bağırma ile cümle
bağırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Tom Mary'ye bağırmadı.Tom didn't yell at Mary.
Bağırmak hiçbir şeye yardımcı olmuyor.This shouting isn't helping anything.
Bağırmak tamamen gereksizdir.Yelling is completely unnecessary.
Komşular bağırma duyduklarını söyledi.Neighbors said they heard yelling.
Tom, Mary'nin adını bağırmaya devam ediyordu.Tom kept screaming Mary's name.
Çocuklarımın bağırmasından bıktım.I'm tired of my kids crying.
Kimse sana bağırmadı.No one shouted at you.
Fadıl, Leyla'ya bağırmaya başladı.Fadil started to yell at Layla.
Ben asla Tom'a bağırmam.I never yell at Tom.
Bir bağırma duydum.I heard a shout.
Bağırmaya devam ettim.I kept yelling.
Tom Mary'den bağırmayı kesmesini istedi.Tom asked Mary to stop yelling.
Ben bağırmaya başladım.I started screaming.
Tom daha önce hiç Mary'ye öyle bağırmadı.Tom had never yelled at Mary like that before.
Sadece bağırmaya devam ettim.I just kept yelling.
Leyla sadece yardım için bağırmaya devam etti.Layla just kept screaming for help.
Leyla acı içinde bağırmaya başladı.Layla started yelling in pain.
Sami bağırmaya başladı.Sami started to cry.
Böyle bağırma, o, sağır değil.Don't shout like that, he's not deaf.
Tom'un bağırmasını duymadın mı?Didn't you hear Tom scream?
Tom'a bağırmamasını söyledim.I told Tom not to shout.
Tom çığlık atmaya ve bağırmaya başladı.Tom started screaming and yelling.
Tom çığlık atıp bağırmaya başladı.Tom started screaming and yelling.
Sami polise bağırmaya başladı.Sami started shouting for the police.
Sami evinde kimseye bağırmak istemedi.Sami didn't want anyone yelling in his house.
Tom asla Mary'ye bağırmazdı.Tom would never yell at Mary.
Tom'un Mary'ye bağırmasını duyabiliyordum.I could hear Tom shouting at Mary.
Sami, Leyla'ya bağırmaya başladı.Sami started yelling at Layla.
Tom odaya geldi ve bağırmaya başladı.Tom came into the room and started yelling.
Sana bağırmayacağım.I won't yell at you.
Tom bağırma dürtüsüne direndi.Tom resisted the impulse to shout.
Sami bütün bu bağırmaları duydu.Sami heard all this yelling.
O adam biraz ileride duruyordu ama onun bağırmasını duyunca döndü.That man was standing a little ways away, but he turned when he heard her shout.
Hakime bağırmaya cüret edebildi.He had the nerve to yell at the judge.
Bağırmak yok!No shouting!
Söyledikleri bir şey damarına basmış olmalı ki onlara bağırmaya başladı.Something they said must have hit a nerve, so he started yelling at them.
Karl acı içinde bağırmaya başladı.Karl started shouting in pain.
Karl, o uzaklaşırken Amelia'ya bağırmaya devam etti.Karl kept yelling at Amelia as she walked away.
Barton randevuya gittiğinde Mayhew sarhoştur ve çılgınca bağırmaktadır.When Barton arrives, Mayhew is drunk and yelling wildly.
Zaman zaman Gaga, şarkıyı söylerken "America" diye bağırmaktadır.From time to time, Gaga shouts the word "America" while singing the song.
Sadece Gharkad ağacı bağırmayacaktır çünkü o Yahudilerin ağacıdır.”The only one not to do so will be the Gharqad tree as it is the tree of the Jews.
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Vive la France!"
Başlangıçta bağırmamak için kendimi tutuyor, dişlerimi sıkıyordum.At first I was afraid of collapsing, of tumbling and hurting myself.
Zsupan yardım istemek için bağırmaya başlar.She screams for help!
Filmdeki Pacino'nun karakteri bağırmasıyla hafızalarda kalmıştır; "sipariş bitti!The film includes a well-known scene in which Pacino's character shouts, "You're out of order!
Kölesi olan kız, Liu, ona yardım etmeleri için çığlıklarla bağırmaya başlar.The old man's slave-girl, Liù, cries out for help.
Çikatilo, kararı duyunca kafesi tekmeledi ve bağırmaya başladı.Chikatilo kicked his bench across his cage when he heard the verdict, and began shouting abuse.
Orası çok karanlık, biraz bağırmanız gerekecek.AO: Because it's quite dark. You'll just have to shout out.
Mary bağırmaya değildi, ama o şeyler baktı.Mary did not shout, but she looked at things.
Bağırmasını engelleyemezsinYou can't stop it screaming out
O shin ona bağırmaya yapılan bir sondaj tekme var, ama onun elinden tuttu.He got a sounding kick on the shin that made him shout, but he kept his grip.
O bağırmak için ağzını açtı ve sayfanın köşesinde onun arasındaki itme dişler.He opened his mouth to shout, and the corner of the sheet was thrust between his teeth.
Bana bağırmaya başlayınca tercümanaAnd he started yelling at me, and I said to the translator,
İşte o zaman bağırmaya başlayacak.And he's gonna start screaming.
Böyle bağırmana gerek yok.You don't have to say it like that.
Duman ve bağırmaya çelik sinirleri sarsmaya yetti.The smoke and shouting were enough to shake nerves of steel.
-Bağırmayı kes.-Stop shouting.
Medyamız ilgimizi çekebilmek için bu tür manşetlerle bize bağırmak zorunda.Our media have to scream at us with these kinds of headlines in order to get our attention.
Benim evimde kimse bağırmazdı.Nobody screamed in my house.
Nedir senin bu bağırman, çağırman?What is all this screaming of yours?