Bağımsız olmayı severim.I like being independent.
2014 yılında İskoçya bağımsız bir devlet olabilir.In 2014 Scotland may become an independent state.
Bağışlanabilir bir hata yaptım.I made an honest mistake.
O, insanlara her zaman bağırıyor.He yells at people all the time.
Bagajım için yardıma ihtiyacım var.I need help with my luggage.
Rehineler bağlandı ve ağızları kapatıldı.The hostages were bound and gagged.
Tom ne zaman bağıracağını bilmiyordu.Tom didn't know when to shut up.
Tom depremden hayatta kalanlara yardım etmek için Kızıl haça para bağışladı.Tom donated money to the Red Cross to help survivors of the earthquake.
Tom arabasının bagajında bir av bıçağı bulundurur.Tom keeps a hunting knife in the trunk of his car.
Dün sen ve Tom'un birbirinize bağırdığınızı gördüm.I saw you and Tom yelling at each other yesterday.
Tom'a bağırmamalıydım.I shouldn't have yelled at Tom.
Tom'la hâlâ bağlantı kuramıyorum.I still can't get a hold of Tom.
Sanırım Tom'u biraz para bağışlaması için ikna ettim.I think I've persuaded Tom to donate some money.
Tom ayakkabılarını bağlayamıyor.Tom can't tie his shoes.
Tom, bağcıklarını tek başına bağlayamaz.Tom can't tie his shoelaces by himself.
Tom, bağcıklarını kendisi bağlayamaz.Tom can't tie his shoelaces by himself.
Tom ayakkabılarını bağlayamaz.Tom can't tie his own shoes.
Tom ayakkabılarını tek başına bağlayamaz.Tom can't tie his shoes by himself.
Tom ayakkabılarını nasıl bağlayacağını bilmiyor.Tom doesn't know how to tie his shoes.
Tom'un ayakkabı bağcıkları çözük.Tom's shoelaces are untied.
Tom ve Mary birbirlerine bağırmaya başladılar.Tom and Mary began yelling at each other.
Vatikan bağımsız bir ülkedir.The Vatican is an independent country.
O, ona bağırdı.She yelled at him.
O, bağış toplama çabalarından sorumluydu.He was in charge of the fundraising efforts.
Bana bağırman gerekmiyor.You don't have to shout at me.
Ben senin yardımına bağlıyım.I'm depending on your help.
O, hızlı bir internet bağlantısına sahip.He has a fast internet connection.
Onun hızlı bir internet bağlantısı var.He has a fast internet connection.
Arabanızın bagajındaki plaj çantasında ne var?What's in the beach bag that's in the trunk of your car?
Tom, Mary'ye bağırdı.Tom shouted at Mary.
Tom Fransızca bir şeyler bağırdı.Tom yelled something in French.
Tom tam suya dalmadan önce Fransızca bir şey bağırdı.Tom yelled something in French just before he dove into the water.
Bağlantıyı tıkladım ama bir şey olmadı.I clicked the link, but nothing happened.
Onların bagajını çekmeyeceğim.I'm not going to drag their luggage around.
Küçük erkek kardeşim yüksek sesle bağırıyor.My younger brother is yelling loudly.
O sadece karnı aç olduğunda bağırır.He only screams when he's hungry.
Onlar bizimle tekrar bağlantı kurmak istediler mi?Did they want to contact us again?
Tom Mary'ye biraz para bağışlamak için istekli olup olmayacağını sordu.Tom asked Mary if she would be willing to donate some money.
Tom arabasının bagajına yedek lastik koydu.Tom put the spare tire in the trunk of his car.
Tom herkesin duyması için yeterince yüksek sesle bağırdı.Tom yelled loud enough for everyone to hear.
Tom bavulları bağajdan çıkardı.Tom pulled the suitcases out of the trunk.
Sana böyle bağırdığım için üzgünüm.I'm sorry about yelling at you like that.
Sana web sitem için bağlantı göndereceğim.I'll send you the link to my website.
Keşke Tom'a her zaman bağırmasan.I wish you didn't always yell at Tom.
Tom Mary'nin bağırdığını duyduğunda döndü.Tom turned when he heard Mary shout.
Birinin bağırdığını duyduğuma eminim.I'm sure I heard somebody shouting.
Herhangi bir bağlantı olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if there's any connection.
Bir bağlantı olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if there's a connection.
Ben pencereden Mary'ye bağırdım.I yelled out the window at Mary.
Yedek lastik bagajda.The spare tire is in the trunk.
Çocuk hırsızları Tom'un gözünü bağladı.The kidnappers blindfolded Tom.
Ben bir bağlantı olduğuna eminim.I'm sure there's a connection.
Sana bağırdığım için özür dilerim.I'm sorry for shouting at you.
Tom Mary'ye Fransızca bağırdı.Tom yelled at Mary in French.
Tom yardım için bağırmaya başladı.Tom started yelling for help.
Eski kitaplarımı bağışlıyorum.I'm giving my old books away.
Bir bağırtı duyduğumu düşündüm.I thought I heard a scream.
Tom müziğin üzerinde bağırdı.Tom yelled over the music.
Ben Tom'um ve bir bağımlıyım.I'm Tom and I'm an addict.
Tom uyuşturucu bağımlısı oldu.Tom became a drug addict.