Ana içeriğe geç
Sözlük

bağ ile cümle

bağ kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Kesintiyi bağışlayın.Pardon the interruption.
Tom acı içinde bağırdı.Tom cried out in pain.
Ben bir uyuşturucu bağımlısı değilim.I'm not a drug addict.
Tom bagajı kapattı.Tom shut the trunk.
Ben rutine bağladım.I'm stuck in a rut.
Ben Tom'la bağlantılıyım.I'm related to Tom.
Rutine bağlamışsın.You're in a rut.
Bu kravatı bağlamak zor.This necktie is hard to tie.
Yavaş bir İnternet bağlantım var.I have a slow Internet connection.
Benim Internet bağlantısı yavaş ve pahalıMy Internet connection is slow and expensive.
Bush'un el-Kaide ile bağları var mıydı?Did Bush have ties to al-Qaida?
Japonya petrol için yabancı ülkelere bağımlıdır.Japan is dependent on foreign countries for oil.
Arnavutluk 1912'de Osmanlı Devleti'nden bağımsızlığını kazandı.Albania gained its independence from Ottoman State in 1912.
Ona bağırdım.I yelled at him.
Motive değilsen hemen eve dön. Sadece bir ayak bağı olacaksın.If you're not motivated, go back home. You'll just be a hindrance.
Çocuk oyuncağı istediği için hiddetle bağırmaya başladıThe child threw a tantrum because he wanted the toy.
Tom aniden "Eureka!" diye bağırdı."Eureka!" shouted Tom suddenly.
Pembe dizi bağımlısıyım.I'm addicted to soap operas.
Biz yardım için avazımızın çıktığı kadar bağırdık.We shouted for help at the tops of our voices.
Sen hiçbir zaman kimseye bir şey bağışlamazsın.You never donate anything to anybody.
Bu sefer seni bağışlayacağım.I'll forgive you this time.
Bagajım kayboldu.My luggage got lost.
Senin yedek lastiğini tutmak için en mantıklı yer arabanın bagajındadır.The most logical place to keep your spare tire is in the trunk of your car.
Sen henüz bir bağış yapmamış tek insansın.You're the only person who hasn't yet made a donation.
Hem Tom hem de Mary ellerinden geldiği kadar yüksek sesle bağırdılar.Tom and Mary both shouted as loudly as they could.
Bagajında sana yardım etmemi ister misin?Would you like me to help you with your luggage?
Tom çantaları arabasının bagajına yükledi.Tom loaded the bags into the trunk of his car.
Çocuklardan biri ayağa kalktı ve bağırmaya başladı.One of the boys stood up and started yelling.
Tom bagaj kapağı üzerinde Mary'nin yanında oturdu.Tom sat next to Mary on the tailgate.
Tom'un hızlı bir internet bağlantısı var.Tom has a fast internet connection.
Sana bagajında yardım edebilir miyim?Can I help you with your luggage?
Tom Mary'nin göz bağını aldı.Tom took the blindfold off Mary.
Tom onun için Mary'nin ayakkabılarını bağladı.Tom tied Mary's shoes for her.
Bağış Tom'un fikriydi.The fundraiser was Tom's idea.
Sen bağlantılarının olduğunu söyledin.You said you had connections.
Tom yeniden bağırmaya başladı.Tom started screaming again.
Tom onun size bağlı olduğunu söyledi.Tom said that was up to you.
Tom göz bağını çıkardı.Tom took off the blindfold.
Bağış için teşekkürler.Thank you for the donation.
Tom ve Mary John'u bağladı.Tom and Mary tied John up.
Tom bunun bize bağlı olduğunu söyledi.Tom said it was up to us.
Neden bağırıyordun?Why were you yelling?
Tom ayakkabılarını bağladı.Tom tied his shoes.
Neden bağırdın?Why did you yell?
Lütfen bağış yapın.Please make a donation.
Bağırmaya gerek yok. Sizi duyabiliyorum.There's no need to shout. We can hear you.
O, karavanı arabasına bağladı.He hitched the caravan to his car.
Tom bize aşırı hırçın bir sesle bağırdı.Tom shouted at us in a gruff voice.
Sen ve Tom birbirinize bağlısınız.You and Tom belong together.
Tom'un arabasının çatısına bağlı iki çift kayağı vardı.Tom had two pairs of skis tied to the roof of his car.
Şimdiye kadar bağışlarda sadece 3,000 doların üzerinde aldık.We've received just over 3,000 dollars in donations so far.
O bir tavuskuşu. Az önce bağıran bir tavuskuşuydu.It's a peacock. It was a peacock that cried just now.
Beni duymalıydın. Elimden geldiği kadar yüksek sesle bağırdım.You should've heard me. I shouted as loud as I could.
Ben kızgın olduğumda hep bağırırım.I always shout when I am angry.
Sen sinirlendiğinde hep bağırırsın, değil mi?You always shout when you are angry, don't you?
O öfkeli olduğunda her zaman bağırır.He always shouts when he is angry.
O, kızgın olduğunda her zaman bağırır.She always shouts when she is angry.
Mary kızgın olduğunda her zaman bağırır.Mary always shouts when she is angry.
Biz kızgın olduğumuzda hep bağırırız.We always shout when we are angry.
Onlar kızgın olduklarında hep bağırırlarThey always shout when they are angry.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod