bağlılık ile cümle
bağlılık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bütün büyük hanedanlar onlara bağlılık yemini etmişlerdi.Όλα τα μέλη της του εκδήλωσαν την αφοσίωσή τους στο πρόσωπό τους.
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.Ορκίζομαι να προσέχω πάντοτε εις την διαγωγήν μου, να είμαι ενάρετος.
Bu görüşün sahipleri, teorilerini hukukî sebebe bağlılık ilkesine dayandırırlar.Αποσπά, έτσι, από τους αξιωματικούς μια δήλωση αφοσίωσης στο πρόσωπό του.
Çağın geleneklerine göre bu, bağlılık anlamındaydı.Αυτή η συνήθεια, έγινε με το πέρασμα του χρόνου έθιμο.
Joel Coen konuyla ilgili olarak "Gerçeğe bağlılık ile çok ilgilenmedik.Ο Τζόελ Κοέν αναφέρει: "Δεν μας ενδιαφέρει αυτού του είδους η ακρίβεια.
Adam karısı ve kayınvalidesine derinden bir bağlılık hissetmez.Όμως ο Ιασίτης δεν συμπεριφερόταν με σεβασμό στη σύζυγο και στην μητέρα της.
Konsey üyeleri krala bağlılık yemini ederler.Τα νέα μέλη όφειλαν να ορκιστούν πίστη στο μονάρχη.
Babam da bağlılık yemini yapmıştı.Έδιναν τον ηλιαστικό όρκο.
Jamaspa bağlılık içinde tahttan indi ve tacı kardeşine bıraktı.Djamasp trådte loyalt tilbage og afleverede tronen til sin bror.
Bunun üzerine baronlar da 19 Temmuz 1215 günü krala bağlılıklarını bildirmişlerdi.Til gengæld fornyede baronerne den 19. juni 1215 deres troskabsed til kong Johan.
Asalar başka büyücülerden kazanılabilir ve bağlılıklarını değiştirebilirler.Tryllestave kan godt skifte herre.
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.Men jeg har svoret saavel landet som Deres Majestæt evig troskab.
Ancak diğer İngiliz soyluları Richard'a bağlılıklarını sürdürdüler.For de engelske stormænd derimod, var det et yderligere tegn på, at Richard var ude af kontrol.
Teori ve deneyler birbirinden ayrı olarak geliştirilse de birbirlerine kuvvetli bir bağlılıkları vardır.Selv om teorier og eksperimenter utvikles relativt separat, er de sterkt avhengige av hverandre.
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.Gruffydd sverget en ed på å være en trofast underkonge av Edvard.
Cumhuriyet'e bağlılıklarından şüphe yoktur.Å bekjenne seg til republikk blir forbudt.
Aralarındaki ilişki özgürlük ve bağlılık arasındaki bir denge esasına dayanmaktaydı.Hva er sammenhengen mellom moralsk ansvar og fri vilje?
Teori ve deneyler birbirinden ayrı olarak geliştirilse de birbirlerine kuvvetli bir bağlılıkları vardır.Meskipun teori dan eksperimen dikembangkan secara terpisah, mereka saling bergantung.
Kore Savaşı'ndan hemen sonra, Kuzey Kore ne Çin'e ne de SSCB'ye bağlılık göstermeyeceğini ilan etti.Tidak lama setelah Perang Korea, Korea Utara menyatakan enggan bersekutu dengan Uni Soviet atau Tiongkok.
1 Ocak - Ren Lejyonları Galba'ya bağlılık yemini etmeyi reddetti.Pada 1 Januari 69, dua legiun di Germania unggul menolak untuk bersumpah setia kepada Galba.
Konsey üyeleri krala bağlılık yemini ederler.Para prajurit sangat setia akan perintah Raja.
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.Đinh Bộ Lĩnh bersumpah setia padanya, dan menjadi putra angkatnya.
Kardeşinin ailesine ise büyük bir bağlılık duymaktaydı.Semakin ia mengetahui tentang kakaknya semakin sering pula ia dihantui oleh penampakan.
Teori ve deneyler birbirinden ayrı olarak geliştirilse de birbirlerine kuvvetli bir bağlılıkları vardır.Mặc dù lý thuyết và thực nghiệm được phát triển tách biệt nhau, chúng lại phụ thuộc mạnh vào lẫn nhau.
Kardeşinin ailesine ise büyük bir bağlılık duymaktaydı.湊のことは兄の恋人として認めていない。
Jedi olmak için en çok zeka ve derin bir bağlılık gereklidir.男らしく義理堅い性格で三蔵に対する忠誠心が一番高いといえる。
Bunun üzerine baronlar da 19 Temmuz 1215 günü krala bağlılıklarını bildirmişlerdi.その代わり、1215年6月19日、諸侯はジョン王に対して忠誠を誓った。
1 Ocak - Ren Lejyonları Galba'ya bağlılık yemini etmeyi reddetti.69年 1月1日 ライン軍団、ガルバへの忠誠宣誓を拒否。
Konsey üyeleri krala bağlılık yemini ederler.王に絶対的な忠誠を誓う。
Halaha'ya sıkı sıkıya bağlılık gereklidir.ハイネスに対する忠誠心は非常に強い。
Grupla özdeşleşme, bireyin üyesi olduğu gruba yönelik aidiyet ve bağlılık duygusu olarak tanımlanmaktadır.その資質として、所属クラブからの尊敬と信頼をえていること。
Ancak bağlılıklarım vardı, bir süredir üzerinde çalıştığım albümüm vardı.それで記念にってことで、とりあえず作ったアルバムなんです。
1 Ocak - Ren Lejyonları Galba'ya bağlılık yemini etmeyi reddetti.1月1日:上日耳曼軍團拒絕向加爾巴宣誓效忠。
Ezandan sonra kabilenin bağlılık bildirmesi talebinde bulunun, zekatlarını alın.周還之後,權不遣子而設辭,帝乃久留其使。
(Yaşama yapışma arzusu, maddi bağlılıklar.)(The need for affection and approval.) 對生活伴侶的需要。
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.你将会成为一位绝地武士,我向你保证。
Konsey üyeleri krala bağlılık yemini ederler.国王迫使议会服从。
Gürcistan prens ve asilzadeleri O’na bağlılıklarını bildirdi.以後也通知他盧斯蘭殿下願意與他見面。
Ana madde: Hicab Geleneksel giysilere bağlılık Arap toplumları arasında değişir.可巴雅相信是源自於阿拉伯婦女的服裝而改變而來的。
Konsey üyeleri krala bağlılık yemini ederler.모든 보어인들은 영국의 국왕에게 충성을 맹세한다.
Cumhuriyet'e bağlılıklarından şüphe yoktur.공화국의 무정부상태는 아무런 의심할 여지가 없었다.
Ailesine büyük bir sevgi ve bağlılık duyardı.그간 국민 여러분의 막중한 사랑과 성원을 받았습니다.
Bu arada bütün Sahra kabileleri de kendisine bağlılık yemini etti.또한 그 지도자들은 전쟁과 수렵에서 테무진에게 충성을 바칠 것을 맹세했다.
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.그러나 화해하였고 타바사에게 충성을 맹세한다.
Çağın geleneklerine göre bu, bağlılık anlamındaydı.בעידן המודרני מקושר שמה לנאמנות.
Yurtsever şu anlamlara gelebilir: Yurtseverlik: Bir bireyin yurduna duyduğu sevgi ve bağlılık.פטריוטיות (מיוונית: πατρίς , מולדת) היא שם כולל לאהבה ונאמנות שאדם חש כלפי המדינה שבה הוא חי.
Cumhuriyet'e bağlılıklarından şüphe yoktur.הם הכריזו על נאמנותם לרפובליקה ללא כל התייחסות לזכויותיהם.
Teori ve deneyler birbirinden ayrı olarak geliştirilse de birbirlerine kuvvetli bir bağlılıkları vardır.Макар че теория и експеримент се развиват от различни учени, те са силно свързани помежду си.
Namus bir toplum içinde ahlâk kurallarına karşı beslenen bağlılıktır.В по-общ смисъл грях е нарушаване на морално-етични норми, установени от обществото.
Bu değişim bağlılık aracılığıyla güçlendirilmektedir.Промяната е наложена от промяната в стилова насоченост.
(Yaşama yapışma arzusu, maddi bağlılıklar.)(Usudi se znati!, Građanska hrabrost, Pruži otpor!)
Bu arada bütün Sahra kabileleri de kendisine bağlılık yemini etti.Nakon toga je u Biogradu na Moru stanovništvo prisegnulo na vjernost duždu.
Birbirlerine derin bağlılıklarını göstermelerini tavsiye ettikten sonra Harry, onlara hür olduklarını söyler.Uskoro, nakon što su rekli kako si međusobno vjeruju, čuju tup udarac.
Ancak bağlılıklarım vardı, bir süredir üzerinde çalıştığım albümüm vardı.Splnila som si sen, na ktorom som tvrdo pracovala.
Ancak diğer İngiliz soyluları Richard'a bağlılıklarını sürdürdüler.Niektorí šľachtici však zostali verní Henrichovi.
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.Tedaj priseže, da bo nezvesto ženo ubil.
Teori ve deneyler birbirinden ayrı olarak geliştirilse de birbirlerine kuvvetli bir bağlılıkları vardır.Nors teorija ir eksperimentai kuriami atskirai, jie labai susiję.
Jamaspa bağlılık içinde tahttan indi ve tacı kardeşine bıraktı.Djamaspas atidavė karūną savo broliui.
Mahallede saygı ve bağlılık görür.Tėvynei ir pareigai ištikimas.
Jetmil bağlılık programına üyelik ücretsizdir.VTC paskaitų programa nemokama.