bağır ile cümle
bağır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Canlı haşlanarak yenilmek zorundadır ve bu işlem sırasında bağıramaz.然彼自高平之败,力竭气沮,必未能为边患。
Kendisinden nefret ettiğini suratına vura vura, bağırarak ağlaya ağlaya söyler.他看著我的臉還哭出來了,連我自己都想哭。
Freisler, mahkeme sırasında sanıkları aşağılamaları ve onlara bağırması ile bilinirdi.弗萊斯勒特別為人所知的部分便是他會當庭羞辱被告,並且大聲的對他們咆嘯。
Bütün sınıfa yardım için bağırır; lakin kimsenin umurunda değildir.將是光視為可愛的弟弟,但婉拒任何人的任何幫助。
('Onları yakala!') diye bağırarak sokaklar boyunca kovdular." diye ilân etmişlerdir.他們自稱為認主獨一者(一神論者),外界則稱為瓦哈比派。
Bunlar bağırsağın normal florasını oluşturabilirler.它可以自然实现为余切丛的子丛。
Ellerini cebimden çek!" diye bağırdı.내 주머니에서 손 빼!"( "Nigger!
(Ne büyük macera)" diye bağırmasından geldiği hikâye edilmektedir.노!'라고 불같이 호령을 하여 그의 목소리는 늘 쉬어 있었다 한다.
Korkar ve bağırır.겁이 많고 울보.
Bizi bırak." diye bağırıyordu.날 내버려 둬요!”라고 울부짖는다.
Bir bağırdığında neredeyse yer gök inler.기후는 아한대 습윤 기후이다.
Zsupan yardım istemek için bağırmaya başlar.하지만 도와달라는 울부짖음이기도 했지.
Diye bağırır.하고 소리지른다.
Dokunulduğunda bağırır.말할 때 태클걸기.
Kadın hareketinden dolayı mecburen gizli kalmaktan sıkıldım" diye bağırdım.이에 응하여 여성 운동에 대한 방침과 방향을 세워 분투하게 된다.'고 하였다.
Bir yandan bağırarak ağlar, bir yandan kusar.그런 후에 반죽을 자르고 불게 한 뒤 굽는다.
Yumurta sarısına götüren zar ise yaratığın ince bağırsağına bağlıdır.뒷면의 윗부분에는 보살상을, 아랫부분에는 코끼리상을 조각하였던 것으로 추정된다.
Şah!" diye bağırarak, canlarını Şah'ın yolunda vermeyi bir şans olarak kabul ediyorlardı.후세 사람들 중 누가 또 대감의 시를 현판해서 걸지 모르지 않습니까?"라며 조롱(嘲弄)하였다.
Allahverdi Bagirov ya da tam adıyla Allahverdi Teymur oğlu Bagirov, (d.본관은 언양(彦陽)이며, 예부상서(禮部尙書) 김부(金富)의 아들이다.
Bu tam da istemediğim şey!' diye bağırırdı."이는 저의 바라는 바가 아닙니다"라며 거절하였다.
1948 yılında yakalandığı bağırsak kanserinden kısa bir süre sonra ölür.1918년 장마가 끝나자 만해는 곧 오세암을 떠났다.
Elinizden yeteri kadar gelmiyor!" diye bağırarak, grubu ve Spike'ı kırar.걸주도 이보다 심하지는 않았을 것이오!”라며 분연히 소매를 떨치고 나가겠다 하였다.
Konuşmasının en sonunda Ben değişebiliyorsam sizde değişebilirsiniz, herkes değişebilir diye bağırır.패를 바꿀 때는, 한 사람이 패를 바꾼 후에야 다음 사람이 몇 장을 바꿀 것인지 말할 수 있다.
Mustafa Birden, "Arkadaşlar, hepiniz masanın altına girin!" diye bağırdı.압바스 모세가 말하기를 "그대의 수도실에 앉으십시오.
Çığlık, tiz sesle bağırmaktır.ㅙ의 발음은 로 소리난다.
Bağırsak biyopsisinde, enterositler içerisinde yağ içeren vakuoller vardır.이 빈 공간에는 탄소 원자가 들어갈 공간이 있다.
Çocuklara sürekli bağırarak sessiz olmasını söyleyen katı biridir.그는 젊은이들에게 늘 사소한 것이라고 해도 아껴쓸 것을 강조했다.
Guevara bizimle birlikte!" diye bağırarak karşılık verdi.유공조가 귀신을 데려왔어!”라고 중얼거리고는 숨을 거두었다.
Bolşevikler bir gün sizi de asacak diye bağırmıştır.הבולשביקים יום אחד יתלו את כולכם".
Ellerini cebimden çek!" diye bağırdı.תוציא את היד שלך מהכיס שלי!"
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.תחי צרפת!".
Burası New York" şeklinde polislere bağırdılar.באותם ימים נקראה בשם "יורק".
Canlı haşlanarak yenilmek zorundadır ve bu işlem sırasında bağıramaz.הנחש נמצא בתנועה מתמדת ולא ניתן לעצור אותו במהלך המשחק.
Ondan sonra bağırarak yardım istemeye başlamışlardır.מתוך חשש מהגרוע מכול, הם הזעיקו עזרה.
Çığlık, tiz sesle bağırmaktır.בעודם מדברים בוקע את הדממה קול זעקה.
Bütün sınıfa yardım için bağırır; lakin kimsenin umurunda değildir.כל הקהל צוחק ממנו ואף אחד לא קם לעזור לו פרט לצ'ארלי.
Onu her gördüğünde peşinden "SOOONIIIIIIIC!!!!!" diye bağırarak koşar.אחרי ששומע עלבון מוצלח של אחד מהחבורה, נוהג לצעוק "!!!Burn" ("אכלת אותה!!!").
Bu tam da istemediğim şey!' diye bağırırdı."הוא צעק: "לא לזה אני מתכוון!"
Diye bağırır.רועשת.
Kişi konuşamaz veya bağıramaz, ya da bunu yapmada büyük güçlük duyar.אינני יודעת, ואינני יכולה לדבר על כך עם איש, כי אפרוץ בבכי.
Bağırarak Maricruz'un nerede olduğunu sorar.שאל את מרדונה כיצד!"
Bu hayvanlarda ince bağırsakta yaşar, hayvana zarar vermez.פעולה זו יעילה בבעלי חיים שעירים, אך אינה יעילה בבני אדם.
Bir yandan kurtulmaya çalışırken bir yandan da bağırarak yardım istedi.הוא לא היה מסוגל לרדת למטה ועל-כך זעק לעזרה.
Richard "Yüce İsa bana yardım et" diye bağırarak uyanır.ריצ'רד מתעורר וקורא לישו לעזור לו.
Zsupan yardım istemek için bağırmaya başlar.בצר לו, הוא פונה לקרישנה לעזרה.
Bir yandan bağırarak ağlar, bir yandan kusar.הוא נפוץ על ידי זריעה, שתילה וייחור.
Tom kuşu yakalamaya başlar, oda acıyla bağırır "Mama!הוא החל את השינוי בכך שצעק "הפרד!"
Medyum trans'a girer ve bağırmaya başlar.גברת מרכוס נכנסת לחדר ומתחילה לצעוק על כולם.
Habil'in kanı yerden bağırır.חמיו של רבי נתן מברסלב.
Ay ortaya çıkmıştır ve kalabalığın idam edilecek prensin canını istemeleri bağırışları da kesilir.הירח עולה ונסיך פרס מובל להוצאתו להורג.
Bir kadın "Başörtüsüne i....n" diye bağırıyordu.מתעצבנת שמישהו אומר את השם שלה בלי א', מיה.
Asker tanıkların ifadesine göre saldırgan ateşe başlamadan önce Allahu Ekber diye bağırdı.אחד הניצולים אמר כי היורה צעק "אללה אכבר" בהתקפה.
İstediğiniz kadar bağırın, çatlayın, patlayın yıktık." sözlerini kullandı.צחק, צעק, צרח, קפוץ, רעד - כל מה שבא לך לעשות, תעשה את זה! "
Bağırsak çürümesi hayati tehlike taşıyan ve anında müdahale gerektiren bir hastalıktır.הרעלת דם היא מצב מסכן חיים ודורש התערבות רפואית מיידית.
Ondan sonra bağırarak yardım istemeye başlamışlardır.След малко се чуват нейните викове за помощ.
Bütün sınıfa yardım için bağırır; lakin kimsenin umurunda değildir.Катрин крещи за помощ, но никой не се отзовава.
Matt, performans sırasında bağırtılarını sürdürdü.Шоуто получи отрицателни отзиви по време на изпълнението му.
Yukarılardan "Sauve! (kurtuldu)" diye bağıran bir ses duyulur.Възможно е това да е слух, разпространен сред наследниците на Ягода, след като той изпада от властта.
"Leviathan!" diye bağırdı Castiel.Просто живях!“ – казва Хулио.
Dokunulduğunda bağırır.При допир се размеква.