Elizabeth ailesinden bağımsızdır.Elizabeth is independent of her parents.
Hindistan İngiltere'den bağımsızlığını 1947 yılında kazandı.India gained independence from Britain in 1947.
Amerika İngiltere'den ne zaman bağımsız oldu?When did America become independent of England?
O, Amerika'nın 1776 yılında bağımsızlığını ilan ettiğini söyledi.He said that America declared its independence in 1776.
Amerika daki çoğu suçlu uyuşturucuya bağımlıdır.Many criminals in America are addicted to drugs.
Amerika'da çoğu suçlu uyuşturucuya bağımlıdır.Many criminals in America are addicted to drugs.
Ebeveynlerine çok fazla bel bağlama.Don't depend on your parents too much.
Fazla bağırmaktan sesim kısıldı.I am hoarse from yelling so much.
Başkalarına çok bağımlı olmayın.Don't be too dependent on others.
Onların yardımına bel bağlayamazsın.You can't count on their help.
Bu genç erkekler ebeveynlerinden bağımsızlar.Those young men are independent of their parents.
Bu şube madenciler sendikasına bağlıdır.That branch is affiliated to the miners' union.
O grupla bağlantıları kesmelisin.You should cut off your connections with that group.
Projen için onun desteğine bağlı kalamazsın.You cannot depend on his support for your project.
Bagajınız bir sonraki seferde gibi görünüyor.It looks like your luggage is on the next flight.
Size ne kadar ödeme yapacağımız, yeteneğinize bağlıdır.How much we pay you depends on your skill.
Uçuş JL 123 için bagajı nerede bulabileceğimi bana söyleyebilir misiniz?Could you tell me where I can find the baggage for flight JL 123?
Uçuş 57 nin bagajları nerede?Where are the bags from Flight 57?
Lütfen beni 442-5511'e bağlayın.Please put me through to 442-5511.
İki arkadaş derin bir arkadaşlık bağı oluşturdular.The two friends have formed a deep bond of friendship.
"Geri dön!" diye bağırdı."Come back!" he shouted.
Banka soyguncusu " hepiniz, olduğunuz yerde kalın!" diye bağırdıThe bank robber shouted, "Stay where you are, all of you!"
"Yangın" diye bağırdı."Fire!", he cried.
Hiroshi "Bak, Mike!" diye bağırıyor."Look, Mike!", Hiroshi cries.
Onun arkasından geldiğinde, "Beni korkutma" diye bağırdı."Don't scare me", she screamed as he came up behind her.
" Dikey kayalıklardan uzak durun!" o bağırdı."Keep away from the vertical cliff!" she shouted.
Başkalarıyla konuşurken, kollarınız çaprazlama bağlı şekilde onu yapıyorsunuz.When you talk to others, you're doing it with your arms crossed.
Erkek kardeşim geçim harcamaları için hâlâ ebeveynlerimize bağlıdır.My brother still depends on our parents for his living expenses.
Sözleşme imzaladığımız için kararımıza bağlıydık.We were tied to our decision because we signed the contract.
Polis hırsızın peşinden "Dur!" diye bağırarak koştu.The policeman ran after the thief shouting "Stop!".
Polis, suçlularla bağlantılarını araştırıyor.The police are inquiring into his connections with the criminals.
Diyetine bağlı kalmalısın.You must stick to your diet.
Köpeğimizi bağlı tutmak zorundayız.We have to keep our dog tied.
Daha sonra, Chris utandı ve özür diledi ve Beth onu bağışladı.Later Chris felt ashamed and apologized, and Beth forgave him.
Paraların değeri kullanılan metalin ağırlığına bağlıydı.The value of the coins depended on the weight of the metal used.
Gidip gitmeyeceğimiz havaya bağlı.Whether we go or not depends on the weather.
Bir ülkenin refahı az çok vatandaşına bağlıdır.The prosperity of a country depends more or less on its citizens.
Bir ülkenin refahı vatandaşlarına bağlı.The prosperity of a country depends upon its citizens.
Şimdi Tom anne-babasına çok bağlı.Now, Tom depends on his parents very much.
Ben şu anda bağlıyım.I'm tied up right now.
Bugünlerde herkesin çiçeğe karşı bağışıklığı var.Everybody is immune to smallpox nowadays.
Bir işim olduğu için ailemden bağımsız olabilirim.Now that I have a job, I can be independent of my parents.
Final notuna gelince, bu senin final sınavına bağlı.As to your final grade, that depends on your final examination.
Bu işteki başarımız senin gayretine bağlı.Our success in this work depends on your efforts.
Çalışma bağımlısı bir kişiye işkolik denilir.A person who is addicted to work is called a workaholic.
Çocuklar yiyecek ve giyecek için ebeveynlerine bağlı.Children depend on their parents for food and clothing.
Bir çocuk televizyona bağlı olacak.A child will depend on the television.
Babamdan daha fazla para istediğimde gerçekten öfkelendi ve bana bağırmaya başladı.When I asked Dad for more money, he really blew up and started to yell at me.
Yarın tenis oynayıp oynamayacağımız havaya bağlı.Whether we play tennis tomorrow depends on the weather.
Başarımız sizin çabalarınıza bağlı.Our success depend on your efforts.
Bizim zaten bir aile bağlılığımız var.We've already had a family commitment.
Biz içecek suyun temini için nehre bağlıyız.We depend upon the river for the supply of water to drink.
Bagajımızı arabaya yükledik.We loaded our baggage into the car.
Biz yakın bir dostluk ile birbirimize bağlıyız.We are bound to each other by a close friendship.
Arabaya bir sürü bagaj yükledik.We loaded a lot of luggage into the car.
Birinin bağırdığını duyduk.We heard somebody shout.
Bana bağırma.Don't yell at me.
Benimle Yasesu Hotel'de bağlantı kurabilirsin.You can get hold of me at the Yasesu Hotel.
Bagajım kayıp.My baggage is missing.
Bagajımı ne yaptın?What did you do with my baggage?