bağır ile cümle
bağır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Rick o sırada hayalindeki Lori'ye "Dışarı çık!" diye bağırır ve eline silahını alır.Quá tuyệt vọng, Rick hướng nòng súng vào đầu mình và nói "Lori.
Dokunulduğunda bağırır.Nó phản ứng khi người ta chạm vào.
"Odaların arkasından sana bağıranların çoğu, düşüncesiz kimselerdir."ほとんど全ての者を汝(うぬ)、彼奴(きゃつ)呼ばわりした。
Ellerini cebimden çek!" diye bağırdı.男が「俺のポケットから手を離せ! ポケットにさわるな!」と叫んだ。
Boğuşma sırasında 'Seni tanıdım,' diye bağırdı.」と叫んだ時に戦死した。
Diye bağırır.そして叫んだ。
Melek bunun üzerine "Kendini beğenmişliğe karşı" diye bağırır, şeytanlar "Alçak gönüllülük!" diye cevap verir.魔王など魔なる者から天使など善なる者まで全て含めて悪魔と呼ぶ。
Birini yakaladığında "Aspirin!" diye bağırır.1人が料理を食べようとしたときに「アカンて!
Hatta öyle körleşir ki, babasına bağıracak kadar ileri gider.元服して父より偏諱を受け昭徳(あきのり)と名乗る。
Âyinlerinde cemaatin "Âmîn!" ya da "Halleluya!" diye bağırmaları da yaygındır.この叩く作業を「搗く」(つく)または「搗つ」(かつ)と呼び、染め方を「搗染め」(かちぞめ)と呼んだ。
Dokunulduğunda bağırır.ぶつかると弾かれる。
Ondan sonra bağırarak yardım istemeye başlamışlardır.動けなくなった彼は、助けを求めて叫び始めた。
Fleet "Tam önümüzde buz dağı var!" şeklinde bağırdı.フリートは「真正面に氷山があります」と告げた。
Rick oğlunun bağırmasına ve ağlamasına dayanamaz.その痛みにトムは思わず、悲鳴を上げる。
Sahibi tutmak için koşmuş, arkasından yalvarmış, bağırmış, boşuna.また処刑の際に悲鳴をあげ、吐瀉物を吐き散らし苦しみながら絶命したという。
Bizi bırak." diye bağırıyordu.わかってくれ」と叫んだ。
Krala söyleyin!) diye bağırmıştır.王様の言うことは絶対!
Onu her gördüğünde peşinden "SOOONIIIIIIIC!!!!!" diye bağırarak koşar.怒ったときは「ボケェェェ!!!」と叫ぶ癖がある。
Burası New York" şeklinde polislere bağırdılar.これらをニューヨーク断片という。
Bütün sınıfa yardım için bağırır; lakin kimsenin umurunda değildir.マロリーは助けを求めて叫んだが、誰もそれに応えてはくれなかった。
Kendinize gelin!" diye bağırır ve gider.」と叫んで退散。
Bu silah oyuncak!” diye bağırdığını söyledi.これでポップな曲になった!」と叫んだという。
Alaş! diye bağırdıkları bilinmektedir." と叫ぶことが知られている。
Sonra "Ölümün canı cehenneme!" diye bağırır.^ ゆでたまご「地獄の正体…!
1998'de bağırsak kanseri nedeniyle vefat etti.1998年 咽頭癌のため逝去。
Atlıların içindeki Şilili Huaso Sergio Catalan "yarın" diye bağırarak cevap verdi.乗り手の1人、セルヒオ・カタランは、2人に、「明日」と叫んだ。
Yol kana susamış, bağıran halk ile doludur.曲がったことと汚いもの(こと)を嫌う熱血漢。
Tam gelişmiş bir mideleri yoktur, sadece bazen incelen ve kalınlaşan bir bağırsakları vardır.頭足類と腹足類以外では明確な頭部が見られない。
Charlie Hebdo'yu öldürdük!" diye bağırıyorlar.ハッスル坊や(チャーリー・ハッスル)」と叫んで揶揄った。
Olturganım oba yer, basqanım bagır canaq.夫も喧嘩上等、ツッパリトラック野郎。
Bir zombi olarak uyanacak ve ben onu öldürmek zorunda kalacağım!" diye bağırır.おまえがもたもたしてるうちに、俺なら10人は殺せるぞ!」と罵った。
Tank tarafından zarar gören hapishane patikasında uyandıktan sonra Glenn, Maggie'nin ismini bağırır.半狂乱でマギーの名を叫びながら車で突っ込むグレン。
Cüce bağırmaya başlamış. - Siz bana iyilik mi ettiniz, kötülük mü?勘当する! たたき出す! と大騒ぎを始めてしまった。
Bu tam da istemediğim şey!' diye bağırırdı."ワシはまだ死にたくない」と叫び続けていたという。
Yan etkileri (öncelikle mide-bağırsak bozukluğu) kullanımını sınırlar.残響効果を付与すること。
Giles ise birden bağırır: "Kesin artık!"決めゼリフは「さればでござる」。
Çoban bir gün çocuklardan birinin "bekos" diye bağırdığını duyar ve bunun Frigce olduğu sonucuna varır.子供のうちの一方が腕を投げ出して「ベコス」と叫ぶと羊飼いはその言葉はフリュギア語だと結論した、というのは「ベコス」はフリュギア語でパンを意味するからである。
Elli adamın birden çıkarabileceği kadar gür bir sesle bağırabilmektedir.動物の鳴き声50種暗記 普段あまり耳にしない動物の鳴き声50種を暗記する。
Örnek olarak: Babasına kızan bir gencin, tepkisini babasına değil de kardeşine bağırması.怒った頼朝は宗親を呼び出して叱責し、宗親の髻を切って辱めた。
Çabuk sinirlenir ve bu yüzden sık sık bağırır.怒られることに慣れておらず、たびたび泣き出す。
Canlı haşlanarak yenilmek zorundadır ve bu işlem sırasında bağıramaz.主人公が穴に入ると叫び声を出し、一定時間穴から抜け出せなくなる。
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.フランス軍は「国民万歳!
Köylü kadınların biri "Turiddu öldürüldü." diye bağırır.「トゥリッドゥさんが殺された」(“Hanno ammazzato compare Turiddu!
Willow bağırır: "Buffy, kalk ayağa!ボンビーガール」他 宮本誠臣:「踊る!
1955 yılında bir kalp krizi ve 1956 yılında bir bağırsak ameliyatı geçirmesine karşın kısa sürede toparlandı.1955年、アイゼンハワーは重篤な心筋梗塞を味わい、1956年早々には回腸炎の手術も受けた。
Sinirlenince yüksek sesle bağırır.あまりの苦しさに大声で泣き叫ぶ。
Diye bağırır.大叫曰。
Bir bağırdığında neredeyse yer gök inler.渺渺水石间,因风时一度。
Bağırsak kanseri riskini azaltır.它们可能降低癌症的发病风险。
Sahnelerinin çoğunda birbirlerine bağırırlar ve surat yaparlar.許多人打電話至鄭大為道館,辱罵鄭大為。
Sadece Gharkad ağacı bağırmayacaktır çünkü o Yahudilerin ağacıdır.”厄爾蓋德樹是例外,因為它是猶太人的樹。
Birini yakaladığında "Aspirin!" diye bağırır.打出一下響指的同時說出「Attack!」。
Başlangıçta bağırmamak için kendimi tutuyor, dişlerimi sıkıyordum.我刚开始放,自己就忍不住流泪了。
Median hatta dar ve uzun bir orta bağırsak bulunur.是以遠涉乃至中天竺。
Her zaman sinirlendiği zaman bağırarak Bruce Lee benzer hareketler yapar.当害怕或愤怒时,他通常像李小龙一样大喊大叫。
Zsupan yardım istemek için bağırmaya başlar.她大声向外求救。
Yol kana susamış, bağıran halk ile doludur.名稱寶杖善降妖,永鎮靈霄能伏怪。
Audrey Hepburn 20 Ocak 1993'te İsviçre'de bağırsak kanserinden öldüğünde 63 yaşındaydı.1993年1月20日奧黛麗·赫本因闌尾癌在瑞士家中病逝,享壽63歲。
Oniki parmak bağırsağı兩手拇指。
Paez kızgınlıkla Nicolich’e bağırdı: “Allah aşkına bunun neresi iyi haber?”.“凭啥是个好消息?”派斯愤怒地对尼科里奇叫喊。