Bu politikacı zamanının çoğunu bağış toplayarak harcıyor.This politician spends most of his time raising funds.
Ayakkabılarımla ilgilenmediğin için hep bana bağırıyor.He always yells at me for not taking care of my shoes.
O, eleştirilmeye karşı her zaman bağışıktır.He is always immune to criticism.
Gümrük muayenesi için bagajını açmak zorundasın.You have to unpack your luggage for customs inspection.
Para bağışında bulunmak istiyorum.I want to donate money.
Para bağışlamak istiyorsun, değil mi?You want to donate money, don't you?
Para bağışlamak istiyorsunuz, değil mi?You want to donate money, don't you?
Para bağışlamak istiyor.He wants to donate money.
O para bağışlamak istiyor.She wants to donate money.
Mary para bağışında bulunmak istiyor.Mary wants to donate money.
Biz para bağışlamak istiyoruz.We want to donate money.
Onlar para bağışlamak istiyorlar.They want to donate money.
Bunu sorduğum için beni bağışla.Forgive me for asking this.
Aramaya devam ediyorum ama Tom'la bağlantı kuramıyorum.I keep calling, but I can't get a hold of Tom.
Bütün sabah Tom'u arıyorum fakat onunla bağlantı kuramıyorum.I've been calling Tom all morning, but I can't get a hold of him.
Tom bütün servetini hayır için bağışladı.Tom donated his entire fortune to charity.
"Tom bağırıyor." "Biliyorum.""Tom's crying." "I know."
Tom ipi güvenli bir biçimde bağladı.Tom knotted the rope securely.
Bir adam bağırdığında o güçlüdür. Bir kadın ağladığında o histeriktir.When a man cries, he is strong. When a woman cries, she is being hysterical.
Bağışlar isteğe bağlıdır.Donations are voluntary.
Çok kötü! Çok az sayıda zengin insan yetimhaneye bağış yapıyor.Too bad! Too few rich people donate to the orphanage.
Tüm canlılar varlığın tek zincirine bağlıdırlar.All living things are connected in one chain of being.
Ben Tom ve Mary'nin ayakkabılarını birlikte bağladım.I tied Tom and Mary's shoes together.
Arkadaşım ayakkabılarımı birlikte bağladı ve ayağa kalkmaya çalıştığımda düştüm.My friend tied my shoes together and I fell when I tried to stand up.
Bağlanmayı ne zaman başlatacaklar?When will they start logging?
Mary, Tom'un ayakkabılarını birlikte bağladı.Mary tied Tom's shoes together.
Dikkat! Duygusal bağlılık, aşk ile eşanlamlı değildir!Careful! Emotional dependency is not synonymous with love!
Bir ulusu birbirine ne bağlar?What ties a people together?
Anneler çocuklarına bağırdığında bundan hoşlanmam.I don't like when mothers yell at children.
Salı günü Bağımsızlık Günü'dür.Tuesday is Independence Day.
Çocuklar her yerde bağırıyorlardı ve zıplıyorlardı.The kids were screaming and bouncing everywhere.
Tom bir teknoloji bağımlısı.Tom is a technology addict.
Tom "Yangın" diye bağırdı."Fire!" Tom cried.
Tom "Yangın var!" diye bağırdı.Tom shouted, "There's a fire!"
Şimdiye kadar oynadığım en bağımlılık yapan oyun.It's the most addicting game I have ever played.
Bir bağlantı olduğunu düşünüyor musun?Do you think there's a connection?
Nasıl bağlantı kurabiliyorsun?How can you be contacted?
Nasıl bağlantı kurdun?How did you make contact?
Bir bağlantı var mı?Is there a connection?
Bu size bağlı değil.It's not up to you.
İstediğin kadar bağır. Hiç kimse seni duymaz.Scream all you want. No one will hear you.
Tom'un arabasının bagajında birkaç altın tozu torbası vardı.Tom had several bags of gold dust in the trunk of his car.
Tom bir bağımlı mıydı?Was Tom an addict?
Sanık hakim ile romantik biçimde bağlıydı.The accused was romantically linked with the judge.
Sanık yargıç ile romantik olarak bağlıydı.The defendant was romantically linked with the judge.
Faroe adaları hala Danimarka'nın mali desteğine bağımlı.Faroe Islands are still dependent on Denmark's financial support.
Onu bir ağaca bağladılar.They tied him to a tree.
Olaylar arasındaki bağlantının olmaması olasılığı derhal reddedilebilir.The possibility of a lack of connection between the events can be dismissed immediately.
Tom geçen yıl hayır için ne kadar bağış yaptı?How much money did Tom donate to charity last year?
Çocuğa bağırdı: "Sessiz ol!".She cried to the child: "Be quiet!".
Ne kadar bagaj alabiliriz?How much luggage can we take?
Ben sadece senin tam bağlılığını talep ediyorum.I only demand your complete loyalty.
Zengin olmak zorunda değilsiniz, daha ziyade, bağımsız olmanız gerekmektedir.I rarely get out on weekends.
O, Farmville bağımlısıdır.He is addicted to Farmville.
Onlar insanların bağımsız olmalarını istemiyorlar.They do not want the people to be independent.
Benim torunum çok yüksek sesle bağırır.My grandson cries very loud.
Bağırmak ve çığlık atmak seni hiç bir yere götürmez.Yelling and screaming is not going to get you anywhere.
İnternet bağlantım neden bu kadar yavaş?Why is my Internet connection so slow?
İnternet bağlantın ne kadar hızlı?How fast is your internet connection?
Tom bağıran fanatik kızlardan oluşan bir kalabalık tarafından çevrilmişti.Tom was surrounded by a horde of screaming fangirls.