bağlamış ile cümle

bağlamış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kollarını bağlamış olarak Jim tek başına oturuyordu.Jim sat alone with his arms folded.
Rutine bağlamışsın.You're in a rut.
Boynuna kırmızı bir eşarp bağlamıştı.She wore a red scarf around her neck.
Nehir buz bağlamış.The river is frozen over.
O. Gruppe (1906) ve diğerleri ismi “kızgınlık hissetme”yle bağlamışlardır.O. Gruppe (1906) and others connect the name with "to feel just resentment".
Madison, öğrenmeye dönük açlığını özellikle o adama (Robertson'a) bağlamıştır."He attributed his instinct for learning "largely to that man (Robertson)."
Kendinizi iplerle bağlamış olduğunuz bir durum mevcut değildir.What you don't have is plot.
Çoğu araştırmacı bunu doğum öncesi hormonlar gibi doğum öncesi çevresel faktörlere bağlamıştır.Most researchers attribute this to prenatal environmental factors, such as prenatal hormones.
Putin 2012’de, Akunin'in bu eleştirel tavrını onun Gürcü kökenli olmasına bağlamıştı.In 2012, Putin attributed Akunin's critical attitudes to his Georgian background.
Bu eserinde sanatçı "kanlı paketler" yaratarak ağızlarını gevşekçe bağlamıştır.In this work Barrio constructed "bloody packages" and tied them loosely.
Buna paralel, Fransız filozof, bu yavaşlamayı sürtünmeye bağlamıştır.We urge the U.S. government and Christian leaders to stop the crazy plan from this small sect.
Her yerime elektrik kabloları bağlamışlar ve beni canlandırmışlar.Electrical wires came all around and raised me.
Kral Ahaşveroş ülkeyi en uzak kıyılarına dek haraca bağlamıştı.King Ahasuerus laid a tribute on the land, and on the islands of the sea.
Yürekleri yağ bağlamış, Ağızları büyük laflar ediyor.They close up their callous hearts. With their mouth they speak proudly.
Hirodiya bu yüzden Yahyaya kin bağlamıştı; onu öldürtmek istiyor, ama başaramıyordu.Herodias set herself against him, and desired to kill him, but she couldn't,
Eğer yalnız bu yaşam için Mesihe umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.If we have only hoped in Christ in this life, we are of all men most pitiable.
Zaten biz, gönlümüzü yalnız Allah'a bağlamışız."We supplicate no one but God."
Sizin O'ndan başka ilahınız yok. Siz sadece uydurmalara bel bağlamışsınız."(As for the idols,) you are only inventing lies.
"Hemen hünerlerinizi birleştirin; sonra saf bağlamış olarak gelin!So prepare your strategy and come forward.
Allah, onların katında bulunan şeyleri kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıya bağlamıştır.He comprehends all that has been given them, and keeps count of everything.
Seninle beraber olanlardan bir grup da öyle. Allah, geceyi de gündüzü de ölçüye bağlamıştır.He knows that you will not number it, and He has turned towards you.
Siz sadece uydurmalara bel bağlamışsınız."Certainly, you do nothing but invent (lies)!
Her insanın kaderini kendi boynuna (kişisel seçimine) bağlamışızdır.For every person We have attached his fate to his neck.
Allah bize lütfundan verecektir; resulü de. Zaten biz, gönlümüzü yalnız Allah'a bağlamışız."Allah will provide for us from His abundance, and so will His Messenger. To Allah, we hope'
Brüksel, üyelik yolunda ilerleme kaydedilmesini reform şartına bağlamıştı.Brussels has made further progress towards membership contingent on the reform.
Halk, altın madalya umutlarını hentbol ve sutopu takımlarına bağlamış durumda.The public is counting on the handball and water polo teams to bring home the gold.
Krstiç, "Halk Belgrad'a bel bağlamış durumda."People depend on Belgrade.
Gerektiği gibi bağlamış bir SO-239 UHF dişi konektör, yaklaşık 35 Ohm empedansa sahiptir.A typical SO-239 UHF female, properly hooded, has an impedance bump of about 35 Ohms.
Kraliçe Lisargo'ya Lubino'yu bağlamış olduğu ağaçtan çözmesi emrini verir.Die Königin befiehlt, Lubino loszubinden.
Arnie'yi kendine bağlamıştır.Dabei nimmt sie zugleich Artie in ihre Obhut.
Bu başarısızlığı kimileri yanlış single seçimlerine bağlamıştır.Allerdings nur aufgrund einiger krasser Fehlentscheidungen.
O. Gruppe (1906) ve diğerleri ismi “kızgınlık hissetme”yle bağlamışlardır.O. Gruppe (1906) et d'autres préfèrent relier le nom au « juste ressentiment ».
Böylece bankalar küçük tasarruf sahiplerini kendilerine bağlamış olurlar.Ces banques permettent de drainer l’argent des petits épargnants.
Bu hat Üsküp-Kosova Ovası arasını birbirine bağlamıştır.Cette stipulation se double d’une assistance mutuelle franco-soviétique.
1997'de yapılan yeni reformla Brighton ve Hove adlı tek-seviyeli yerle idareye bağlamıştır.Elle dépend depuis 1997 de l’autorité unitaire de Brighton et Hove.
Lynn ve Vanhanen bunun nedenini ülkenin petrol kaynaklarına bağlamışlardır.Elena et son frère vérifient s'il y a du pétrole sous leur terre.
Allah evrendeki her şeyi bir nedene bağlamıştır.Según esta religión, Alá considera a todos los hombres iguales.
Ayni yıl Fransa kraliyet idaresi kendisine bir emeklilik maasi bağlamıştır.El mismo año, la corte de Francia acordó concederle una pensión.
Böylece bankalar küçük tasarruf sahiplerini kendilerine bağlamış olurlar.Estos bancos permitieron atraer el dinero de los pequeños ahorradores.
Uçuş boyunca emniyet kemerlerinizi bağlamış olmalısınız.Вы должны пристегнуться ремнями безопасности во время взлёта.
Ayni yıl Fransa kraliyet idaresi kendisine bir emeklilik maasi bağlamıştır.В 1901 году французское правительство даже назначило ему пенсию.
Köprü aynı zamanda Rotterdam şehrinin kuzey ve güney yakalarını da birbirine bağlamış olur.Мосты также соединяют север и юг города.
Kendinizi iplerle bağlamış olduğunuz bir durum mevcut değildir.Нет бумаги, которая заставит тебя остаться.
Jimmy, kendini uyuşturucu serumuna bağlamıştır.Jimmy também se envolveu com tráfico de drogas.
Allah evrendeki her şeyi bir nedene bağlamıştır.Alle dingen zijn innerlijk aanwezig in God.
Arnie'yi kendine bağlamıştır.Arnie besluit de verantwoordelijkheid op zich te nemen.
Toplantıları düzenleyenlere göre çiftçiler umutlarını bankalara bağlamış.Volgens degenen die de bijeenkomsten organiseren, zouden de boeren hun hoop op de banken hebben gevestigd.
Saçlarının üzerine ipek bir eşarp bağlamış.Om haar haren heeft zij een zijden sjaal gebonden.
Bilecik ve Yarhisar tekfurlarını vergiye bağlamıştı.Tkacze i garbarze musieli płacić podatki na cele wojskowe.
Arnie'yi kendine bağlamıştır.Men Artie oroar sig för honom.
Bu başarısızlığı kimileri yanlış single seçimlerine bağlamıştır.У багатьох його роботах обігрувались теми одностатевих стосунків.
Madison, öğrenmeye dönük açlığını özellikle o adama (Robertson'a) bağlamıştır."Madison říkal, že vděčí za svůj talent k učení "především tomu muži (Robertsonovi)".
Allah evrendeki her şeyi bir nedene bağlamıştır.Veškeré bytí (tedy i látka) je podle Crescase závislé na Bohu.
Yönetmen bu durumu, filmdeki sevişme sahneleri nedeniyle oynayacak oyuncu bulamamasına bağlamıştır.Stále nechce uvěřit, že na jevišti předváděl milostnou scénku.
Arnie'yi kendine bağlamıştır.Έδρα του ορίστηκε η Άρνη (ή Αρνάς).
Bu başarısızlığı kimileri yanlış single seçimlerine bağlamıştır.Nogle slog fejl ved deciderede tilfældigheder.
Kendinizi iplerle bağlamış olduğunuz bir durum mevcut değildir.Man er ikke i tvivl, hvis man har bundet det forkert.
En yüksek puanı deklare eden konuşmacı ihaleyi almış ve kontratı bağlamış olur.Det paret som meldte det høyeste budet skal da spille kontrakten.
Sensör ve motor sinirlerin işlevlerinin farkını belirlemiş ve bunları beyne bağlamıştır.Ia kemudian membedakan antara fungsi saraf sensorik dan motorik, dan menghubungkannya ke otak.
Aleksios Kırım'ın bazı bölgelerini Trabzon'a haraca bağlamıştır.Alexius juga membuat beberapa bagian Krimea sebagai anak sungai ke Trabzon.

İlgili Sayfalar