bağlılık ile cümle
bağlılık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Polonya'da milliyetçilik her zaman Katolik Kilisesi'ne bağlılık olarak nitelendirildi.В Польше характерной чертой национализма всегда была верность Римско-католической церкви.
İki mirasçı Stark Hanedanı'na bağlılıklarını sunup yemin eder.Два наследника дают клятву Дому Старков, вновь присягая им на верность.
Cumhuriyet'e bağlılıklarından şüphe yoktur.Мало кто верил в победу Республики.
İyilikler ile bağlılıklarını kazandı, şefkatiyle sadakatlerini sağladı.Своей добротой он заслужил их преданность.
Konsey üyeleri krala bağlılık yemini ederler.Жители города принесли присягу на верность царю.
Ona bağlılık mal, can, namus ve dinde fedakârlığı gerektirir.Он даёт себе клятву, во что бы то ни стало добиться славы, денег и признания.
Bunun üzerine baronlar da 19 Temmuz 1215 günü krala bağlılıklarını bildirmişlerdi.وفي المقابل لذلك جدد البارونات قسمهم بالإخلاص للملك جون في 19 يونيو عام 1215 م.
İç yönetimin bir diğer noktası, özellikle üretimde en az ayrıcalık sağlama ilkesine bağlılıktır.وثمة نقطة أخرى للرقابة الداخلية هي الالتزام بمبدأ توفير أقل قدر من الامتيازات، ولا سيما في الإنتاج.
Aralarındaki ilişki özgürlük ve bağlılık arasındaki bir denge esasına dayanmaktaydı.جئت من بلد حيث كان هناك تقييد للحوار والحرية.
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.لذا اقسمت ألا أكون عبدة لأي رجل.
Polonya'da milliyetçilik her zaman Katolik Kilisesi'ne bağlılık olarak nitelendirildi.Na Polônia, o nacionalismo sempre foi caracterizado pela lealdade à Igreja Católica Romana.
Sahibine ve dostlarına karşı inanılmaz bir bağlılık gösterir.Demonstra uma excepcional fidelidade para com o seu dono.
Kore Savaşı'ndan hemen sonra, Kuzey Kore ne Çin'e ne de SSCB'ye bağlılık göstermeyeceğini ilan etti.Logo após a Guerra da Coreia, Coreia do Norte não jurou fidelidade nem a União Soviética, nem a China.
Dobby'nin Harry Potter'a büyük bir bağlılığı vardır, Harry onu özgür bıraktığında bu bağlılık daha da artar.Dobby ficou muito grato à Harry Potter e se tornou leal a ele para sempre.
Babam da bağlılık yemini yapmıştı.Ele também deu a seus funcionários um juramento de lealdade a ele.
Konsey üyeleri krala bağlılık yemini ederler.Posteriormente, o ministro federal faz um juramento de fidelidade ao rei.
Bunun üzerine baronlar da 19 Temmuz 1215 günü krala bağlılıklarını bildirmişlerdi.Em troca, os barões renovaram os seus juramentos de fidelidade ao rei em 19 de junho.
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.Jurar é fazer um juramento, uma promessa solene.
İyilikler ile bağlılıklarını kazandı, şefkatiyle sadakatlerini sağladı.Com favores, ele conseguiu sua lealdade, mas, com sua gentileza, ele conseguiu sua devoção.
II. Meşrutiyet döneminde padişaha bağlılık anlayışından padişahın anayasaya bağlılığı esasına geçildi.Em troca, o beneficiado passava a dever fidelidade ao seu senhor.
O bu eski eve büyük bir bağlılık duyuyordu.Ela tinha muito apego àquela velha casa.
Fakat bağlılık çok uzun sürmez.Die loyaliteit duurde niet lang.
Pippin, Gondor vekilharcı Denethor'a bağlılık yemini ederken kılıcını kullandı.Pepijn probeert het goed te maken door loyaliteit aan Denethor af te zweren.
Kardeşinin ailesine ise büyük bir bağlılık duymaktaydı.Zijn broer erfde daarop het grootste deel van zijn domeinen.
Böylece 1531'de Kral'a bağlılık yemini etmeyi reddetti.In 1931 weigerde hij een verplichte eed van trouw af te leggen.
Bu arada bütün Sahra kabileleri de kendisine bağlılık yemini etti.Sindsdien hebben ook andere terreurorganisaties trouw gezworen aan IS.
Bu sayede, bağlılık (süreklilik) ve kopukluk arasındaki ayrım belirlenir.Hier wordt onderscheid gemaakt tussen de naam (voluit) van de eenheid en het symbool ervan.
SS'e katılarak, SS-Sturmbannführer (Binbaşı) rütbesi aldı ve Adolf Hitler'e kişisel bağlılık yemini etti.Uzyskał on stopień SS-Sturmbannführera i złożył osobistą przysięgę na wierność Adolfowi Hitlerowi.
Konsey üyeleri krala bağlılık yemini ederler.Władze miasta składały przysięgę na wierność królowi.
Ailesine büyük bir sevgi ve bağlılık duyardı.Cieszył się powszechnym szacunkiem i lojalnością swoich ludzi.
Kardeşinin ailesine ise büyük bir bağlılık duymaktaydı.Liksom sin bror innehade han stora gods och förläningar.
Ancak bu bağlılık daha çok sembolik kalmıştır.Tog lojaliteten lite för långt.
Bu hayvana liderlik, güç, beceriklilik, sadakat, bağlılık ve cesaret gibi karakterler yüklenmiştir.Man förknippade egenskaper som ledarskap, kraft, intelligens, trohet, engagemang och djärvhet med djuret.
Konsey üyeleri krala bağlılık yemini ederler.Invånarna i furstendömena skulle svära kungen trohetsed.
Aralarındaki ilişki özgürlük ve bağlılık arasındaki bir denge esasına dayanmaktaydı.Förvissningen att det finns ett nära samband mellan privategendom och frihet.
Bu konveksiyon halk arasında azınlık dillerine bağlılık ile sonuçlandı.Orsaken till att konventionen stiftades var det ökande intresset att skydda och bevara nationella minoriteter.
Bütün büyük hanedanlar onlara bağlılık yemini etmişlerdi.Всі основні родини присягнули їм.
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.Натомість він отримав від Іполіто клятву назавжди залишитися кардиналом.
Ancak bu bağlılık daha çok sembolik kalmıştır.Втім, ця залежність залишалася більш формальною.
Cumhuriyet'e bağlılıklarından şüphe yoktur.V dohodě deklarovali věrnost republice.
Babam da bağlılık yemini yapmıştı.Musel však přísahat věrnost.
Kate, kızını Assur kralına vererir ve Assur Devletine bağlılık gösterir.Billy přísahá svou věrnost králi a odmítá obvinění ze zrady.
Konsey üyeleri krala bağlılık yemini ederler.Přísahal věrnost králi.
Halaha'ya sıkı sıkıya bağlılık gereklidir.Gajdova (ne)věrná Morava.
İyilikler ile bağlılıklarını kazandı, şefkatiyle sadakatlerini sağladı.Vlídně zacházel se svými podřízenými, kteří se mu odvděčovali dlouhodobou loajalitou.
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.Alexandru a jurat că îi va pedepsi crunt pe bandiții perși.
Babam da bağlılık yemini yapmıştı.M-am încrezut în jurământul său.
Ailesine büyük bir sevgi ve bağlılık duyardı.A avut mare credință în Dumnezeu și mare iubire pentru familie.
Teori ve deneyler birbirinden ayrı olarak geliştirilse de birbirlerine kuvvetli bir bağlılıkları vardır.Bár az elmélet és a kísérlet külön fejlődött, szorosan függnek egymástól.
Buradaki pek çok hanedan kendilerine bağlılık yemini etmiştir.Bátyjai többféleképpen tettek esküt.
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.A vőlegény megesküszik, hogy örökké hűséges marad.
Bu bağlılık, en yetkin biçimine aşkta ulaşır.A japánok úgy tartják, hogy legmagasabb rendű formájában megközelíti a szeretetet.
(Yaşama yapışma arzusu, maddi bağlılıklar.)(Tanácsok a józan emberi észtehetséghez.
Konsey üyeleri krala bağlılık yemini ederler.Elfogadja a kormány esküjét.
Birbirlerine derin bağlılıklarını göstermelerini tavsiye ettikten sonra Harry, onlara hür olduklarını söyler.Miután Harry visszautasítja a barátságát, utálatuk egymás iránt kölcsönös lesz.
Seçilmesinden hemen sonra Roma halkının İmparator I. Ludwig'e bağlılık yemini etmesini emretti.Heti valintansa jälkeen hän komensi roomalaiset vannomaan uskollisuutta Ludvig Hurskaalle.
Bu olaylardan sonra Hitler, Braun'a daha büyük bir bağlılık göstermeye başladı.Nämä seikat ilmeisesti lisäsivät Hitlerin kiinnostusta Bruckneria kohtaan.
Burton hikâyeyi yeniden kurguladı çünkü kitaba herhangi bir duygusal bağlılık hissetmiyordu.Ο Μπάρτον ανέπτυξε την ιστορία γιατί ποτέ δεν αισθάνθηκε συναισθηματική σύνδεση με το βιβλίο.
Teori ve deneyler birbirinden ayrı olarak geliştirilse de birbirlerine kuvvetli bir bağlılıkları vardır.Αν και η θεωρία και το πείραμα αναπτύσσονται ξεχωριστά, εξαρτώνται πολύ το ένα από το άλλο.
İyilikler ile bağlılıklarını kazandı, şefkatiyle sadakatlerini sağladı.Με εύνοιες κέρδισε την πίστη τους, με την καλοσύνη του κέρδισε την αφοσίωσή τους.