Tom çantalarını bagaja koydu, sonra arabaya bindi ve arabayla uzaklaştı.Tom put his bags in the trunk, then hopped in the car and drove off.
Tom çantalarını bagaja koydu, sonra arabaya atladı ve uzaklaştı.Tom put his bags in the trunk, then hopped in the car and drove off.
Tom hâlâ anne ve babasına bağlıdırTom is still dependent on his parents.
Tom'un üç parça bagajı var.Tom has three pieces of baggage.
Tom'un elleri arkasında bağlıydı.Tom's hands were tied behind his back.
Tom tüm parasını bağışladı sonra intihar etti.Tom gave away all his money, then committed suicide.
Tom nasıl kravat bağlayacağını bilmiyor.Tom doesn't know how to tie a tie.
Tom gezilerde çok bagaj taşımaz.Tom doesn't carry much luggage on trips.
Tom bütün gece boyunca bağırdı.Tom cried all night long.
Tom yardım kurumuna çok para bağışladı.Tom contributed a lot of money to charity.
Tom İnternet bağlantısı olmadan işini yapamaz.Tom can't do his job without an internet connection.
Tom deprem yardımı için bağışlanan tüm parayla birlikte kaçtı.Tom absconded with all the money donated for earthquake relief.
Tom Mary'yi sandelyeye bağladı.Tom tied Mary to the chair.
Tom sinirlendi ve Mary'ye bağırdı.Tom lost his temper and shouted at Mary.
Tom Mary'nin bağırdığını duydu.Tom heard Mary shout.
Tom her şey için Mary'yi bağışladı.Tom has forgiven Mary for everything.
Tom, köpeğini öldürdüğü için Mary'yi bağışladı.Tom forgave Mary for killing his dog.
Tom nihayet Mary ile bağlantı kurabildi.Tom finally managed to get a hold of Mary.
Tom Mary'ye bağlıdır.Tom depends on Mary.
Tom Mary'ye çok bağlıdır.Tom depends too much on Mary.
Tom, Mary ile e-posta vasıtasıyla bağlantı kurabilir.Tom can get in touch with Mary by email.
Tom Mary'ye yalancı diye bağırdı.Tom called Mary a liar.
Tom Mary'ye korkak diye bağırdı.Tom called Mary a coward.
Tom başarısını Mary'nin yardımına bağladı.Tom attributed his success to Mary's help.
Odaya girdiğimi uyarmak için Tom ve Mary birbirlerine bağıramayacak kadar çok meşguldü.Tom and Mary were too busy yelling at each other to notice that I'd entered the room.
Tom ve Mary her ikisi de zemin üzerine bağdaş kurmuş oturuyordu.Tom and Mary were both sitting cross-legged on the floor.
Tom ve Mary birbirlerine bağlılar.Tom and Mary are dependent on each other.
Onu omuzlarından tutarak, onu salladı ve bağırdı, "Kendine hakim ol!"Grabbing him by the shoulders, she shook him and yelled, "Snap out of it!"
Tom her ne zaman küfür etse, genellikle "Fransızcamı bağışlayın" diyor.Tom usually says "Pardon my French" whenever he swears.
Beyaz Saray ile bağlantılarım var.I have contacts in the White House.
Gerçekten sana yardım etmek isterim, ama ellerim bağlı.I would really like to help you, but my hands are tied.
Ben çikolata ve dondurma bağımlısıyım.I'm addicted to chocolate and ice cream.
O 38 yaşında olmasına rağmen, hâlâ anne ve babasına bağlıdır.Even though he is 38, he still depends on his parents.
1847 yılında onlar kendi bağımsızlıklarını ilân ettiler.In the year 1847, they declared their own independence.
Tom Mary'nin ne kadar bagaj almayı planladığını merak etti.Tom wondered how much luggage Mary was planning to take.
Tom yedek lastiği çıkarmak için bagajı açtı.Tom opened the trunk to get the spare tire.
Tom bagajı açtı ve onu boş buldu.Tom opened the trunk and found it empty.
Tom bloğundan benim siteme bağlandı.Tom linked to my website from his blog.
Tom'un bağışlayacağı çok şeyi var.Tom has many things to give away.
Tom maaşının yarısını sevdiği hayır kurumuna bağışlıyor.Tom donates half his salary to his favorite charity.
Tom bana bağırmak zorunda değildi.Tom didn't have to yell at me.
Tom Mary'nin onun yardım etmesine bağlıydı.Tom depended on Mary to help him.
Tom ayakkabıları için yeni bağcıklar aldı.Tom bought new laces for his shoes.
Tom bağışlanma için Mary'ye yalvardı.Tom begged Mary for forgiveness.
Tom ayakkabılarını bağlamayı unuttuğunu fark etti.Tom became aware that he had forgotten to tie his shoes.
Borina halatı bağladığından emin olmalısın.You should make sure that you tie a bowline.
Çoğu büyük Japon firması ihracata bağımlıdır.Most big Japanese firms depend on exports.
Kalabalık tekrar için bağırdı.The crowd cried out for an encore.
Onlar 1847'de kendi bağımsızlıklarını ilan ettiler.In the year 1847, they declared their own independence.
Bağlantı için çok teşekkürler, çeviri yapmayı ve dilleri öğrenmeyi severim!Thanks a lot for the link, I love translating and learning languages!
Modern çağda insanlar bağımsızdır.In the modern age, humans are detached.
Birinin bağırdığını duydum.I heard someone shouting.
Köprü iki şehri birbirine bağlıyor.The bridge connects the two cities.
Fast food bağımlılık yapabilir.Fast food can be addictive.
Sanırım eğitim planına bağlı kalmalısın.I think you should stick to your training schedule.
Tom köpeğini ağaca bağladı.Tom tied his dog to the tree.
Tom uçurtmaya biraz ip bağladı.Tom attached some twine to the kite.
Tom yerde bağdaş kurdu.Tom sat cross-legged on the floor.
Tom'un cüzdanında bir organ bağış kartı var.Tom has an organ donor card in his wallet.
Tom bir organ bağışçısı olmak için kayıt yaptırdı.Tom registered to become an organ donor.