Tom bagajı aşağı koydu.Tom put the luggage down.
Tom kravatını bağlıyor.Tom put on his tie.
Bu konuda pek emin değilim. Sanırım duruma bağlı.I'm not so sure about that. I suppose it depends on the situation.
Tom bavulunu arabanın bagajına koydu.Tom put his suitcase in the trunk of the car.
Tom bağırdığında kapı komşu pencereden dışarı baktı.The next-door neighbor looked out the window when Tom yelled.
Arkadaşlar daha büyük bir dünya ile bağlantımızdırlar.Friends are our link with a bigger world.
Tom bagajımı taşımama yardım etti.Tom helped me carry the baggage.
Tom, John'un kravatını bağlamasına yardımcı oldu.Tom helped John tie his tie.
Tom yardım için bağırdı, ama kimse onu duymadı.Tom cried for help, but nobody heard him.
Tom'un yardım için bağırdığını duyabildim.I could hear Tom yelling for help.
Bir kimsenin özü iyi ya da kötü arkadaşların etkisine bağlıdır.The essence of a person depends on the influence of good or bad friends.
Kararımı söylediğine bağlı olarak verdim.I made my decision based on what you said.
Tom, Mary'nin ayakkabılarını bağlamasına yardımcı oldu.Tom had Mary help him tie his shoes.
Tom müzeye üç tablo bağışladı.Tom donated three paintings to the museum.
Tom bize çok para bağışladı.Tom donated a lot of money to us.
Tom geçen yıl hayır için 30.000 dolar bağışta bulundu.Tom donated $30,000 to charity last year.
Sen bağımsız mısın?Are you independent?
Tom o şirketle bağlantılıdır.Tom is connected with that company.
Benimle bağlantı kurmanı kim söyledi?Who told you to contact me?
Bana söylediğine bağlı olarak, ben gitmek istediğimi sanmıyorum.Based on what you've told me, I don't think I want to go.
Tom bana Mary'yi biraz para bağışlaması için ikna etmenin kolay olacağını söyledi.Tom told me it would be easy to persuade Mary to donate some money.
Bağlam çok önemli.Context is very important.
Tom çalışanlarının saygı ve bağlılığını kazandı.Tom gained the respect and loyalty of his employees.
Tom, o aptalca bir şey yaptığında her zaman Mary'ye bağırır.Tom always yells at Mary every time she does something stupid.
Tom TV'nin önünde yerde bağdaş kurup oturdu.Tom sat cross-legged on the floor in front of the TV.
Nerede oturduğuna bağlı olarak sahneyi göremeyebilirsin.Depending on where you sit, you might not be able to see the stage.
Üç tane baget, lütfen.Three baguettes, please.
Bagajım kayboldu ya da onlar onu başka bir uçağa koydular.My luggage has been lost or else they have put it on another airplane.
Bir uçakta emniyet kemerlerini bağlamalısın.You must fasten your safety belts in a plane.
Sürücü, önündeki araç hareket etmediği için bağırıyordu.The driver was shouting because the car in front of him wasn't moving.
Çocuk "Dikkat et, bir yılan!" diye bağırdı.The child shouted, "Watch out, a snake!"
Bu bagaj taşıyıcı çok güçlüdür.This luggage porter is very strong.
Bir saniye bekle. Benim ayakkabımdaki bağcıklar çözülmüş.Wait a second. My shoe is untied.
Bagajda hiçbir şey yok.There's nothing in the trunk.
Neden bu kadar bağırdığımı bilmiyorum.I don't know why I cried so much.
Seninle bağlantıya geçeceğiz.We'll get in touch with you.
Tom'a ayak bağı olmuş oluruz sadece.We'll just be in Tom's way.
Ben bağıracak herhangi birine sahip değilim.I don't have anyone to yell at.
Tom hastaneye büyük bir bağış yaptı.Tom made a big donation to the hospital.
Bağışın ne kadar büyüktü?How big was your donation?
Bu kutu arabanın bagajına koymak için çok büyük.That box is too big to put in the trunk of the car.
Tom düzenli bir kan bağışçısı.Tom is a regular blood donor.
Bağırmayı durdurabilir misin?Can you stop yelling?
Gerçeklere bağlı kalabilir miyiz, lütfen?Can we stick to the facts, please?
Burada konuya bağlı kalabilir miyiz?Can we stick to the subject here?
Tom'la bağlantıya geçmeye çalışıyorum.I'm trying to get in touch with Tom.
Tom'a bağırdığım için üzgünüm.I'm sorry I yelled at Tom.
Bu konuda seninle yeniden bağlantı kurmak zorunda kalacağım.I'll have to get back to you on that.
Bazı düğümleri nasıl bağlayacağımı Tom'a gösterdim.I showed Tom how to tie some knots.
Tom bana barço bağını nasıl bağlayacağımı gösterdi.I showed Tom how to tie a bowline.
Onlar beni bağladı.They tied me up.
Başkalarına bağımlı olmak tabudur.Depending on others is taboo.
Bob, onun bagajını oturma odasına taşımamda yardım et.Bob, help me carry his luggage to the living room.
Hayat bir yayla bağlı değildir ama o hâlâ bir hediyedir.Life isn't tied with a bow, but it's still a gift.
Bağırmak zorunda değilsin.You don't have to yell.
Bağırmana gerek yok.You don't have to shout.
Tom çok bağırır.Tom shouts a lot.
Bana bağırmak zorunda değilsin.You don't have to yell at me.
Ben yardım için bağırdım.I yelled for help.
Alçak! Ne yapıyorsun, diye bağırdım.Scoundrel! I cried, what are you doing?