Gerçekten yüksek sesle bağırmak zorunda mıydın?Did you really have to yell that loud?
Bagaj teslim bölümünde seninle buluşacağım.I'll meet you in the baggage claims area.
Bu gerçekten benim bagajım.It's just my luggage.
O bağlam dışına alındı.That was taken out of context.
Tom kızgın olduğunda her zaman bağırır.Tom always yells when he's angry.
Tom ve ben birbirimize bağlıyız.Tom and I are dependent on each other.
Tom ve Mary birbirlerine çok bağlılar.Tom and Mary are very devoted to each other.
Tom ve Mary birbirlerine Fransızca bağırıyorlardı.Tom and Mary were screaming at each other in French.
Tom ve Mary birbirlerine bağırıyorlardı.Tom and Mary were screaming at each other.
Tom başarısını çok çalışmaya bağladı.Tom attributed his success to hard work.
Tom acı içinde bağırmaya başladı.Tom began screaming in pain.
Tom eğildi ve ayakkabılarından birini bağlıyor gibi görünüyordu.Tom bent down and pretended to be tying one of his shoes.
Tom ayakkabılarını bağlamak için eğildi.Tom bent over to tie his shoes.
Tom sonunda Mary'nin kulağına bağlı bir telefon olduğunu fark etti.Tom finally noticed that Mary had a phone up to her ear.
Tom bir uyuşturucu bağımlısı.Tom is a drug addict.
Tom suni solunum aygıtına bağlandı.Tom is hooked up to a respirator.
Tom monitörlere bağlandı.Tom is hooked up to monitors.
Tom makineye bağlandı.Tom is hooked up to the machine.
Tom Mary'nin sürekli bağırmasından rahatsız oldu.Tom is irritated by Mary's constant yelling.
Tom gerçekten bana bağırdi.Tom really yelled at me.
Tom Fransızca bir şey bağırdı.Tom screamed something in French.
Tom ipi beline bağladı.Tom tied the rope around his waist.
Tom acı içinde bağırıyordu.Tom was screaming in pain.
Adım Tom ve bir bağımlıyım.My name is Tom and I'm an addict.
Ben ayakkabılarımı kendim bağlarım.I tie my shoes on my own.
Bu ip parçası ile Tom'u bağla.Tie Tom up with this piece of rope.
Ben beş yaşındayken kendi kendime ayakkabı bağlarımı bağlamayı öğrendim.I learned to tie my shoelaces by myself at the age of five.
Ağa bağlanamadım.I couldn't connect to the network.
Mary güçlü, bağımsız bir kadın.Mary is a strong, independent woman.
Birisi bu bagajı henüz kontrol etti mi?Has anyone gone through this stuff yet?
Bu, onunla nasıl ilgileneceğine bağlı.That depends on how you deal with it.
Tom animasyon izleme bağımlısı.Tom is addicted to watching anime.
O bağımsız olarak zengin.He's independently wealthy.
Bağırmayı bırak. Başım ağrıyor.Stop yelling. My head hurts.
Tom bağımsız olarak zengin.Tom is independently wealthy.
Bagajım için bir yer var mı?Is there any space for my luggage?
Tom yatağında bağdaş kurmuş oturuyordu, bilgisayarında yazı yazıyordu.Tom was sitting cross-legged on his bed, typing on his laptop.
Avazının çıktığı kadar bağırmak zorunda değilsiniz.You don't have to shout at the top of your voice.
Karar tamamıyla sana bağlı.The decision is wholly up to you.
Benim bagaj henüz geldi mi?Has my trunk come yet?
"Bağlantı" "Ne oldu?" "Sen benim oğlumsun!" "Harika!""Link!" "What happened?" "You are my son!" "Great!"
Kelimelerim bağlamın dışında kaldı.My words were taken out of context.
Tom çatalı yere koydu ve parmaklarıyla bir baget aldı.Tom put down his fork and picked up the drumstick with his fingers.
Tom bütün sabahdır seninle bağlantı kurmaya çalışıyor.Tom has been trying to contact you all morning.
İnternet bağlantım yavaştır.My Internet connection is slow.
İnternet bağlantım yavaş.My Internet connection is slow.
İnternet bağlantım yavaş ama Tatoeba daha yavaş.My Internet connection is slow, but Tatoeba is slower.
Tom bağcıklarının çözülmüş olduğunu fark etmedi.Tom didn't notice that his shoes were untied.
Bağlantıyı görüyor musun?Do you see the connection?
Bill Gates parasının hepsini bağışladıysa nasıl dünyanın en zengin adamı olabilir?How can Bill Gates be the the world's richest man if he gave away all of his money?
Tom sigara bağımlılığından kurtulamadı.Tom never managed to get rid of his cigarette addiction.
Tom avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı.Tom started screaming at the top of his lungs.
Tom ve Mary birbirlerine bağırmaya başladı.Tom and Mary started screaming at each other.
On yıl içinde tüm evler internet bağlantısına sahip olacak.In ten years, all households will have Internet connection.
Tom bagaja baktı.Tom looked in the trunk.
Canım bağırmak istedi.I felt like screaming.
Venedik bağımsızlığını kazanırsa ne olacak?What will happen if Venice gains independence?
Ben tüm paramı bağışladım.I gave all my money away.
Yorumcular "Bu korkunç bir başarısızlıktı!" diye bağırdılar."That was a terrible miss!" cried the commentators.
Çantanı bagaja koy.Put your bag in the trunk.