İlaçlar hem bağımlılık hem de hoşgörüye sebep olabilir.Drugs can cause both dependency and tolerance.
Ayakkabı bağcıklarını senin için bağlamayacağım.I won't tie your shoelaces for you.
Her şey bağlı.Everything is connected.
Dünyada her şey birbiriyle bağlantılıdır.Everything in the world is connected to everything else.
Kan bağışında bulun!Donate blood.
Mary beline bir önlük bağladı ve daha sonra hindiyi fırından çıkardı.Mary tied an apron around her waist and then took the turkey out of the oven.
"Kralın kızını kazanmalıyım!" diye bağırdı ikisi de."I shall win the king's daughter!" they both cried.
Bunun hepsi Tom'a bağlı.It all depends on Tom.
Bu nasıl hissettiğime bağlı.It depends how I feel.
Bu benim ruh halime bağlı.It depends on my mood.
Hayatın buna bağlı.Your life depends on it.
Bu pek çok şeye bağlı.It depends on many things.
Ona bağlı olamazsın.You can't depend upon that.
Tom ve Mary birbirine bağlıdır.Tom and Mary depended on one another.
Bir istek parça çalıp çalmayacağımız seyirciye bağlı.Whether or not we play an encore depends on the audience.
Polis memuru Pazartesi'den Cuma'ya kadar bağırmaz.The police officer doesn't shout from Monday through Friday.
Bu politikacının organize suçlarla bağlantıları olduğundan şüpheleniliyor.This politician is suspected of having connections to organized crime.
Tom daha yeni madde bağımlılığı tedavisi gördü.Tom just got out of rehab.
Eski arkadaşlarımla tüm bağlarımı kopardım.I've cut loose all ties with my old friends.
Benim anavatanımla bağlarımı yenilemek arzusu hissediyorum.I feel the desire to renew my ties with my native country.
Nehir buz bağlamış.The river is frozen over.
Biz sahip olduğumuz her şeyi bağışladık.We gave away everything we owned.
Almanlar, Avrupa Birliği ve onun kurumlarına büyük bir bağlılık gösteriyor.Germans show an enormous commitment to the European Union and its institutions.
Tom vali tarafından bağışlandı.Tom was pardoned by the governor.
"Senden bir iyilik yapmanı isteyebilir miyim?" "İyiliğin ne olduğuna bağlı.""Can I ask you for a bit of a favor?" "It depends on what the favor is."
Bağımsız Kafkaslar!Free Caucasus!
Luna 2231 yılında Terra'dan bağımsızlığını ilan etti.Luna declared independence from Terra in the year 2231.
Mars 2302 yılında Terra'dan bağımsızlığını ilan etti.Mars declared independence from Terra in the year 2302.
Lütfen bağırmayın.Please don't shout.
At arabaya bağlanır bağlanmaz protesto etmeye başladı.The horse began to protest as soon as it was hitched to the cart.
Bağırıp çağırma.Don't bite my head off.
O kelimeyi tek başına anlamıyorum. Bana bir bağlam verir misin?I do not understand that word in isolation. Could you give me some context?
Bu, isteğe bağlı olsa da hala ev ödevini yapman gerekiyor.Even though it's optional, you should still do the homework.
Bagaj kamyonda yığılı.The luggage is piled up in the truck.
Bu bana bağlı değil.It's not up to me.
Eroin yüksek derecede bağımlılık yapar.Heroin is highly addictive.
Bir dakika bekle. Ayakkabı bağlarım çözülmüş.Hold on a minute. My shoelaces are untied.
Ben herhangi bir partiye bağlı değilim.I'm not affiliated with any party.
O sana bağlı değil.That's not up to you.
Tom asla bize bağırmaz.Tom never yells at us.
Dollbergen'li çocuk ayakkabısını bir solucanla bağlarken, "Her şey mümkün" dedi.“Everything is possible”, the boy from Dollbergen said, tying his shoe with an earthworm.
Tom bir bağcı.Tom is a viticulturist.
Sen şimdi nereye bağlısın?Where are you based now?
Ben senin bilgisayarlarını bağlamıyorum.I'm not connecting your computers.
Kulağıma bağırma.Don't scream in my ear!
Her şeyin bağlı olduğu bir şey vardır.Everything is connected to everything else.
Her şey diğer her şeye bağlıdır.Everything is connected to everything else.
İnternet sitesi için sana bağlantı vereceğim.I'll give you the link to the website.
Bağımlı değilim. İstediğim zaman bırakabilirim.I'm not an addict. I can stop any time I want.
Kalabalık hâlâ bağırıyor.The crowd is still yelling.
Tom halı üzerinde bağdaş kurup oturdu.Tom sat cross-legged on the carpet.
Mary yere bağdaş kurmuş oturuyordu.Mary sat cross-legged on the floor.
Senin işin bir pamuk ipliğine bağlı.Your job is hanging by a thread.
O bütün eski mobilyalarını bağışladı.He gave away all his old furniture.
O her zaman kitaplarında çocukluğu ile bağlantı kurar.He always connects to his childhood in his books.
Tom bagajı açtı ve yedek lastiği çıkardı.Tom opened the trunk and took out the spare tire.
Bağırmana gerek yok. Seni iyi duyabiliyorum.You don't need to yell. I can hear you just fine.
Bu sadece ona bağlı olabilir mi!May it only depend on that!
Tom bağajı açtı.Tom opened the trunk.
Neden hep bağırıyorsun?Why are you always shouting?