more prominence is given to the context that shapes the exchange of messages.
Bu bağlamlar bazen sosyal, ilişkisel ve kültürel bağlamlar olarak ayrılır.They are sometimes divided into social, relational, and cultural contexts.
İki muhrip, iki küçük torpido botu ve dört denizaltının bağlama limanı olarak kullanılmıştır.[1]It was the home port for two destroyers, two small torpedo boats, and four submarines.[1]
Kayıtların bir dil öğretimi bağlamında yeniden kullanılması öngörülmektedir.The re-use of the recordings in a language teaching context is envisaged.
Bu bağlamda Stokes sayısı, durma süresi ile keplerian frekans değerlerinin çarpımıdır.The Stokes number in this context is the product of stopping time and the keplerian frequency.
Doğu Akdeniz'deki Moğol saldırıları bağlamında Şakhab Muharebesi, 1299–1300The Battle of Marj al-Saffar in context of the Mongol offensives in the Levant, 1299–1300
Genel bir bağlamda her ikisi de tarıma atıfta bulunabilir.Within agriculture, both can refer to any kind of soil agitation.
Bağlama 2. süblimasyon 9.Conjunction 2. Sublimation 9.
Ek olarak, herhangi bir psikometrik ölçüm, yeteneğin bağlama bağlı olduğunu dikkate almalıdır.In addition, any psychometric measurement must take into account that aptitude is context-dependent.
Ayakkabısını bağlamak için eğildi.Er bückte sich, um sich den Schuh zuzubinden.
Bağlama kursuna yazılacağım.Ich werde mich in einen Baglama-Kurs einschreiben.
Bu bağlamda 2002 yılında Rusya'da HIV-Virüsü taşıyan çocukları ziyaret etmiştir.So besuchte sie 2002 HIV-infizierte Kinder in Russland.
Bu bağlamda göğe doğru olmayı belirtir.Er schafft die Verbindung der Erde zum Himmelsreich.
O da Müslüman bağlamlarda özellikle çevre etiği ve hayvan hakları üzerine yazmıştır.Er hat auch über Umwelt-Ethik und Tierrechte, vor allem in muslimischen Kontexten geschrieben.
Toplumsal cinsiyet bağlamında yaşanılabilecek şeyler, insan bedeninin sahip olduğu olanaklara bağlıdır.Das, was man als Gender leben könne, sei letztlich abhängig davon, welche körperlichen Möglichkeiten man habe.
Budizm bağlamındaki gizli hazineler tamamen yeni değildir.Im buddhistischen Kontext sind verborgene Schätze aber nicht etwas völlig Neuartiges.
Günümüzde, dünya ticareti, karşımıza küreselleşme bağlamında çıkmaktadır.Heute steht der Welthandel im Kontext der Globalisierung.
Bu bağlamda daha çok Marx ile gündeme gelmiştir.Dabei kam er in engeren Kontakt mit Marx.
Kuzeybatı'da Saint-Lazare hattını ve güneydoğu'da Olympiades hattını bağlamaktadır.Sie verbindet die Stationen Saint-Lazare im Nordwesten und Olympiades im Südosten von Paris.
Nâzım Hikmet’ten derlediği bir kolajı, bu dersler bağlamında sahneye koydu.Gezeigt wird ein Eleve an der Longe, unterrichtet von einem Bereiter.
Bu durum yalnızca kültürel bağlamda bir İranlı milleti meydana getirmiştir.Für eine Nachbarin bedeutet das jedoch nur Verantwortungslosigkeit.
Kraliçe Lisargo'ya Lubino'yu bağlamış olduğu ağaçtan çözmesi emrini verir.Die Königin befiehlt, Lubino loszubinden.
Köprü Seocho ile Yongsan semtlerini birbirine bağlamaktadır.Sie verbindet die Bezirke Seocho und Yongsan.
Bu bağlamda bilgiyi yönetecek de yine insandır.Urheber der Information ist aber auch an dieser Stelle der Mensch.
Nesneler ve durumlar Dünya'nın dilsel olarak kavranışı sayesinde anlamsal bağlamlara dönüşürler.Dinge und Sachverhalte werden durch die sprachliche Auffassung der Welt in Sinnzusammenhänge gebracht.
İtalya'nın politikaları bu bağlamda oluşturulur.Das politische System Italiens reflektiert dies.
Dayı (annenin erkek kardeşi) sözcüğü ile bu bağlamda ilişkilidir.Hier macht sich die Vorstellung vom Stammvater fest.
Bu bağlamda imparator, kralların kralıdır.In diesem Beispiel ist der König der Täter.
Böylece bu kutsal ağaç, dünyanın her üç katını -gök, yer ve yeraltı dünyalarını- birbirine bağlamaktadır.Somit verbindet er die drei Ebenen Himmel, Erde und Unterwelt.
İp boyunun ne kadarını bağlamak için kullanır?Wie viele Klammern werden benötigt?
Bu bağlamda orduyu bile kullanmaya gerek görmedi.Das Regiment musste dazu keine Waffengewalt anwenden.
Arnie'yi kendine bağlamıştır.Dabei nimmt sie zugleich Artie in ihre Obhut.
Örneğin “sıfır” kelimesi değişik bağlamlarda değişik anlamlar ifade eder.Dies ist der Grund warum z. B. „blau“ auf unterschiedlichen Monitoren unterschiedlich aussieht.
1995 yılında Sindelhöyük kasabasında saz bağlama ve depolama tesisi kurulmuştur.Rütten und Loening 1995 Der Schattenesser.
Bu bağlamda sıralamada, Horn Burnu, Diego Ramirez Adaları ve Ateş Toprakları burasını geride bırakır.In dieser Hinsicht laufen ihr das Kap Hoorn, die Diego-Ramírez-Inseln und Feuerland den Rang ab.
İkizler, Dirce'yi bir boğanın boynuzlarına bağlamak suretiyle öldürülmüşlerdir.Auf der linken Seite wird Saturninus an einen Stier gebunden zu Tode geschleift.
Bu bağlamda aynı kültüre ait bir yerleşme olarak görülmektedir.Ähnliches wird hier paarig zu einer Einheit zusammengefügt.
KKT pragmatik bir felsefe olan fonksiyonel bağlamcılık ile geliştirilmiştir.Seine Theologie war verknüpft mit einem philosophisch tragenden Fundament.
Bu bağlamda ilah Thot insanda vicdan ve sezgi tarzında beliren kelamı simgeler.Hierbei bedeutet Tju verborgen, geheim und runga persönlich.
Bu bağlamda özellikle önemli bir örnek gülmedir.Ein besonders wichtiges Beispiel ist in diesem Zusammenhang das Lächeln.
Bu başarısızlığı kimileri yanlış single seçimlerine bağlamıştır.Allerdings nur aufgrund einiger krasser Fehlentscheidungen.
Verimsizlik terimi, kullanıldığı bağlama göre farklı anlamlar kazanabilmektedir.Der Begriff Vollaussteuerung hat, abhängig von der Zielsetzung der Aussteuerung, unterschiedliche Bedeutungen.
Bu bağlamda Irak'ın bağımsızlığının özel bir önemi vardır...In diesem Zusammenhang kommt der Erhebung des Irak besondere Bedeutung zu.
Bu bağlamda teğet projeksiyonlar ve kesen projeksiyonlardan söz edilir.Dazu waren Projektoren und andere Wiedergabegeräte zu sehen.
Bir köleyi bağlamak için daha birçok bağlama pozisyonu bulunur.Viele Einwohner werden in die Sklaverei verschleppt.