Son yıllarda mahallede bağcılık faaliyetleri de gözlemlenmektedir.I de senere år er der også observeret ynglende gråsæler i området.
Nüfusun eğitim durumu Bağcılar ortalamasına yakıdır.Befolkningens utdanningsgrad ligger på nivå med gjennomsnittet for landet.
Bir bağcığın sökülmesini engeller.Jangan biarkan kelembaman menjadi kendala.
Henüz yeni yeni bağcılıkla da uğraşılıyor.Mereka pun terjebak dalam masalah baru.
Burada özellikle sebzecilik ve bağcılık yaygındır.Đặc biệt nhiều món ăn sống và rau trộn là phổ biến.
Geçim Kaynağı Bağcılık ve genellikle kuru üzümdür.Nền thường là gốm và thường được nhúng tráng.
Arnavutluk, Avrupa'nın en uzun bağcılık tarihlerinden birine sahiptir.Hungary là một trong những quốc gia có lịch sử lâu đời nhất tại châu Âu.
Bölgede bağcılık da çok yaygındır.Họ Tiền cũng là cực kỳ phổ biến trong khu vực.
Bununla beraber, günümüzde bağcılık çok sınırlı olarak sürdürülür.Tuy nhiên, mức phạt hiện nay khá nhẹ.
Bağcılık kültürü gelişmiştir.サーフィン文化が成長した。
Günümüzde bağcılık yok denecek kadar azalmıştır.そのテクニックは、今もさほど衰えている様子はない。
18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bağcılık ve şarapçılık, Kizlyar'ın ekonomisinin ana sektörleriydi.由于十八世纪下半年葡萄种植和酿酒成为基兹利亚尔经济的主要部门。
Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı Birinci Dünya Savaşı (1914-18) sırasında ortaya çıktı.这场运动的诞生是对野蛮的第一次世界大战(1914-1918)的一种抗议。
Bilimsel ve Uygulamalı Bağcılık.學術嚴謹性及商業相關性。
Pico Adası Bağcılık Kültürü Peyzajı, Pico Adası'nda yer alan UNESCO Dünya Mirası Sitesidir.岛上拥有联合国教科文组织指定的世界遗产——皮库岛葡萄园文化景观。
Arnavutluk, Avrupa'nın en uzun bağcılık tarihlerinden birine sahiptir.알바니아는 유럽에서 가장 오래된 포도 재배 역사를 지닌 국가들 중 하나이다.
Bağcılar Olimpik Spor Salonu'nda düzenlenmektedir.משחקי הגמר נערכו בהיכל האולימפי.
Bununla beraber, günümüzde bağcılık çok sınırlı olarak sürdürülür.Днес обаче, ореалът им е силно ограничен.
Erkekler ise genellikle düğmeli, bağcıklı ya da yanları esnek çizmeler giyiyorlardı.Мъжете обикновено ходели голи или използвали набедрена превръзка.
Tarımsal faaliyet olarak büyük oranda hububat tarımı ile bağcılık yapılmaktadır.Един социален работник става емоционално обвързан с група от очарователни бездомни сираци...
Özellikle bağcılıkla uğraşılır.Posebno pozornost posvečajo grmenju.
Köy dağılmadan önce bağcılık faaliyetleri de vardı.Prieš sukilimą buvo Jakiškių kaimo vaitas.
Hayvancılık ve bağcılık var.Veisiasi gyvūnai bei bestuburiai.
Bağcılığın yok olmasının sebebi, ilçedeki Rumlar'ın göçe zorlanmış olmasıdır.Tai turėjo atsitikti, kai sunkieji elementai jau buvo nugrimzdę į Žemės vidų.
Bağcılık tarihi 15. yüzyıla kadar gitmektedir.Tõu jälgi võib ajada kuni 15. sajandini välja.
Günümüzde bağcılık yok denecek kadar azalmıştır.Siis on tulesurm mulle praegu nõrgalt vältimatu.
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.A mai trimes un al treilea rob; ei l-au rănit şi pe acela, şi l-au scos afară.
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.Chủ lại sai đầy tớ thứ ba; song họ cũng đánh cho bị thương và đuổi đi.
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.Chủ lại sai đầy_tớ thứ_ba ; song họ cũng đánh cho bị_thương và đuổi đi .
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.E mandou ainda um terceiro; mas feriram também a este e lançaram-no fora.
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.És még harmadikat is külde; de azok azt is megsebesítvén, kiveték.
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.Il en envoya encore un troisième; ils le blessèrent, et le chassèrent.
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.In zopet pošlje tretjega; in oni ranijo tudi tega in ga izženo.
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.I poslal třetího. Ale oni i toho zranivše, vystrčili ven.
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.I posłał zasię trzeciego; ale oni i tego zraniwszy, wyrzucili precz.
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.Ja hän lähetti vielä kolmannen; mutta tämänkin he haavoittivat ja heittivät ulos.
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.다시 세번째 종을 보내니 이도 상하게 하고 내어 쫓은지라
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.Ne mandò ancora un terzo, ma anche questo lo ferirono e lo cacciarono
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.Og han blev ved og sendte en tredje; men de slo også ham til blods og kastet ham ut.
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.Og han sendte fremdeles en tredje; men også ham sårede de og kastede ham ud.
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.Potom poslal i tretieho. Ale oni aj toho zranili a vyhodili von.
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.Und über das sandte er den dritten; sie aber verwundeten den auch und stießen ihn hinaus.
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.Volvió a enviar un tercer siervo, pero también a éste echaron, herido
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.Ytterligare sände han en tredje. Men också denne slogo de blodig och drevo bort honom.
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.Και παλιν επεμψε τριτον. Αλλ' εκεινοι και τουτον πληγωσαντες απεδιωξαν.
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.И еще послал третьего; но они и того, изранив, выгнали.
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.Изпрати и трети; но те и него нараниха и изхвърлиха.
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.І післав ще третього; вони ж і сього, поранивши, прогнали.
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.ויסף לשלח שלישי וגם אתו פצעו ויגרשהו וידחפהו חוצה׃
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.ثم عاد فارسل ثالثا. فجرحوا هذا ايضا واخرجوه.
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.又 打 發 第 三 個 僕 人 去 . 他 們 也 打 傷 了 他 、 把 他 推 出 去 了
Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular.又打發 第三 個 僕人 去 . 他 們也 打傷 了 他 、 把 他 推出 去了
‹‹Ama bağcılar adamın oğlunu görünce birbirlerine, ‹Mirasçı bu; gelin, onu öldürüp mirasına konalım› dediler.농부들이 그 아들을 보고 서로 말하되 이는 상속자니 자 죽이고 그의 유업을 차지하자 하고
‹‹Ama bağcılar adamın oğlunu görünce birbirlerine, ‹Mirasçı bu; gelin, onu öldürüp mirasına konalım› dediler.Виноградарі ж, побачивши сина, казали між собою: Се наслїдник: ходімо вбємо його, та й заберемо наслїддє його.
‹‹Ama bağcılar adamın oğlunu görünce birbirlerine, ‹Mirasçı bu; gelin, onu öldürüp mirasına konalım› dediler.Но виноградари, увидев сына, сказали друг другу: это наследник; пойдем, убьем его и завладеем наследством его.
‹‹Ama bağcılar adamın oğlunu görünce birbirlerine, ‹Mirasçı bu; gelin, onu öldürüp mirasına konalım› dediler.ויהי כראות הכרמים את הבן ויאמרו איש אל אחיו זה הוא היורש לכו ונהרגהו ונאחזה בנחלתו׃
‹‹Ama bağcılar adamın oğlunu görünce birbirlerine, ‹Mirasçı bu; gelin, onu öldürüp mirasına konalım› dediler.واما الكرامون فلما رأوا الابن قالوا فيما بينهم هذا هو الوارث هلموا نقتله وناخذ ميراثه.
‹‹Ama bağcılar adamın oğlunu görünce birbirlerine, ‹Mirasçı bu; gelin, onu öldürüp mirasına konalım› dediler.不 料 、 園 戶 看 見 他 兒 子 、 就 彼 此 說 、 這 是 承 受 產 業 的 . 來 罷 、 我 們 殺 他 、 佔 他 的 產 業
‹‹Ama bağcılar adamın oğlunu görünce birbirlerine, ‹Mirasçı bu; gelin, onu öldürüp mirasına konalım› dediler.不料 、 園戶 看見 他 兒子 、 就 彼此 說 、 這是 承受 產業 的 . 來罷 、 我們殺 他 、 佔 他 的 產業
‹‹Ama bağcılar birbirlerine, ‹Mirasçı budur, gelin onu öldürelim, miras bizim olur› dediler.Ale oni winiarze rzekli między sobą: Tenci jest dziedzic; pójdźcie, zabijmy go, a będzie nasze dziedzictwo.