Ana içeriğe geç
Sözlük

bağ ile cümle

bağ kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Polis: "Ellerini havaya kaldır!" diye bağırdı.The police officer yelled, "Put your hands in the air!"
Tom acı içinde inledi ve yardım için bağırdı.Tom moaned in pain and screamed for help.
Bu kravatı bağlamama yardımcı olabilir misiniz?Can you help me tie this tie?
Biri yardım için bağırdı.Someone yelled for help.
Ben bağırmak istedim.I wanted to scream.
Bağlantı için teşekkürler.Thank you for the link.
Polis memurları, bağıran adamı gözaltına aldı.The police officers took the man who was yelling into custody.
Şimdiye kadar oynadığın en bağımlılık yapıcı oyun nedir?What's the most addictive game you've ever played?
Biri bağırmaya başladı.Someone started screaming.
İşçiler Fransızca bağırıyorlardı.The workers were shouting in French.
Çocuklar sevinçle bağırdı.The children squealed with joy.
Polis memuru Tom'a durması için bağırdı.The police officer yelled at Tom to stop.
Onlar ayakkabı bağcıklarını bağladı.They tied their shoelaces.
Tom bir bağımsız yazar.Tom is a freelance writer.
O, kumar bağımlılığı geliştirdi.She developed a gambling addiction.
O, onu bağladı ve onun ağzını tıkadı, sonra onu vahşice dövmeye başladı.She tied him up and gagged him, then she started to beat him savagely.
Onlar alışılmadık bir bağlantıyı paylaştılar.They shared an unusual connection.
Annesinin bir uyuşturucu bağımlısı olduğunu söyledi.She said that her mother was a drug addict.
Nakit bağışlar kabul edilecektir.Cash donations will be accepted.
Tom'la bağlantı halinde misin?Do you keep in touch with Tom?
Biz onlayn bağışlar kabul ederiz.We accept online donations.
Bağışlar takdir edilmektedir.Donations are appreciated.
Hiç kimse gerçekten özgür değildir, çünkü bağımsızlıklarının kölesi olan insanlar var.Nobody is truly free, because there are people who are slaves of their independence.
Seyirci en az bir tam dakika boyunca "Bravo!" diye bağırdı.The audience shouted "Bravo!" for at least a full minute.
O kadar namusludur ki banyo yaparken kendi gözlerini bağlar.She's so modest that she blindfolds herself when taking a bath.
Annesi bağırmaya başladı.Her mother started shouting.
Ben bağırmadım.I didn't yell.
Mary bir moda bağımlısı.Mary is a fashion junkie.
Bu cinayetler arasında bir bağlantı olmalı.There must be a connection between these murders.
Mary kendine güvenen ve bağımsızdır.Mary is confident and independent.
"Küçük Timothy, "Yaşasın! Biz bir maceraya gidiyoruz!" diye bağırdı."Yippee! We're going on an adventure!" shouted little Timothy.
Bunu şarabın üstün kalitesine bağlıyorum efendim.I attribute it to the superior quality of the wine, sir.
Tom tanınmış bir uyuşturucu bağımlısıydı.Tom was a known drug addict.
Tom seks bağımlısıydı.Tom was addicted to sex.
Tom uyuşturucu bağımlılığı ile mücadele etti.Tom struggled with drug addiction.
Tom sarı renkli naylon bir iple bağlandı.Tom was tied with a yellow nylon rope.
Bağımlılık yapan bütün ilaçlar, beyinde dopamin salınımını arttırır.All drugs of addiction increase the release of dopamine in the brain.
Bağımlılık yapan bütün ilaçlar, beyinde dopamin salgılanmasını arttırır.All drugs of addiction increase the release of dopamine in the brain.
Tom sebepsiz yere bağırdı bana.Tom yelled at me for no reason.
Bu eski çocuk oyuncu daha sonra bir uyuşturucu bağımlısı oldu.This former child actor later became a drug addict.
Evlilik ömür boyu bağlılıktır.Marriage is a lifelong commitment.
Tom bağırmak zorunda değildi. Biz yine de onu duyabilirdik.Tom didn't have to shout. We could've heard him anyway.
Dün Tom'la bağlantı kurulamadı.Tom couldn't be contacted yesterday.
Orada hangi bağlantı olabilirdi?What connection could there be?
Tom'a çok bel bağlama.Don't depend on Tom too much.
Bağıran kişi ben değildim.I wasn't the one who yelled.
Kalabalık bağırmaya başladı.The crowd began to shout.
Hatta kalın lütfen. Ben sizi onun ofisine bağlayacağım.Hold the line please. I'll put you through to his office.
Tom ayakkabısını bağlamak için öne doğru eğildi.Tom bent down to tie his shoe.
Tom sahip olduğu her şeyi bağışladı.Tom gave away everything he owned.
Ben sıkı bir diyet rejimine bağlı kalıyorum.I am adhering to a strict diet regimen.
Türlere bağlı olarak, guavalar yuvarlak veya oval olabilir.Depending on the species, guavas may be round or oval.
Tam bir ayak bağıyım.I'm just a hindrance.
İnsanların görüşleri zamanlarının ruhuna bağlıdır.People's opinions depend on the spirit of the times.
Bağırman gerekmez, şimdi seni iyi duyabiliyorum.You don't need to shout, I can hear you just fine.
O bağımsız bir düşünürdür.He is an independent thinker.
Tom'un vücudunda ağır şekilde darp edilmeye bağlı hasar vardı.Tom had injuries consistent with a severe beating.
Tom hâlâ mali olarak ailesine bağlı.Tom is still financially dependent on his parents.
Hükümet, aile bağlarını koparmak için elinden gelen her şeyi yaptı.The government did all it could to break family ties.
İnsanları isimlerine bağlı olarak yargılamamalısın.You shouldn't judge people based on their names.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod