bağırma ile cümle

bağırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Ve ben bağırmaya başladım: "Yere yatın! Ateş ediyorlar!"I started screaming, saying, "Get down, there is shooting!"
Çalmayı bitirdiğimde genellikle ilk şey insanların bağırması oluyor :Usually when I play out, the first thing that happens is people scream out, "What's she doing?!"
Bağırmayı bırakıp konuşmaya başlamamız lazım.We need to stop shouting and start talking.
Bana daha önce hiç bağırmadığı kadar bağırdı .She yelled at me like she never had before.
Kulağımın dibinde bağırma.Get out here, you pricks!
(Cırcır böceği sesleri) (Bağırmalar) (Isırma sesleri) (Kahkaha) (Alkış)(Crickets chirping) (Shouts) (Chomping) (Laughter) (Applause)
Bağırmak için uygun bir köpek değildi.It's not a good dog you shout at.
Bu gece buraya gelmeden önce kızlarımdan bir tanesi bağırmaya başladı.Just as I was leaving to come here tonight, one of my daughters started screaming.
Çok tepki veriyorsun !' dedi ve saymaya başladı, 10 saniye sonra bağırması kesilmişti.Overreaction!" and started counting, and within 10 seconds it had ended.
Başım öyle ağrıyordu ki, daha bahçeden girmeden... ...bağırmaya başladım!It hurt so much that as soon as I got home... I started calling from the yard!
Bir halka bir çan biraz bağırmaya ya mı?Does one ring a bell or shout a bit?
[ bağırmak ][ Screams ]
ANLAŞMAYI OKU! ... -Bağırmak zorunda mısın? --Lütfen.READ THE CONTRACT! ...
Hep bir ağızdan bağırmaktansa, size bu numarada kaç tane basamak olduğunu soracağım.Rather than you all shouting out, I want you to count how many digits there are in that number.
Tamam, bağırmana gerek yok.Okay, no need to yell.
‹‹Başım ağrıyor, başım!›› diye bağırmaya başladı. Babası uşağına, ‹‹Onu annesine götür›› dedi.He said to his father, "My head! My head!" He said to his servant, "Carry him to his mother."
Çekişip bağırmayacak, Sokaklarda kimse Onun sesini duymayacak.He will not strive, nor shout; neither will anyone hear his voice in the streets.
Namazında pek bağırma, pek de sesini gizleme, bu ikisinin arasında bir yol tut.Do not say your prayers too loudly or in too low a voice, but follow a middle coarse.
Gerekirse haykırmasına/bağırmasına izin verin, ama her durumda onu rahat bırakın. "Let him come a howler over it if need be, but in any case leave him alone."
Domuz hemen bağırmayı kesti ama mücadeleye devam etti.The pig immediately stopped squealing, but continued struggling.
Sana bağırmak için para alıyorum, diye bağırdı.'I'm paid to shout at you', he bellowed.
Yüksek sesle bağırmak için bir dürtü hissettim.Ich verspürte den Drang, laut zu schreien.
Bağırmayı kes.Hör auf zu schreien.
Sadece Gharkad ağacı bağırmayacaktır çünkü o Yahudilerin ağacıdır.”Komm und töte ihn!“ Nur der Gharkad-Baum wird dies nicht tun, denn er ist ein Baum der Juden..
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Es lebe Frankreich!"
Âyinlerinde cemaatin "Âmîn!" ya da "Halleluya!" diye bağırmaları da yaygındır.So suchen manche den Ursprung des Wortes in den Wortteilen Sal (beten), ell (gebirgig), oder sel (erleuchtet).
Sonra bağırmaya başladılar.Wir ließen dich schreien.
Zsupan yardım istemek için bağırmaya başlar.Die schreit um Hilfe.
Havalan!'' diye bağırmaya başladı.Halt!“ geschrien.
Günlerden bir gün bir balıkçı telaş içinde bağırmaya başlamış: "Gördüm gördüm!Plötzlich sahen mich ein paar Frauen und schrien: ›Ein Flieger kommt‹.
Rick oğlunun bağırmasına ve ağlamasına dayanamaz.Sein Vater schmiegt sich an seinen Sohn und weint.
Böyle bağırma. Seni çok iyi duyuyorum.Ne crie pas comme ça. Je t'entends parfaitement.
Akıllı bir köpek asla nedensiz bağırmaz.Un chien intelligent n'aboie jamais sans raison.
Fazla bağırmayın, komşuları uyandıracaksınız!Ne criez pas si fort, vous allez réveiller les voisins !
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Il crient: « Vive la France ! ».
Kim beni gördüğü anda, Vietnamca, Bana su verin, yanıyorum, kavruluyorum. diye bağırmaya başladı.Tout le monde criait au secours, je brûle, je meurs.
Miklos Hoffer'in bir megafonla 'Zachte Heelmeesters'da bağırmasıdır.Puis, chez Mikhail Schweitzer dans Les gens drôles.
Zsupan yardım istemek için bağırmaya başlar.Il crie au secours inutilement.
Tosca sevgilisinin bağırmalarını duymaktadır ama elinde bir şey yapabilecek hiç gücü yoktur.Shūichi confesse son amour à Yoshino, mais celle-ci répond qu'elle ne peut pas lui rendre ses sentiments.
Böyle bağırma.Seni çok iyi duyabiliyorum.No grites así. Puedo oírte perfectamente.
Bana bağırma. Seni açıkça ve iyi bir şekilde duyuyorum.No me grites. Te oigo fuerte y claro.
Korktum ve bağırmaya başladım.Me asusté y empecé a gritar.
Tom asla bize bağırmaz.Tom no nos grita nunca.
İnsanı sessiz kalmaya zorlayan acı, onu bağırmaya zorlayan acıdan çok daha büyüktür.El dolor que obliga a una persona a callar es mucho mayor que el que le obliga a gritar.
Barton randevuya gittiğinde Mayhew sarhoştur ve çılgınca bağırmaktadır.Cuando Barton llega, Mayhew está borracho y grita salvajemente.
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.¡Viva Francia!».
Zsupan yardım istemek için bağırmaya başlar.Ella comienza a pedir ayuda.
Sonra bağırmaya başladılar.Y que entonces gritó.
Örnek olarak: Babasına kızan bir gencin, tepkisini babasına değil de kardeşine bağırması.Es un chico extrovertido, con una ironía que le viene de su padre y de su abuela.
Sonra bağırmaya başladılar.E cominciai a strillare.
Rick oğlunun bağırmasına ve ağlamasına dayanamaz.Rick non può rispondere alle sue domande e scoppia a piangere.
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Vive la France: "Vinceremo.
Filmdeki Pacino'nun karakteri bağırmasıyla hafızalarda kalmıştır; "sipariş bitti!La famosa scena in cui Al Pacino grida: "Lei è fuori dall'ordine!
Kadının bütün bağırmalarına rağmen onu orada öldürür.Когда ему надоел крик женщины, он убивает её.
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Он умер с возгласом: «Да здравствует Франция!».
Sonra bağırmaya başladılar.Она начинает кричать.
Tom'um yardımıyla Kate annesi ile yalnız kalabilir, annesi onu görünce yardım için bağırmaya başlar.Кейт решила навестить мать в больнице, но увидев дочь, Диана начала кричать о помощи.
Her yerde avaz avaz bağırmaya başladı.На первом маленьком спуске, он начинал кричать.
(Yaşasın kutsal Almanya'mız!) diye bağırmak olmuştur.Убей немца! — это кричит родная земля.
Zsupan yardım istemek için bağırmaya başlar.اطلب أو قم بالصراخ للمساعدة.

İlgili Sayfalar