Ali'nin amacı üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek.Alis Absicht war nicht, Weintrauben zu essen, sondern den Weinbauern zu verprügeln.
Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı Birinci Dünya Savaşı (1914-18) sırasında ortaya çıktı.Ein besonderer Stil der Flugbekleidung begann in der Zeit des Ersten Weltkriegs (1914–1918).
Kavadar nüfusunun %85’i üzüm üretimiyle, bağcılıkla uğraşmaktadır.85 Prozent der Kunden von Jack in the Box kaufen das Essen entweder im Auto oder „zum Mitnehmen“.
Bağcılık da sınırlı olarak yapılmaktadır.Das Urlicht beschränkt sich selbst.
Özellikle bağcılıkla uğraşılır.Hauptsächlich behandelt Abschlach!
29 Ağustos - Mjure bölgesinde bağcıklı ayakkabı giyilmesi geçici olarak yasaklandı.Am 29. August 2009 eröffnete die runderneuerte Kläranlage an der Feldaist.
Yaptığı ilk şey, bağcıklarını çözüp ayakkabılarını kaldırmaktır.La première chose qu'il a faite, c'est détacher ses lacets et enlever ses souliers.
Ayrıca bağcılık yapılmaktadır.And we want to get loaded.
Günümüzde bağcılık yok denecek kadar azalmıştır.Aujourd'hui, le déclin semble stoppé.
Yerköy'de meyvecilik ve bağcılık arzu edilen bir seviyede değildir.Mais notre espoir et notre consolation sont ailleurs.
Franz Liszt doğum yeri Bağcılık Doborjan'ın ana geçim kaynağıdır.Casa natal de Franz Liszt Centro de Raiding La viticultura es el principal negocio de Raiding.
Geçmiş yüzyıllarda bağcılık, Kırklareli için çok önemli bir ekonomik değer olmuştur.La existencia de las sales ha tenido a su vez, una importante papel económico durante siglos.
Bilimsel ve Uygulamalı Bağcılık.Estadística metodológica y aplicada.
Kurulduğu bölge bağcılığa oldukça uygundur.Su situación allí distaba de ser cómoda.
Tom ayakkabıları için yeni bağcık satın aldı.Tom ha comprato dei nuovi lacci per le scarpe.
Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı Birinci Dünya Savaşı (1914-18) sırasında ortaya çıktı.Il lanciafiamme fece la sua apparizione nel primo conflitto mondiale (1914 - 1918).
Şu an yeni yeni bağcılığa tekrar başlanmaktadır.Ora ricomincia la dura naia.
Geçmiş yüzyıllarda bağcılık, Kırklareli için çok önemli bir ekonomik değer olmuştur.Per questo motivo ha sempre rivestito una grande importanza strategica nei secoli passati.
Türkiye'de bu yerler dışında, hemen her bölgede bağcılık yapılmaktadır.In Italia è presente ovunque eccezion fatta per le isole.
Bağcıklarını bağla.Завяжи шнурок.
Ben bağcıklarımı bağladım.Я завязал шнурки.
Ali'nin amacı üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek.Цель Али - не есть виноград, а избить виноградаря.
Tarımsal faaliyet olarak büyük oranda hububat tarımı ile bağcılık yapılmaktadır.За активную общественную деятельность награждена орденом Дружбы народов.
Üzüm bağcılığı da yapılmaktadır. koy nüfusunun %10 si yurtdisinda bulunmaktadir.В деревнях нельзя ничего строить, но они приносят 10 % защиты.
Bir bağcığın sökülmesini engeller.ولا تترك سطحاً لزجاً.
Eskiden bağcılık ve şarap üretimiyle tanınan köyün bugünkü ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.الطريقة الرئيسية المتبعة قديما وحاليا في الأراض صالحة للزراعة هي القطع والحرق.
Maçlarını Bağcılar Mahmutbey Stadyumu'nda yapmaktadır.وقد جمعت هذه الخيول في مزرعة بهتيم.
Köyde bağcılık ve rençberlikle geçinilirmiş.Na minha casa havia que ser Peñarol e ponto.
Bağcılık da sınırlı olarak yapılmaktadır.Realmente, a liberdade deve ter limite também.
İlaçsız bağcılık yapılabilir.Verslaving kan voorkomen.
Sierra Foothills AVA, Kaliforniya'da bir Amerikalı Bağcılık Alanı.De Sierra Foothills AVA is een American Viticultural Area in de Amerikaanse staat Californië.
Daha çok üzüm bağcılığı yapılmaktadır.Er wordt immers meer maagsap geproduceerd.
Henüz yeni yeni bağcılıkla da uğraşılıyor.Ook is er nieuw remmingwerk geslagen.
Askalaphos Hades'in bağcılarından biriydi.Później jeden z przydomków Hadesa.
Başlıca tarım uğraşı bağcılık ve zeytinciliktir.Upierzenie głównie oliwkowozielone.
Bağcılar'ın en batı ucunda yer alır.Jednakże najpospolitszy jest na zachodzie.
Son yıllarda yayla bağcılığı çalışmaları ve salatalık üretimi yapılmaktadır.W następnych latach trwały próby w jednostkach wojskowych i przygotowania do produkcji seryjnej.
Bununla beraber, günümüzde bağcılık çok sınırlı olarak sürdürülür.Aktiviteten är dock under alla omständigheter numera mycket begränsad.
Bağcılık da önemli yer tutar.Även skrattet får en stor plats.
Bağcılıktan şarap ve grappa likoru elde edilir.Där tillverkas spritdrycken grappa.
Ortahisar halkı geçimini bağcılıktan sağlar.Спонукати громадян захоплюватися посередністю.
Ancak şu anda bağcılık bitme noktasındadır.Але наразі він знаходяться на межі руйнування.
Halkı bağcılık, gemicilik ve tarımla uğraşır.Жителі міста займалися виноградарством, мореплавством та землеробством.
Bağcılık da önemli yer tutar.Sloup je také významným poutním místem.
Ana ürünler Zeytin Tahıl (Buğday, Arpa), Bağcılık (Adakarası Üzümü), Hayvancılık, Balıkçılıktır.Jejich potrava se skládá z hlubinných druhů ryb, korýšů (hlavně krevet) a hlavonožců (olihně a chobotnice).
Son yıllarda mahallede bağcılık faaliyetleri de gözlemlenmektedir.S-au înregistrat și în următorii ani atacuri ale acestora în zonă.
Bilimsel ve Uygulamalı Bağcılık.Economie teoretică și aplicată.
Bağcılık da sınırlı olarak yapılmaktadır.Camparea este supusă și ea restricțiilor.
Köy dağılmadan önce bağcılık faaliyetleri de vardı.A honfoglalást megelőzően avarok lakták.
Bağcılık gelişmiştir.Gyökérzete fejlett.
Şu an yeni yeni bağcılığa tekrar başlanmaktadır.Jelenleg egy újabb felújítás kezd aktuálissá válni.
Şu an yeni yeni bağcılığa tekrar başlanmaktadır.Kokonaisuutena olemme jälleen valmiimpia uuteen urakkaan.
Bağcılık yine önemli bir faaliyet olarak karşımıza çıkar.Paluumatkalla on jälleen kova aallokko vastuksena.
Ayrıca az miktarda sebze, meyve ve bağcılık da yapılmaktadır.Παράγονται επίσης λίγα σταφύλια, φρούτα και κηπευτικά.
Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı Birinci Dünya Savaşı (1914-18) sırasında ortaya çıktı.Το υποπολυβόλο αναπτύχθηκε κατά τη διάρκεια του Α΄ Παγκοσμίου Πολέμου (1914-1918).
Depardieu sinema kariyerinin yanı sıra bağcılıkla uğraşmaktadır.Ο Χιουζ παράλληλα με τον κινηματογράφο θα ασχολήθει και με την αεροπλοία.
Bağcılık (Ampeloloji I).Στον Αυτοβασανισμό (Self-harm).
Sadece az sayıda bağcı ve çiftçi yoksulun şehirde kalmasına izin verildi.Kun et meget lille antal af afrikanere fik tilladelse til at bo der.
Özellikle bağcılıkla uğraşılır.Støtter især i sideretningen.
Üzüm bağcılığı da yapılmaktadır. koy nüfusunun %10 si yurtdisinda bulunmaktadir.Et forstørret spiserør eller en forstørret tyktarm kan også forekomme hos 10 % af mennesker.