bağlam ile cümle

bağlam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bilinmeyen bağlamНевідомий контекст
Bilinmeyen BağlamНевідомий контекст
Bir bilgisayara bağlamam gerekiyordu, yani her yerde eğitemiyordum.A trebuit să-l leg la un calculator, deci nu puteam să-l programez oriunde.
Bir bilgisayara bağlamam gerekiyordu, yani her yerde eğitemiyordum.Dovevo collegarlo a un computer, per cui non potevo addestrarlo in ogni luogo.
Bir bilgisayara bağlamam gerekiyordu, yani her yerde eğitemiyordum.Ich musste ihn mit einem Computer verbinden, ich konnte ihn nicht irgendwo trainieren.
Bir bilgisayara bağlamam gerekiyordu, yani her yerde eğitemiyordum.Ik moest hem op een computer aansluiten, dus ik kon niet zomaar overal oefenen.
Bir bilgisayara bağlamam gerekiyordu, yani her yerde eğitemiyordum.J'ai dû le connecter à un ordinateur, je ne pouvais donc pas l'entrainer n'importe où.
Bir bilgisayara bağlamam gerekiyordu, yani her yerde eğitemiyordum.그리고 컴퓨터에 연결해야 했기 때문에 아무데서나 훈련시킬 수는 없었어요.
Bir bilgisayara bağlamam gerekiyordu, yani her yerde eğitemiyordum.Musiałam podłączać ją do komputera, więc nie mogłam trenować gdziekolwiek.
Bir bilgisayara bağlamam gerekiyordu, yani her yerde eğitemiyordum.Tuve que conectarlo a un computador, así que no podía entrenarlo en cualquier parte.
Bir bilgisayara bağlamam gerekiyordu, yani her yerde eğitemiyordum.Έπρεπε να το εφαρμόζω σε έναν υπολογιστή, επομένως δε μπορούσα να το εκπαιδεύω παντού.
Bir bilgisayara bağlamam gerekiyordu, yani her yerde eğitemiyordum.Мне нужно было оставаться подключённой к компьютеру, я не могла обучать протез где угодно.
Bir bilgisayara bağlamam gerekiyordu, yani her yerde eğitemiyordum.Налагаше се да я включвам към компютър, така че не можех да я програмирам където и да е.
Bir bilgisayara bağlamam gerekiyordu, yani her yerde eğitemiyordum.נאלצתי לחבר אותה למחשב, אז לא יכולתי לאפס אותה בכל מקום.
Bir bilgisayara bağlamam gerekiyordu, yani her yerde eğitemiyordum.كان علي توصيلها بالكمبيوتر ، إذ لا يمكن تدريبها في أي مكان.
Bir bilgisayara bağlamam gerekiyordu, yani her yerde eğitemiyordum.離れることはできず コンピューターが止まったら 外さなければいけません
Bireysel özgürlük bağlamındaki güçlü yanları ortaya çıkarmaya çalıştım.A tyto silné stránky existují.
Bireysel özgürlük bağlamındaki güçlü yanları ortaya çıkarmaya çalıştım.Há pontos fortes na tradição islâmica.
Bireysel özgürlük bağlamındaki güçlü yanları ortaya çıkarmaya çalıştım.Ich habe versucht, die Stärken zu finden in Bezug auf individuelle Freiheit.
Bireysel özgürlük bağlamındaki güçlü yanları ortaya çıkarmaya çalıştım.Ik heb geprobeerd om te zoeken naar de sterke punten met betrekking tot de individuele vrijheid.
Bireysel özgürlük bağlamındaki güçlü yanları ortaya çıkarmaya çalıştım.개인의 자유와 관련하여 강점을 찾아보려 노력했습니다.
Bireysel özgürlük bağlamındaki güçlü yanları ortaya çıkarmaya çalıştım.וניסיתי למצוא מהם החוזקים של האיסלאם ביחס לחופש הפרט.
Bireysel özgürlük bağlamındaki güçlü yanları ortaya çıkarmaya çalıştım.وحاولت ان ابحث عن نقاط القوة والتي تندرج ضمن الحرية الشخصية
Bireysel özgürlük bağlamındaki güçlü yanları ortaya çıkarmaya çalıştım.調べていきました。 それはイスラムの伝統が持つ力なのです。
Bir hükümet işini bağlaması için babamı ikna etmeye çalışan bir müteahhit göndermişti.계약 당사자들이 보내온 뇌물이었지요.
Bir hükümet işini bağlaması için babamı ikna etmeye çalışan bir müteahhit göndermişti.מקבלן שניסה לשדל את אבא שלי להעניק לו חוזה ממשלתי.
Bir hükümet işini bağlaması için babamı ikna etmeye çalışan bir müteahhit göndermişti.من مقاول كان يحاول جعل أبي يكافئه بعقد حكومي.
Bir hükümet işini bağlaması için babamı ikna etmeye çalışan bir müteahhit göndermişti.州政府の契約を発注させるものでした 父はビハール州の道路建設の責任者で
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Eens toen ik de roze stropdas gelijkmaker zag ik hem in de spiegel.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Egyszer, amikor én voltam árukapcsolás a rózsaszín nyakkendő megláttam őt a tükörben.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Einmal, als ich band die rosa Krawatte sah ich ihn in den Spiegel.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Engang da jeg var binde den lyserøde slips jeg fik øje på ham i spejlet.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.En gång när jag var binda rosa slips fick jag syn på honom i spegeln.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.I nanoszone kilka ubrań wokół mnie i poszedł w
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Jednou, když jsem byl vázání růžovou kravatu jsem zahlédl ho v zrcadle.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Kerran kun olin sitomalla vaaleanpunainen solmio Tartuin näkyville hänet peilin.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.일단 제가 분홍색 넥타이를 매는 때 나는 찾고 유리 그를의 시력을 잡았다.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Một lần khi tôi buộc cà vạt màu hồng tôi bắt gặp cái nhìn của anh ta trong kính.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Nekoč, ko sem bila vezava roza kravato sem zagledal njega v Zrcalo.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Odată, când am fost leagă cravata roz am zărit de el în oglindă.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Pernah ketika aku sedang mengikat dasi merah muda aku melihat dirinya di cermin.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Raz, keď som bol viazanie ružovú kravatu som zazrel ho v zrkadle.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Una volta, quando stavo legando la cravatta rosa, vidi lui lo specchio.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Une fois quand j'étais lier la cravate rose, je l'aperçut dans le miroir.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Μόλις όταν ήμουν δένοντας το ροζ γραβάτα έπιασα τα μάτια του στον καθρέφτη.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Веднъж, когато бях обвързване розова вратовръзка хванах недостъпно за него в огледалото.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Однажды, когда я связывая розовый галстук я увидела его в зеркале.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Одного разу, коли я пов'язуючи рожевий краватку я побачила їх у дзеркалі.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.مرة واحدة عندما كنت ربط ربطة الوردي اشتعلت مرأى منه في الزجاج ذات المظهر.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.彼の目に悲しむ外観の種類があった。
Bir nevi diğer bağlamlarda işe yaramış bir model yani.C'est une sorte de modèle qui a fonctionné dans d'autres contextes.
Bir nevi diğer bağlamlarda işe yaramış bir model yani.Es ist ähnlich wie das Modell, das in anderen Kontexten funktioniert hat.
Bir nevi diğer bağlamlarda işe yaramış bir model yani.E' un tipo di modello che ha funzionato in altri contesti.
Bir nevi diğer bağlamlarda işe yaramış bir model yani.Het is een beetje het model dat gewerkt heeft in een andere context.
Bir nevi diğer bağlamlarda işe yaramış bir model yani.그것이 다른 분야에서 제대로 작용하던 종류의 모델입니다. 만약 여러분에게 생물학 문제가 있다면
Bir nevi diğer bağlamlarda işe yaramış bir model yani.Seamănă cu modelul care a funcţionat în alte contexte.
Bir nevi diğer bağlamlarda işe yaramış bir model yani.Това е един вид модел, който е сработил в други контексти.
Bir nevi diğer bağlamlarda işe yaramış bir model yani.זהו סוג של מודל שעבד בהקשרים אחרים. אם יש לך בעיות ביולוגיות
Bir nevi diğer bağlamlarda işe yaramış bir model yani.انه نوع من النموذج الذي عمل في سياقات أخرى. إذا كانت لديك مشاكل بيولوجية "حيوية"
Bir nevi diğer bağlamlarda işe yaramış bir model yani.もし生物学的な問題であれば 私たちは試し 解決し うまくいくか見極めて そしてその規模を決めます

İlgili Sayfalar