bağlamış ile cümle

bağlamış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Madison, öğrenmeye dönük açlığını özellikle o adama (Robertson'a) bağlamıştır."マディソンはその勉強好きを「大いにあの人(ロバートソン)」に負っていたと言っていた。
Allah evrendeki her şeyi bir nedene bağlamıştır.アッラーは全ての人々を導くために私を遣わされた。
Çoğu araştırmacı bunu doğum öncesi hormonlar gibi doğum öncesi çevresel faktörlere bağlamıştır.大多數研究者將此一現象歸結於產前環境因素影響,比如產前激素。
Bu başarısızlığı kimileri yanlış single seçimlerine bağlamıştır.이 행벡터들을 하나의 단일 행렬 X로 묶어서 나타낸다.
Bilecik ve Yarhisar tekfurlarını vergiye bağlamıştı.יצרני הצמר והעור נאלצו לשלם מיסים.
Okulda çok başarılı bir öğrenci olan Kozak, uzun yaşamasının sırrını sağlıklı hayat tarzına bağlamıştı.בית הספר לכמרים בקירקיובור היה ברמה גבוהה, שכן מאוחר יותר תואר סבר כמי שזכה לחינוך טוב מאוד.
Ayni yıl Fransa kraliyet idaresi kendisine bir emeklilik maasi bağlamıştır.През същата година му е отпусната и пенсия от френския двор.
Allah evrendeki her şeyi bir nedene bağlamıştır.Njemu je Alah podario sve blagodati ovozemaljskog (dunjalučkog) života.
Gerçekte Doğu Prusya, bu amaçla kullanılabilecek çok sayıda birliği bu bölgedeki harekâtlara bağlamıştır.U Istočnoj Pruskoj se nalazila značajna količina snaga koje su mogle iskoristiti za ove svrhe.
Bu başarısızlığı kimileri yanlış single seçimlerine bağlamıştır.Šie rinkimai išsiskiria keliais unikaliais aspektais.
Bu başarısızlığı kimileri yanlış single seçimlerine bağlamıştır.Selektsiooni läbinud tümotsüüdid diferentseeruvad üksikpositiivseteks.
Çünkü geçmişte umudunu Tanrıya bağlamış olan kutsal kadınlar da kocalarına bağımlı olarak böyle süslenirlerdi.Ainsi se paraient autrefois les saintes femmes qui espéraient en Dieu, soumises à leurs maris,
Çünkü geçmişte umudunu Tanrıya bağlamış olan kutsal kadınlar da kocalarına bağımlı olarak böyle süslenirlerdi.Astfel se împodobeau odinioară sfintele femei, cari nădăjduiau în Dumnezeu, şi erau supuse bărbaţilor lor;
Çünkü geçmişte umudunu Tanrıya bağlamış olan kutsal kadınlar da kocalarına bağımlı olarak böyle süslenirlerdi.Così una volta si ornavano le sante donne che speravano in Dio; esse stavano sottomesse ai loro mariti
Çünkü geçmişte umudunu Tanrıya bağlamış olan kutsal kadınlar da kocalarına bağımlı olarak böyle süslenirlerdi.전에 하나님께 소망을 두었던 거룩한 부녀들도 이와 같이 자기 남편에게 순복함으로 자기를 단장하였나니
Çünkü geçmişte umudunu Tanrıya bağlamış olan kutsal kadınlar da kocalarına bağımlı olarak böyle süslenirlerdi.Lebo tak sa kedysi ozdobovaly aj aj sväté ženy, ktoré sa nadejaly na Boha, podriaďujúc sa vlastným mužom,
Çünkü geçmişte umudunu Tanrıya bağlamış olan kutsal kadınlar da kocalarına bağımlı olarak böyle süslenirlerdi.Tako namreč so se nekdaj dičile tudi svete žene, ki so upale v Boga, podložne svojim možem;
Çünkü geçmişte umudunu Tanrıya bağlamış olan kutsal kadınlar da kocalarına bağımlı olarak böyle süslenirlerdi.Vì các bà thánh xưa kia , trông_cậy Ðức_Chúa_Trời , vâng phục chồng mình , đều trau_giồi mình dường ấy ;
Çünkü geçmişte umudunu Tanrıya bağlamış olan kutsal kadınlar da kocalarına bağımlı olarak böyle süslenirlerdi.Vì các bà thánh xưa kia, trông cậy Ðức Chúa Trời, vâng phục chồng mình, đều trau giồi mình dường ấy;
Çünkü geçmişte umudunu Tanrıya bağlamış olan kutsal kadınlar da kocalarına bağımlı olarak böyle süslenirlerdi.Так бо колись і сьвяті жінки, що вповали на Бога, украшали себе, корячись своїм чоловікам;
Çünkü geçmişte umudunu Tanrıya bağlamış olan kutsal kadınlar da kocalarına bağımlı olarak böyle süslenirlerdi.Так некогда и святые жены, уповавшие на Бога, украшали себя, повинуясь своим мужьям.
Çünkü geçmişte umudunu Tanrıya bağlamış olan kutsal kadınlar da kocalarına bağımlı olarak böyle süslenirlerdi.כי כן התקשטו לפנים גם הנשים הקדשות המיחלות לאלהים בהכנען לפני בעליהן׃
Çünkü geçmişte umudunu Tanrıya bağlamış olan kutsal kadınlar da kocalarına bağımlı olarak böyle süslenirlerdi.فانه هكذا كانت قديما النساء القديسات ايضا المتوكلات على الله يزيّن انفسهن خاضعات لرجالهن
Çünkü geçmişte umudunu Tanrıya bağlamış olan kutsal kadınlar da kocalarına bağımlı olarak böyle süslenirlerdi.因 為 古 時 仰 賴 神 的 聖 潔 婦 人 、 正 是 以 此 為 妝 飾 、 順 服 自 己 的 丈 夫
Çünkü geçmişte umudunu Tanrıya bağlamış olan kutsal kadınlar da kocalarına bağımlı olarak böyle süslenirlerdi.因 為古時仰 賴神 的 聖潔婦 人 、 正 是 以此為妝飾 、 順服 自己 的 丈夫
Eğer yalnız bu yaşam için Mesihe umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.Ak len v tomto živote nadejeme sa na Krista, vtedy sme biednejší od všetkých ľudí.
Eğer yalnız bu yaşam için Mesihe umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.Bo jeźli tylko w tym żywocie w Chrystusie nadzieję mamy, nad wszystkich ludzi jesteśmy najnędzniejszymi.
Eğer yalnız bu yaşam için Mesihe umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.Če upamo v Kristusa samo v tem življenju, smo vredni pomilovanja najbolj izmed vseh ljudi.
Eğer yalnız bu yaşam için Mesihe umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.Ha csak ebben az életben reménykedünk a Krisztusban, minden embernél nyomorultabbak vagyunk.
Eğer yalnız bu yaşam için Mesihe umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.Har vi bare i dette liv satt vårt håp til Kristus, da er vi de ynkverdigste av alle mennesker.
Eğer yalnız bu yaşam için Mesihe umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.Have vi alene i dette Liv sat vort Håb til Kristus, da ere vi de ynkværdigste af alle Mennesker.
Eğer yalnız bu yaşam için Mesihe umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.Hoffen wir allein in diesem Leben auf Christum, so sind wir die elendesten unter allen Menschen.
Eğer yalnız bu yaşam için Mesihe umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.Jestližeť pak v tomto životě toliko naději máme v Kristu, nejbídnější jsme ze všech lidí.
Eğer yalnız bu yaşam için Mesihe umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.만일 그리스도 안에서 우리의 바라는 것이 다만 이생 뿐이면 모든 사람 가운데 우리가 더욱 불쌍한 자리라
Eğer yalnız bu yaşam için Mesihe umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.Se é só para esta vida que esperamos em Cristo, somos de todos os homens os mais dignos de lástima.
Eğer yalnız bu yaşam için Mesihe umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.¡Si sólo en esta vida hemos tenido esperanza en Cristo, somos los más miserables de todos los hombres
Eğer yalnız bu yaşam için Mesihe umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.Εαν εν ταυτη τη ζωη μονον ελπιζωμεν εις τον Χριστον, ειμεθα ελεεινοτεροι παντων των ανθρωπων.
Eğer yalnız bu yaşam için Mesihe umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.И если мы в этой только жизни надеемся на Христа, то мы несчастнее всех человеков.
Eğer yalnız bu yaşam için Mesihe umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.Коли тільки в сьому житті вповаємо на Христа, то окаяннїшї (нещасливійші) ми всіх людей.
Eğer yalnız bu yaşam için Mesihe umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.ואם בחיים האלה לבד בטחים אנחנו במשיח אמללים אנחנו מכל אדם׃
Eğer yalnız bu yaşam için Mesihe umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.ان كان لنا في هذه الحياة فقط رجاء في المسيح فاننا اشقى جميع الناس.
Eğer yalnız bu yaşam için Mesihe umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.我 們 若 靠 基 督 、 只 在 今 生 有 指 望 、 就 算 比 眾 人 更 可 憐
Eğer yalnız bu yaşam için Mesihe umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.我 們若 靠 基督 、 只 在 今生 有 指望 、 就算 比 眾人 更 可憐
Her yerime elektrik kabloları bağlamışlar ve beni canlandırmışlar.Cablurile electrice mã înconjurau ºi mã hrãneau.
Her yerime elektrik kabloları bağlamışlar ve beni canlandırmışlar.C'est les fils électriques qui m'ont nourrie.
Her yerime elektrik kabloları bağlamışlar ve beni canlandırmışlar.Elektrische Kabel kamen überall raus und haben mich aufgezogen. Young-goon!
Her yerime elektrik kabloları bağlamışlar ve beni canlandırmışlar.Elektryczne przewody dookoła unosiły mnie..
Her yerime elektrik kabloları bağlamışlar ve beni canlandırmışlar.Ηλεκτρικά καλώδια ήρθαν παντού γύρω μου και με μεγάλωσαν.
Hirodiya bu yüzden Yahyaya kin bağlamıştı; onu öldürtmek istiyor, ama başaramıyordu.A Herodyjas czyhała nań, i chciała go zabić, ale nie mogła;
Himalayalar' dan gelecek suya bel bağlamış durumda.이 히말라야를 발원지로 하는 물에 의존하고 있습니다.
Himalayalar' dan gelecek suya bel bağlamış durumda.כמעט שני ביליון אנשים - כלומר אחד מכל שלושה אנשים על פני כדור הארץ -
Himalayalar' dan gelecek suya bel bağlamış durumda.يعتمدون على المياة من الهمالايا.
Himalayalar' dan gelecek suya bel bağlamış durumda.人口が増え続けている現況に加え
Hirodiya bu yüzden Yahyaya kin bağlamıştı; onu öldürtmek istiyor, ama başaramıyordu.Herodias kon hem daarom niet uitstaan en wilde hem laten doden.
Hirodiya bu yüzden Yahyaya kin bağlamıştı; onu öldürtmek istiyor, ama başaramıyordu.Därför hyste nu Herodes agg till honom och ville döda honom, men han hade icke makt därtill.
Hirodiya bu yüzden Yahyaya kin bağlamıştı; onu öldürtmek istiyor, ama başaramıyordu.Herodiada pa ga je zalezovala in hotela umoriti, pa ga ni mogla.
Hirodiya bu yüzden Yahyaya kin bağlamıştı; onu öldürtmek istiyor, ama başaramıyordu.Herodias aber stellte ihm nach und wollte ihn töten, und konnte nicht.
Hirodiya bu yüzden Yahyaya kin bağlamıştı; onu öldürtmek istiyor, ama başaramıyordu.Hérodias était irritée contre Jean, et voulait le faire mourir.
Hirodiya bu yüzden Yahyaya kin bağlamıştı; onu öldürtmek istiyor, ama başaramıyordu.Herodias pak lest skládala proti němu, a chtěla jej o hrdlo připraviti, ale nemohla.
Hirodiya bu yüzden Yahyaya kin bağlamıştı; onu öldürtmek istiyor, ama başaramıyordu.Heródiás pedig ólálkodik vala utána, és meg akarja vala õt ölni; de nem teheté.

İlgili Sayfalar