bağır ile cümle
bağır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bir zombi olarak uyanacak ve ben onu öldürmek zorunda kalacağım!" diye bağırır.Når en sau blir tatt av en ørn er den lykkelig og roper: «Jeg kan fly!»
Bütün sınıfa yardım için bağırır; lakin kimsenin umurunda değildir.Koret sympatiserer med de anklagede, men er ikke i stand til å yte hjelp.
Alaş! diye bağırdıkları bilinmektedir.Den er kjent for at den skriker høyt.
Kendinize gelin!" diye bağırır ve gider.Han strekker handa opp og roper «Nykk meg opp!»
Bağırsak florası ile insanlar arasındaki ilişki simbiyotik ve mutualistiktir, her iki tarafa da yarar sağlar.Maur og hornsikader lever i mutualisme, en gjensidig fordel av hverandre.
Başlangıçta bağırmamak için kendimi tutuyor, dişlerimi sıkıyordum.Da jeg hørte den første gang hadde jeg tårer i øynene.
Burası New York" şeklinde polislere bağırdılar.For eksempel brukes betegnelsen newyorker om personer fra New York.
Şah!" diye bağırarak, canlarını Şah'ın yolunda vermeyi bir şans olarak kabul ediyorlardı.Men jeg vil gjerne få ta det imot av Dem, konge, at De lar meg bli den største i landet med det navnet».
Eğer bağırsaklarının bir kısmının ameliyatla çıkartılması gerekmişse bunun da sonuçlarını çekeceklerdir.Dersom stoffet kommer i kontakt med øynene kan det medføre blindhet.
Ellerini cebimden çek!" diye bağırdı.Keluarkan tanganmu dari sakuku!"
Sadece Gharkad ağacı bağırmayacaktır çünkü o Yahudilerin ağacıdır.”Kecuali pohon gharqad karena ia adalah pohon Yahudi.”
Sempronio çok korkmuştur ve yardım isteyerek bağırır.Ini menakutkan Suhaasini dan dia berteriak minta tolong.
Yan etkileri (öncelikle mide-bağırsak bozukluğu) kullanımını sınırlar.Efek sampingnya (utamanya gangguan pencernaan) membatasi manfaatnya.
Teller ipek ve bağırsaktan yapılıyor.Komet terbentuk dari es dan debu.
"Odaların arkasından sana bağıranların çoğu, düşüncesiz kimselerdir."Kebanyakan dari mereka yang hijrah keluar negeri disebabkan olah berbagai alasan.
Şah!" diye bağırarak, canlarını Şah'ın yolunda vermeyi bir şans olarak kabul ediyorlardı.Kemudian mereka berlutut di hadapan-Nya dan mengolok-olokkan Dia, katanya: "Salam, hai Raja orang Yahudi!"
İlk başta, virüs sivrisineğin bağırsağındaki hücrelerde yaşar.Mulanya virus hidup di sel yang menuju saluran pencernaan nyamuk.
Hayaletleri yumrukla tehdit ederken tutmayın beni diye bağırır.Maka jawab pencuri itu dengan ketakutan, benar.
Divana çıkıp bağırıp çağırdılar.Lalu ia pergi ke luar dan menangis dengan sedihnya."
Bağırsak lümeninde bulunan birkaç enzim, retinil esterlerinin hidrolizinde rol oynayabilir.Beberapa enzim yang hadir dalam lumen usus mungkin terlibat dalam hidrolisis ester retinil diet.
Bu tam da istemediğim şey!' diye bağırırdı."Tolonglah aku yang tidak percaya ini!'.
Bütün sınıfa yardım için bağırır; lakin kimsenin umurunda değildir.Dia coba untuk kembali teriak minta tolong, tapi tidak ada yang datang.
Bağırsaklardaki tüm türler tanımlı değildir çünkü bazıları kültürlenemez.Sejumlah jenazah dinyatakan tidak bisa diidentifikasi karena dimutilasi.
Bağırsak teller oldukça kırılgandırlar ve kolayca kopabilirler.Karena cangkang tiram cukup tajam dan dapat melukai tangan.
Bağırarak onlardan yardım ister.Dia menjawab bagi yang membutuhkan dan memohon pertolongan jika mereka berdoa pada-Nya.
Bu silah oyuncak!” diye bağırdığını söyledi.Seorang polisi berteriak, "Ia bersenjata!
Bağırsak bakterileri insanlar için yararlı olan çeşitli işlevleri vardır.Cabai mengandung berbagai macam senyawa yang berguna bagi kesehatan manusia..
Guillian-Barre sendromu, otizm ve inflamatuvar bağırsak hastalığının arttığı görülmemektedir.Rates of Jumlah penderita Sindrom Guillian-Barre, autisme, dan penyakit radang usus tidak tampak meningkat.
"Defol git buradan!" diye bağırır Eve'ye.Seorang wanita berteriak, "Pergi, OJ, Pergi!"
Anüs bulunmaz.Sindirim bağırsaklarda olur.Plosoklaten, kecamatan di Kabupaten Kediri.
Giles ise birden bağırır: "Kesin artık!"Lenin menenangkan mereka, "Ayolah!
Âyinlerinde cemaatin "Âmîn!" ya da "Halleluya!" diye bağırmaları da yaygındır.Tewahedo (Ge'ez: ተዋሕዶ täwaḥədo) adalah kata Ge'ez yang berarti "dijadikan satu" atau "dipersatukan".
Arkalarından bağırır ama sesini duyuramaz.Tidak akan muncul pada visi, tapi Anda dapat mendengar suaranya.
Ellerini cebimden çek!" diye bağırdı.Bỏ tay ra khỏi túi tao!".
Sonra bağırmaya başladılar.Cô bắt đầu la hét.
Ondan sonra bağırarak yardım istemeye başlamışlardır.Một lần nữa, họ gào lên yêu cầu chúng ta giúp đỡ.
Zaman zaman Gaga, şarkıyı söylerken "America" diye bağırmaktadır.Trong khi biểu diễn bài hát, Gaga đôi khi lại vừa hét lên từ "America" ("Nước Mỹ").
Fleet "Tam önümüzde buz dağı var!" şeklinde bağırdı."Núi băng, ngay phía trước!"
Bağırsaklardaki bakterilerin %99'dan fazlası anaerobdur, ama çekumda aerobik bakterilerin yoğunluğu yüksektir.Hơn 99% vi khuẩn trong ruột là anaerobe, nhưng trong cecum, vi khuẩn hiếu khí đạt mật độ cao.
Guillian-Barre sendromu, otizm ve inflamatuvar bağırsak hastalığının arttığı görülmemektedir.Tỷ lệ hội chứng Guillian-Barre, tự kỷ và bệnh viêm ruột không thấy tăng.
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Pháp quốc muôn năm!".
Diye bağırır.Tôi khóc.
Bazı dinleyiciler tarafından bağırdılar.Có một số người phát âm những âm .
İnce bağırsak Kalın bağırsak İshal KabızlıkMậu Tý Mậu Dần Mậu Thìn Mậu Ngọ Mậu Thân Mậu Tuất
Bir yandan bağırarak ağlar, bir yandan kusar.Thương thọc một đường, gậy đâm một nẻo.
1998'de bağırsak kanseri nedeniyle vefat etti.Linda qua đời năm 1998 vì ung thư vú.
Bu zulümde payı olan kim varsa hepsi tek tek hesabını verecek." diyerek bağırmaya başladı.Bất cứ ai có một vai trò trong sự đàn áp này sẽ chết từng người một."
(Yaşasın kutsal Almanya'mız!) diye bağırmak olmuştur.Hãy giết người Đức! – đấy là điều quê hương đang gào thét kêu la.
Bizi bırak." diye bağırıyordu.Để con đập chết nó nhé!" - Cậu bé đó kêu lên.
Olturganım oba yer, basqanım bagır canaq.Về đi thôi hề, hãy đoạn tuyệt giao du.
Giles ise birden bağırır: "Kesin artık!"Rizal ngay lập tức trả lời: "Huwag, huwag!
İstediğiniz kadar bağırın, çatlayın, patlayın yıktık." sözlerini kullandı.Cười, la hét, khóc, nhảy, lắc-bất cứ điều gì bạn cảm thấy muốn làm, hãy làm điều đó!"
Magnezyum sitrat çözeltileri genellikle bir ile üç buçuk saat içinde bağırsak hareketi sağlar.Đặc biệt, khi hết nhiên liệu động cơ vẫn có thể hoạt động tốt trong khoảng nửa giờ.
Cüce bağırmaya başlamış. - Siz bana iyilik mi ettiniz, kötülük mü?Con nào kiệt sức thì ngả chết ngay. ^ a ă â Phóng sinh: Phúc hay tội?
Orta bağırsak emilmenin esas merkezidir.Ngay giữa trung tâm là điện thờ chính.
Yan etkileri (öncelikle mide-bağırsak bozukluğu) kullanımını sınırlar.Tác dụng giảm đau liên quan mật thiết với tác dụng chống viêm (liều chống viêm/ liều giảm đau = 1/1).
Bir zombi olarak uyanacak ve ben onu öldürmek zorunda kalacağım!" diye bağırır.Cô sẽ ném một lá bùa và hét lên " Akuryo Taisan! ".
Bağırsaklardaki anaerobik bakteriler hemoglobinini sülfohemoglobin ve diğer renkli pigmentlere dönüştürürler.Các vi sinh vật kỵ khí trong ruột chuyển hóa hemoglobin thành sulfhemoglobin và các sắc tố khác.
Şahin başlı tanrı Kebehsenuef ise bağırsakları korurdu.Sức mạnh của thần linh sẽ che chở và bảo vệ họ không bị bỏng.
Her yerde avaz avaz bağırmaya başladı.Ngay sau đó là tiếng kêu khóc và gào thét vang lên khắp nơi.