bağırma ile cümle

bağırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Âyinlerinde cemaatin "Âmîn!" ya da "Halleluya!" diye bağırmaları da yaygındır.ونطق القاضى بحكمه: أن جاءت سكينة بينة على دعواها، وإلا فاليمين على زيد.
Barton randevuya gittiğinde Mayhew sarhoştur ve çılgınca bağırmaktadır.Quando Barton chega, Mayhew está bêbado e gritando loucamente.
Rick oğlunun bağırmasına ve ağlamasına dayanamaz.Rick não suporta ouvir seu filho gritando e chorando, então ele consegue derrubar a arma de Joe.
Bağırmayı reddedenler ise süngüleniyordu.Vozes que clamavam contra o erro foram silenciadas.
(Yaşasın kutsal Almanya'mız!) diye bağırmak olmuştur.(Vida Longa para a sagrada Alemanha!)"
Cüce bağırmaya başlamış. - Siz bana iyilik mi ettiniz, kötülük mü?(Que Mal Fiz Eu a Deus?POR ou Que Mal Eu Fiz a Deus?
Filmdeki Pacino'nun karakteri bağırmasıyla hafızalarda kalmıştır; "sipariş bitti!O filme inclui uma cena bem conhecida em que o personagem de Pacino grita: "Você está fora de ordem!
Bağırmayı kes!Pare de gritar!
Zsupan yardım istemek için bağırmaya başlar.Hij schreeuwt om hulp.
Sonra bağırmaya başladılar.Daarna kwamen ze me roepen.
(Yaşasın kutsal Almanya'mız!) diye bağırmak olmuştur.(Lang leve ons heilige Duitsland!) zijn geweest.
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Op de muur schrijft hij: "Leve de Fransen!".
Bağırma da, nerede yaşarsan yaşa!Woon waar je wilt, maar hou op!
Yardım için bağırmaya başlar ama etrafından gelen sesler onu susturur.Woła o pomoc, ale jego głos odbija się od desek.
Her yerde avaz avaz bağırmaya başladı.Po pierwszych słowach podniosły się krzyki.
Zsupan yardım istemek için bağırmaya başlar.Krzyknąłem o pomoc.
Molly bunu görünce bağırmaya başlar.Kleopatra płacze, gdy to widzi.
Tom'un bana her zaman bağırmasına alışkınım.Jestem przyzwyczajony do tego, że Tom ciągle na mnie krzyczy.
Tom'um yardımıyla Kate annesi ile yalnız kalabilir, annesi onu görünce yardım için bağırmaya başlar.När Kate kommer till sjukhuset för att besöka sin mor börjar Diane skrika på hjälp.
Bağırmayı reddedenler ise süngüleniyordu.De som vägrade attackerades.
Her yerde avaz avaz bağırmaya başladı.З переляку люди почали кричати.
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Його останніми словами були: «Хай живе Франція».
Tom'um yardımıyla Kate annesi ile yalnız kalabilir, annesi onu görünce yardım için bağırmaya başlar.Кейт вирішила провідати матір в лікарні, але побачивши дочку, Діана почала кричати про допомогу.
Cüce bağırmaya başlamış. - Siz bana iyilik mi ettiniz, kötülük mü?Але розсудіть, що ж тут було? — запитував Плевако. — Злочин хижака або помилка розрахунку?
Bağırmayı reddedenler ise süngüleniyordu.Всіх, хто відмовився хреститися, було вбито.
Sonra bağırmaya başladılar.Pak jsem začal křičet.
Bağırmayı reddedenler ise süngüleniyordu.Cei care au refuzat au fost nevoiți să se ascundă.
Sonra bağırmaya başladılar.Apoi a rostit un strigăt.
Kölesi olan kız, Liu, ona yardım etmeleri için çığlıklarla bağırmaya başlar.O sclavă, Liu, cere ajutor fiindcă bătrânul ei stăpân a căzut.
Herkes telaş içinde nehire doğru bağırmakta, bir şey aramaktadır.În toiul încăierării cineva a strigat arătând spre un turn.
Bağırmaya gerek yok.Nu este nevoie de urlete.
Sonra Hitler koşuşturup öfkeyle bağırmaya başladı.Hitler ezt követően kiabálni kezdett vele.
Her yerde avaz avaz bağırmaya başladı.A lány mindenről megfeledkezve sikítani kezd.
Tosca sevgilisinin bağırmalarını duymaktadır ama elinde bir şey yapabilecek hiç gücü yoktur.Malloy hallja a telefonban a barátnője sikolyait, de képtelen bármit is tenni.
Sadece Gharkad ağacı bağırmayacaktır çünkü o Yahudilerin ağacıdır.”Szinnyei Merse László, de zsidók haszonbérlik.”
Özellikle sürekli bağırması hoşuna gitmiyordu.Főleg repülés közben szeret kiáltozni.
Tom'um yardımıyla Kate annesi ile yalnız kalabilir, annesi onu görünce yardım için bağırmaya başlar.Tomin avulla Kate saa tavata äitinsä, joka alkaakin huutaa apua nähtyään tämän.
Sonra bağırmaya başladılar.Me vaan huudettiin.
Zsupan yardım istemek için bağırmaya başlar.Hän hätääntyy ja huutaa apua.
Çığlık, tiz sesle bağırmaktır.Äänet ovat korkeaa kirkumista.
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Kauan eläköön kuningas!” (ransk.
Bir kız bir şey yüzünden bağırırsa, bu diğer kızların bağırmasına sebep verecektir.Kun kuoro valittaa päätöstä, jostain kuuluu lasten huutoa.
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Ζήτω η Δημοκρατία, ζήτω η Γαλλία!".
Sonra bağırmaya başladılar.Αργότερα άρχισε να κλαίει.
Sonra bağırmaya başladılar.Så du endelig skriger.
Kölesi olan kız, Liu, ona yardım etmeleri için çığlıklarla bağırmaya başlar.Hans slavepige, Liù, råber om hjælp.
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Hans sidste ord skal have været "Længe leve Tyskland.
Bu zulümde payı olan kim varsa hepsi tek tek hesabını verecek." diyerek bağırmaya başladı.Enhver, der har en rolle i denne undertrykkelse vil dø, én efter én."
Her yerde avaz avaz bağırmaya başladı.Udendørs bliver det efterhånden gråt.
Başlangıçta bağırmamak için kendimi tutuyor, dişlerimi sıkıyordum.Da jeg hørte den første gang hadde jeg tårer i øynene.
Sadece Gharkad ağacı bağırmayacaktır çünkü o Yahudilerin ağacıdır.”Kecuali pohon gharqad karena ia adalah pohon Yahudi.”
Âyinlerinde cemaatin "Âmîn!" ya da "Halleluya!" diye bağırmaları da yaygındır.Tewahedo (Ge'ez: ተዋሕዶ täwaḥədo) adalah kata Ge'ez yang berarti "dijadikan satu" atau "dipersatukan".
Sonra bağırmaya başladılar.Cô bắt đầu la hét.
Zaman zaman Gaga, şarkıyı söylerken "America" diye bağırmaktadır.Trong khi biểu diễn bài hát, Gaga đôi khi lại vừa hét lên từ "America" ("Nước Mỹ").
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Pháp quốc muôn năm!".
Bu zulümde payı olan kim varsa hepsi tek tek hesabını verecek." diyerek bağırmaya başladı.Bất cứ ai có một vai trò trong sự đàn áp này sẽ chết từng người một."
(Yaşasın kutsal Almanya'mız!) diye bağırmak olmuştur.Hãy giết người Đức! – đấy là điều quê hương đang gào thét kêu la.
Cüce bağırmaya başlamış. - Siz bana iyilik mi ettiniz, kötülük mü?Con nào kiệt sức thì ngả chết ngay. ^ a ă â Phóng sinh: Phúc hay tội?
Her yerde avaz avaz bağırmaya başladı.Ngay sau đó là tiếng kêu khóc và gào thét vang lên khắp nơi.
Âyinlerinde cemaatin "Âmîn!" ya da "Halleluya!" diye bağırmaları da yaygındır.この叩く作業を「搗く」(つく)または「搗つ」(かつ)と呼び、染め方を「搗染め」(かちぞめ)と呼んだ。

İlgili Sayfalar