bağırma ile cümle

bağırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Rick oğlunun bağırmasına ve ağlamasına dayanamaz.その痛みにトムは思わず、悲鳴を上げる。
Cüce bağırmaya başlamış. - Siz bana iyilik mi ettiniz, kötülük mü?勘当する! たたき出す! と大騒ぎを始めてしまった。
Örnek olarak: Babasına kızan bir gencin, tepkisini babasına değil de kardeşine bağırması.怒った頼朝は宗親を呼び出して叱責し、宗親の髻を切って辱めた。
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.フランス軍は「国民万歳!
Sadece Gharkad ağacı bağırmayacaktır çünkü o Yahudilerin ağacıdır.”厄爾蓋德樹是例外,因為它是猶太人的樹。
Başlangıçta bağırmamak için kendimi tutuyor, dişlerimi sıkıyordum.我刚开始放,自己就忍不住流泪了。
Zsupan yardım istemek için bağırmaya başlar.她大声向外求救。
Freisler, mahkeme sırasında sanıkları aşağılamaları ve onlara bağırması ile bilinirdi.弗萊斯勒特別為人所知的部分便是他會當庭羞辱被告,並且大聲的對他們咆嘯。
(Ne büyük macera)" diye bağırmasından geldiği hikâye edilmektedir.노!'라고 불같이 호령을 하여 그의 목소리는 늘 쉬어 있었다 한다.
Zsupan yardım istemek için bağırmaya başlar.하지만 도와달라는 울부짖음이기도 했지.
Çığlık, tiz sesle bağırmaktır.ㅙ의 발음은 로 소리난다.
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.תחי צרפת!".
Çığlık, tiz sesle bağırmaktır.בעודם מדברים בוקע את הדממה קול זעקה.
Zsupan yardım istemek için bağırmaya başlar.בצר לו, הוא פונה לקרישנה לעזרה.
Medyum trans'a girer ve bağırmaya başlar.גברת מרכוס נכנסת לחדר ומתחילה לצעוק על כולם.
Yardım için bağırmaya başlar ama etrafından gelen sesler onu susturur.Той веднага започва да крещи, но някой го смъмря да мълчи.
Zsupan yardım istemek için bağırmaya başlar.Međutim, majka započne vrištati upomoć.
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Uzvikuje: Živjela demokracija!
Bağırmayı reddedenler ise süngüleniyordu.Ljudi koji bi pali, bili su pregaženi.
Sonra bağırmaya başladılar.Nato so začeli še pogozdovat.
Her yerde avaz avaz bağırmaya başladı.Tedaj je na vso moč zajokal.
Bağırmayı reddedenler ise süngüleniyordu.Kes vastupidist väitis, see karjuti ja vilistati maha.
Adam: Orası çok karanlık, biraz bağırmanız gerekecek.Da es ziemlich dunkel ist, müssen Sie laut rufen.
Adam: Orası çok karanlık, biraz bağırmanız gerekecek.Jest ciemno, więc musicie krzyknąć
Affedersin, bağırmamalı mıyım?Scusate, non dovrei urlare?
-AMK! -Bağırmayı kes.젠장! / 그만 소리질러
-AMK! -Bağırmayı kes.-Sialan! -berhentilah memaki.
-AMK! -Bağırmayı kes.-Sluta skrik.
-AMK! -Bağırmayı kes.-Sluta skrik.
-AMK! -Bağırmayı kes.!לעזעזל- .תפסיק לצעוק-
-AMK! -Bağırmayı kes.تبّا - إخفض صوتك -
-AMK! -Bağırmayı kes.禁断症状だ! 丸一日 繋げれてない!
ANLAŞMAYI OKU! ... -Bağırmak zorunda mısın?LEES HET CONTRACT! ...
ANLAŞMAYI OKU! ... -Bağırmak zorunda mısın? --Lütfen. Kelle Avcısı ve Şirket!-계약서를 읽어! -소리칠 필욘 없잖아 -그냥 닥치고 읽어
ANLAŞMAYI OKU! ... -Bağırmak zorunda mısın? --Lütfen. Kelle Avcısı ve Şirket!LÄS KONTRAKTET! ... måste du skrika? -- snälla.
ANLAŞMAYI OKU! ... -Bağırmak zorunda mısın? --Lütfen. Kelle Avcısı ve Şirket!LIS LE CONTRAT !!
ANLAŞMAYI OKU! ... -Bağırmak zorunda mısın? --Lütfen. Kelle Avcısı ve Şirket!PŘEČTI KONTRAKT!! ...Musíš křičet? --prosím.
ANLAŞMAYI OKU! ... -Bağırmak zorunda mısın? --Lütfen.LEGGI IL CONTRATTO! ...
ANLAŞMAYI OKU! ... -Bağırmak zorunda mısın? --Lütfen.LIES DEN VERTRAG! ...
ANLAŞMAYI OKU! ... -Bağırmak zorunda mısın? --Lütfen.PRZECZYTAJ KONTRAKT! ...
ANLAŞMAYI OKU! ... -Bağırmak zorunda mısın?Διάβασε το συμβόλαιο!
ANLAŞMAYI OKU! ... -Bağırmak zorunda mısın?ЗАЧИТАЙ КОНТРАКТ!
Artık konser sırasında yemek, içmek, sahneye bağırmak ya da birbiriyle dedikodu yapmak yoktu.더이상 먹을수도, 마실수도, 스테이지에서 소리칠수도 없고 공연을 보면서 서로 가쉽에 대해서 이야기 할수도 없지요.
Artık konser sırasında yemek, içmek, sahneye bağırmak ya da birbiriyle dedikodu yapmak yoktu.les bavardages pendant le spectacle furent proscrits.
Artık konser sırasında yemek, içmek, sahneye bağırmak ya da birbiriyle dedikodu yapmak yoktu.lidé už nemohli klábosit, museli být potichu po dobu představení.
Artık konser sırasında yemek, içmek, sahneye bağırmak ya da birbiriyle dedikodu yapmak yoktu.Żadnego jedzenia, picia, wrzasków czy plotkowania w trakcie koncertu.
Artık konser sırasında yemek, içmek, sahneye bağırmak ya da birbiriyle dedikodu yapmak yoktu.Больше никакой еды и напитков, криков в сторону сцены или болтовни во время представления.
Artık konser sırasında yemek, içmek, sahneye bağırmak ya da birbiriyle dedikodu yapmak yoktu.אין יותר לאכול, לשתות ולצעוק לעבר הבמה, או לרכל אחד עם השני במהלך המופע.
Artık konser sırasında yemek, içmek, sahneye bağırmak ya da birbiriyle dedikodu yapmak yoktu.لا للأكل أو الشُرب أو الصياح للواقفين على المسرح أو التهامس فيما بينهم أثناء العرض.
Artık konser sırasında yemek, içmek, sahneye bağırmak ya da birbiriyle dedikodu yapmak yoktu.ルールになってきたと いうことです 会場は静かになりました
[ bağırmak ](gristos)
Bağırmak için uygun bir köpek değildi.Az nem jó kutya, amivel kiabálni kell.
Bağırmak için uygun bir köpek değildi.Ce n'est pas un chien sur lequel on crie.
Bağırmak için uygun bir köpek değildi.Einen guten Hund schreit man nicht an.
Bağırmak için uygun bir köpek değildi.Het is geen goede hond om naar te schreeuwen.
Bağırmak için uygun bir köpek değildi.소리를 질러야 하는 개는 좋은 개가 아닙니다.
Bağırmak için uygun bir köpek değildi.La un câine bun nu strigi de obicei.
Bağırmak için uygun bir köpek değildi.Não é um bom cão para se gritar.
Bağırmak için uygun bir köpek değildi.Nie krzyczy się na dobrego psa.
Bağırmak için uygun bir köpek değildi.No es un buen perro al que gritarle.

İlgili Sayfalar