Ana içeriğe geç
Sözlük

bağ ile cümle

bağ kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Araba kullanırken emniyet kemerinizi bağlayın.Fasten your seat belt when you drive.
Bagaj kartını görebilir miyim?May I see your claim tags?
Hepimiz şimdiki zamanın yanı sıra geçmişle ve gelecekle bağlandık.All of us are connected with the past and the future as well as the present.
Bağırmayı kes, senden rica ediyorum.Stop yelling, I beg you.
Biz herkesi tehlikeyle ilgili uyarmak için bağırdık.We shouted in order to warn everyone of the danger.
Doğal kaynaklarımız için yabancı milletlere bağımlıyız.We depend on foreign nations for our natural resources.
Halkımız bağımsızlığa susamıştır.Our people thirst for independence.
İpi ağaca bağla.Fasten the rope to the tree.
Bağlantıları değiştirmek ister misin?Would you like to exchange links?
Onu bir kurdele ile bağlar mısın?Could you tie it with a ribbon?
Emmet'in teorisi ile bağlantılı olarak Leech'in sunduğu teklif en makulüdür.A more plausible proposal is the one Leech presented in conjunction with Emmet's theory.
Hotel Landmark'ta benimle bağlantı kurabilirsiniz.You can get in touch with me at Hotel Landmark.
Acil bir şey varsa, benimle bağlantıya geçebilirsiniz.If there's anything urgent, you can get in touch with me.
Mary küçük kıza çok bağlı.Mary is very attached to the little girl.
Bağırmaktan sesleri kısıldı.They were all hoarse from shouting.
Anne bağırdı.Mummy cried.
Birçok büyük Japon şirketleri ihracata bağlıdır.Most big Japanese companies depend on exports.
Beni patrona bağla lütfen.Put me through to the boss, please.
Bir web sitenin gördüğü ilgi onun içeriğine bağlıdır.The popularity of a web site depends on its content.
Bagajını taşıdığı için oda görevlisine bahşiş vermeyi unutma.Don't forget to tip the porter for carrying your luggage.
Bir hamal bagajını taşısın.Let a porter carry your baggage.
Lütfen beni Bay Black'e bağlayın.Please put me through to Mr Black.
İnsanların ne kadar bira içtiği genelde havaya bağlıdır.How much beer people drink largely depends on the weather.
Bira bahçelerinin çok müşteri alıp almadığı havaya bağlı.Whether or not beer gardens get a lot of customers depends on the weather.
Panama Kanalı Atlantiği Pasifikle bağlar.The Panama Canal connects the Atlantic with the Pacific.
Ne tür spor yaptığımız havaya ve mevsime bağlı.What kind of sports we play depends on the weather and the season.
Hırsızın eli ve ayağı bağlandı.The thief was bound hand and foot.
Bagajın kilitli mi?Is your trunk locked?
Tom ipi uçurtmaya bağladı.Tom attached the string to the kite.
Tom sınavdaki başarısızlığını hastalığa bağladı.Tom attributed his failure in the exam to illness.
Tom ve Bill birbirlerinden bağımsız olarak karara vardılar.Tom and Bill arrived at the conclusion independently of each other.
Bagajımı nerede alabilirim?Where can I pick up my baggage?
Lütfen beni Bay Smith'e bağla.Please put me through to Mr Smith.
Lütfen bagajımı istasyona getirt.Please have my baggage brought to the station.
Biz "Türlerin Kökeni" ile Darwin'in adını bağdaştırırız.We associate the name of Darwin with The Origin of Species.
Bağırmak zorunda değilsin. Seni duyabiliyorum.You don't have to cry out. I can hear you.
O, tamamen havaya bağlıdır.It all depends on the weather.
Bu, ilgilenip ilgilenmediğinize bağlıdır.That depends on whether you are interested or not.
Hikaye gerçeklerle bağdaşmıyor.The story is not in accord with the facts.
O tartışma bir zamanlar karara bağlandı ve herkes için.That dispute has been settled once and for all.
Kız hepimizin paylaştığı korkuyla bağırdı.The girl screamed with fear, which we all shared.
O günlerde, Amerika Birleşik Krallık'tan bağımsız değildi.In those days, America was not independent of the United Kingdom.
Adanın ekonomisi balıkçılık sektörüne bağlıdır.The economy of the island is dependent on the fishing industry.
Şehrin sakinleri içme suyu için nehre bağlıdır.The inhabitants of the city depend upon the river for drinking water.
Bu bağlamda, ben tamamen sizinle aynı fikirdeyim.In that respect, I agree with you completely.
Haberi duyduğumda bağırdım.When I heard the news, I cried.
Adam kollarını bağlıyordu ve açıyordu.The man was folding and unfolding his arms.
Adam iki kabloyu bağladı.The man connected two wires.
O adam biraz uzak duruyordu, ama o Tom'un bağırdığını duyunca döndü.That man was standing a little ways away, but he turned when he heard Tom shout.
O adam biraz uzakta duruyordu fakat Tom'un bağırdığını duyunca geri döndü.That man was standing a little ways away, but he turned when he heard Tom shout.
Çocuk tamamen ebeveynlerine bağımlıydı.The boy is totally dependent on his parents.
Organizasyon herhangi bir siyasi partiyle bağlantılı değildir.The organization is not connected with any political parties.
Ülkenin dış ticareti tamamen bu limana bağlıdır.The country's foreign trade totally depends on this port.
Bu organizasyon gönüllü katkılara bağlıdır.That organization depends on voluntary contributions.
Yeni tünel İngiltere ve Fransa'yı bağlayacak.The new tunnel will link Britain and France.
Koloni bağımsızlığını ilan etti ve bir cumhuriyet oldu.The colony declared independence and became a republic.
Koloni bağımsızlık ilan etti.The colony declared independence.
Sömürge şimdiye kadar bağımsızlık ilan etmedi.The colony has not declared independence as yet.
Çocuk yardım için bağırdı.The boy screamed for help.
Koli ip ile bağlıydı.The parcel was tied with string.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod