bağır ile cümle
bağır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bir yandan bağırarak ağlar, bir yandan kusar.Тя се изпуска от едно тяло и се поглъща от друго.
Kaptan bağırınca kapıyı kırmak zorunda kalırlar.Налага се да нахлуят вътре, разбивайки вратата.
Mesane ve bağırsak kontrolü kaybedilir.Имам чест и репутация за губене.
İlk başta, virüs sivrisineğin bağırsağındaki hücrelerde yaşar.В началото вирусът живее в клетките, които заобикалят червата на комара.
John'un bağırışlarıyla kendine gelen Isobel Kharis'e kendisini yere bırakmasını emreder.Джон започва да крещи и Изобел идва на себе си, заповядвайки на Харис да я пусне.
Hatta bununla kalmayıp "Tito'nun köpekleri" diye bağırdılar.Грифоните са "кучетата на Зевс".
Bağırsak bakterilerinin bulunduğu kültür ortamı bir tüpe aşılanır.Ако поставим сребърна пластина в хранителна среда на някоя бактериална култура, бактериите умират.
Yardım için bağırmaya başlar ama etrafından gelen sesler onu susturur.Той веднага започва да крещи, но някой го смъмря да мълчи.
Tom Mary'ye bağırıyor.Том вика на Мери.
Zsupan yardım istemek için bağırmaya başlar.Međutim, majka započne vrištati upomoć.
Hirschsprung's disease – sektör hipokromi şeklindeki heterokromi ile ilişkili bir bağırsak rahatsızlığıdır.Hirschprungova bolest– crijevni poremećaj udružen s heterokromijom u obliku zonalne hipokromije.
Tom kuşu yakalamaya başlar, oda acıyla bağırır "Mama!Pjesma počinje zvukom razbijanja stakla i Madonna kako viče "Bitch!".
Çabuk sinirlenir ve bu yüzden sık sık bağırır.Kreće se lebdenjem, i često izaziva smijeh.
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Uzvikuje: Živjela demokracija!
Bağırmayı reddedenler ise süngüleniyordu.Ljudi koji bi pali, bili su pregaženi.
İnce bağırsaberkülin çöküntüleri bu bezlere örnektir.Smrdljivi stršak primjer je gljiva koje pokazuju ovo obilježje.
O esnada gemideki hayvanlar bağırdığından, bugünkü adını almıştır.Tako je po njenom jadikovanju rijeka i dobila današnje ime.
2 Melek gür bir sesle bağırdı: “Yıkıldı!Prosvjedi Hrvata u BiH: 'Odzvonilo je!'.
Bağırır, çırpınır, ancak kimse sesini duyamaz.O njemu pjevamo kad nas svi čuju i plačemo kada nas nitko ne vidi!"
Bir ışık bile sönse deli gibi bağırabilirim.Podobne ako ametyst, aj citrín môže na svetle blednúť.
İnce bağırsakta ayrıca sindirim yüzeyini genişleten villuslar (tümür) da vardır.O obci v okrese Znojmo pozri Uherčice (okres Znojmo).
Oscar, köpeğe bağırır ve sonunda köpek kaçar.Rozhodca vydá povel a pes vybieha na trať.
Mary, 24 Mayıs 1995'te kocasının bağırsak kanseri ve Alzheimer hastalığından ölümüyle dul kalmıştır.Jeho dcéra 15. decembra 2008 oznámila, že otec trpí Alzheimerovou chorobou a demenciou.
Bazen bağırarak insanları korkutur.Vokály sú niekedy kričané a často majú vzburcovať dav.
Bağırsak çürümesi hayati tehlike taşıyan ve anında müdahale gerektiren bir hastalıktır.Akútne srdcové zlyhanie je život ohrozujúce ochorenie, vyžadujúce neodkladnú liečbu.
Salmonellosis bir tür akut bağırsak enfeksiyonudur.Imunita proti salmonelám je bunkového typu.
Arkalarından bağırır ama sesini duyuramaz.Tento zvuk vydáva pri dvorení, ale nevie revať.
Bu araştırmalara bakıldığında fruktozun ince bağırsakta tamamen emilmediği görülmektedir.Pokladá sa za preukázateľné, že tento materiál nikdy neprišiel do styku s kvapalnou vodou.
Çabuk sinirlenir ve bu yüzden sık sık bağırır.Často sa vie ľahko naštvať a stále si z neho robí srandu.
İletişim sesli bağırışlar ile gerçekleşir.Sporazumevajo se z glasnimi kriki.
Çoğu sıcak kanlı hayvanın bağırsaklarında yaşar.Pijavka sesa kri toplokrvnih živali.
Cugaşvili bunu reddetti ve "Vur!" diye bağırdı.Grof jim je rekel: »Vstanite in poiščite si orožja!
Kamçı solucanları kalın bağırsakta yaşar ve yaklaşık dört santimetre uzunluğundadır.Črvi živijo v debelem črevesu in so približno štiri centimetre dolgi.
Dışarıdan Lubino'nun bağırtı sesleri işitilir.Zunaj se sliši Basilijev glas.
Sonra bağırmaya başladılar.Nato so začeli še pogozdovat.
Bağırır, çırpınır, ancak kimse sesini duyamaz.Nedvojen, onstran primerjav in nihče Te premeriti ne more.
Kalın bağırsak midenin altındadır.Velik pes prebiva pod prsmi.
İstifasından kısa süre sonra, 71 yaşında 9 Kasım 1940'ta Bağırsak kanserinden öldü.Chamberlain je zaradi raka umrl 9. novembra 1940 v starosti 71 let.
Ayrıca bağırsaklarını tutmak için gelişmiş özgün kasık kemikleri bulunur.Imajo tudi visoko razvite čute za samoohranitev.
Bu sayede yiyecekler ince bağırsağın her bölümünden geçmeye devam ederler.Po teh trakovih se pretakajo hranilne snovi v vse dele drevesa.
Her yerde avaz avaz bağırmaya başladı.Tedaj je na vso moč zajokal.
Çoğu sıcak kanlı hayvanın bağırsaklarında yaşar.Daugumos rūšių patelės čiulpia šiltakraujų gyvūnų kraują.
Hatta bununla kalmayıp "Tito'nun köpekleri" diye bağırdılar.Taip pat minimi kaip „Dzeuso šunys“.
Kamçı solucanları kalın bağırsakta yaşar ve yaklaşık dört santimetre uzunluğundadır.Kirmėlės gyvena storojoje žarnoje bei yra maždaug keturių centimetrų ilgio.
Burası New York" şeklinde polislere bağırdılar.Policininko atminimui jo vardu pavadinta viena Niujorko aikštė.
Kadın hareketinden dolayı mecburen gizli kalmaktan sıkıldım" diye bağırdım.Ir tas įsitikinimas privertė mane atsidėjus sekti taip vadinamojo moterų klausimo evoliuciją..."
İnce bağırsağa yerleşir.Šakelės paspaustoje vietoje parausvėja.
"Bağırsak Çürümesi Nedir?".Ar klaidūs „Krakatukų brūzgėlynai“?
Sempronio çok korkmuştur ve yardım isteyerek bağırır.Vaikinas pasijuto krintantis į bedugnę ir ėmė šauktis pagalbos.
Bazı dinleyiciler tarafından bağırdılar.Atsišakoja keliukas į Girdiškės.
Çocuklara sürekli bağırarak sessiz olmasını söyleyen katı biridir.Siūbuodamas į šonus nuolat garsiai šaukia.
Bu hayvanlarda ince bağırsakta yaşar, hayvana zarar vermez.Kai kuriuose pasakojimuose vilkolakiai taikūs, nedaro nieko blogo.
Sadece deli gibi SHANNON! diye bağırarak ormanda koşturur.Rembo pokalbio, aptinka bėglį miške.
Bolşevikler bir gün sizi de asacak diye bağırmıştır.Bolševikud poovad ka teid ühel päeval üles.").
Bizi bırak." diye bağırıyordu."Ma peksan ta läbi!", karjus ta.
Bağırsak teller oldukça kırılgandırlar ve kolayca kopabilirler.Pistiku viigud võivad üsna kergelt painduda ja murduda.
Bağırsaklarda büyük ya da küçük çapta tıkanmalar.Valla väikesel või suurel vapimärgil.
Avidin, biotine tutunur ve onun bağırsaktan geri emilimine engel olur.Naine Wittigu järgi taandub oma bioloogilisele soole ning ei saa sellest koormast vabaneda.
Çabuk sinirlenir ve bu yüzden sık sık bağırır.Neil on kalduvus kiiresti ärrituda ja nad on mõnikord liigselt kriitilised.
Bazen bağırarak insanları korkutur.Tavaliselt hülglased pelgavad inimesi.