bağır ile cümle
bağır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bu sırada Spike acıyla bağırır.Cyrus Paice: Dacă te excită...
Bağırmayı reddedenler ise süngüleniyordu.Cei care au refuzat au fost nevoiți să se ascundă.
Çoğu sıcak kanlı hayvanın bağırsaklarında yaşar.Acesta oprește însă carnea animalelor cu sânge cald.
Doktor, ona bağırarak bunun haksızlık olduğunu söyler.Din păcate pentru el, degetele îi vor spune că nu a avut dreptate.
Sonra bağırmaya başladılar.Apoi a rostit un strigăt.
Habil'in kanı yerden bağırır.Din gura lui Jumbo imediat a țâșnit sânge.
"Bağırsak Çürümesi Nedir?".Ce-are de-a face cu potcovitul bietei mele gloabe?)”
İnsanlarda ince bağırsak üç kısma ayrılır: duodenum, jejunum, ileum.Intestinul subțire are 3 segmente: duoden, jejun și ileon.
Homurdanırken, inlerken ve acı acı bağırırken hayvan üst dudağını kıvırır ve kulaklarını ileri doğru döndürür.Când mârâie, mormăie sau strigă, animalul își răsucește buza superioară și își îndreaptă urechile în față.
Bu öykü koalanın av hayvanı olduğunu ve bağırsaklarının uzunluğunu vurgular.Aceasta evidențiază rolul koalei ca vânat și lungimea intestinelor sale.
Willow bağırır: "Buffy, kalk ayağa!Se spune despre Cambronne că ar fi strigat: "Rahat!
Kamçı solucanları kalın bağırsakta yaşar ve yaklaşık dört santimetre uzunluğundadır.Viermii trăiesc în intestinul gros și au aproximativ patru centimetri lungime.
Bağırsak kanserine yakalandı; uzun süre tedavi gördü.Acesta a fost diagnosticat cu cancer la stomac si a fost sub tratament.
Tom kuşu yakalamaya başlar, oda acıyla bağırır "Mama!Mami se aude cum vine furtunos de la etaj strigând: "Jasper!
Carl ise Rick'e sinirlidir ve ona bağırır.Ea îl recunoaște pe Kane și îl strigă.
Kalan partiküller ise kalın bağırsaktan geçer ve sonunda dışkı biçiminde vücuttan atılır.Rămășițele cojii sfărâmate trec prin tractul intestinal și sunt apoi eliminate în afară.
Kölesi olan kız, Liu, ona yardım etmeleri için çığlıklarla bağırmaya başlar.O sclavă, Liu, cere ajutor fiindcă bătrânul ei stăpân a căzut.
Çabuk sinirlenir ve bu yüzden sık sık bağırır.Ea este încăpățânată la culme și adesea îl stârnește pe Ioz.
Şubat 1942'de şiddetli mide ve bağırsak rahatsızlıkları ile hastaneye kaldırıldı.În iulie 1945 a fost dus la spital deoarece avea dureri mari la picioare.
Herkes telaş içinde nehire doğru bağırmakta, bir şey aramaktadır.În toiul încăierării cineva a strigat arătând spre un turn.
Echinococcus granulosus, bağırsaklarda yaşayan bir parazit türü.Echinococcus granulosus este un vierme parazit lat din clasa cestodelor.
Bağırmaya gerek yok.Nu este nevoie de urlete.
Bu arada Perry üçüncü dizeyi duyunca, "Bir araba alıyoruz." diye bağırdı.Amikor Katy meghallotta a harmadik sort, így szólt: „Veszünk neked egy autót!”
Diye bağırır.Csak kiabáltam.
Çoğunlukla sadece kendi ismini bağırabilir.Gyakran megelégszik csak nevüknek említésével.
Sonra Hitler koşuşturup öfkeyle bağırmaya başladı.Hitler ezt követően kiabálni kezdett vele.
Her zaman sinirlendiği zaman bağırarak Bruce Lee benzer hareketler yapar.Általában kiabál, mint Bruce Lee.
İnce bağırsağın ilk ve en kısa kısmıdır.A vékonybél első és legrövidebb szakasza.
Korkar ve bağırır.FELELSZ VAGY MERSZ.
Perdeleri için, bağırsak (katkut) veya olta misinası kullanılır.A metszések iránya lehet hosszanti, haránt (vízszintes) vagy ferde.
Dışarıdan Lubino'nun bağırtı sesleri işitilir.Ekkor kívülről Basilio hangja hallatszik.
Herr Kavalier, Ochs'un bağırıp çağırması Marie Theres!...John Thaw - Kiálts szabadságot!
İlk başta, virüs sivrisineğin bağırsağındaki hücrelerde yaşar.Eleinte a vírus a szúnyog belét bélelő sejtekben él.
Her yerde avaz avaz bağırmaya başladı.A lány mindenről megfeledkezve sikítani kezd.
Tosca sevgilisinin bağırmalarını duymaktadır ama elinde bir şey yapabilecek hiç gücü yoktur.Malloy hallja a telefonban a barátnője sikolyait, de képtelen bármit is tenni.
Sempronio çok korkmuştur ve yardım isteyerek bağırır.Gertrúd egyre jobban megrémül, segítségért kiált.
Meydana koşun." diye bağırdı.Rajta, vadászok” – kiáltotta.
Bu tam da istemediğim şey!' diye bağırırdı."Erre nem számítottunk!«” – mondta.
Bütün sınıfa yardım için bağırır; lakin kimsenin umurunda değildir.Próbál segítségért kiabálni, de senki sem hallja.
Daha az bağırsak bozuklukları olmasına yardım eder.Kevesebb napelemmel működött volna.
Sadece Gharkad ağacı bağırmayacaktır çünkü o Yahudilerin ağacıdır.”Szinnyei Merse László, de zsidók haszonbérlik.”
Willow bağırır: "Buffy, kalk ayağa!Zanpakutó: Démonláng ("Hózukimaru") Sikai: "Lobbanj fel!"
Bir zombi olarak uyanacak ve ben onu öldürmek zorunda kalacağım!" diye bağırır.A felszarvazott férj persze dühbe gurul, és ordítani kezd: "Meg foglak ölni!"
İnsanlarda ince bağırsak üç kısma ayrılır: duodenum, jejunum, ileum.Három részre tagolódik, ezek a patkó- (duodenum), éh- (jejunum) és csípőbél (ileum).
Bazı dinleyiciler tarafından bağırdılar.Beszédeit nagy tömegek hallgatták.
Yunusların bağırsaklarının incelenmesi sonucunda en az 24 farklı tür balık yedikleri görülmüştür.A ketogén diéta hatásait legalább 14 állatmodellen tanulmányozták.
Özellikle sürekli bağırması hoşuna gitmiyordu.Főleg repülés közben szeret kiáltozni.
Çabuk sinirlenir ve bu yüzden sık sık bağırır.Kiáltka – Gyakran felkiált.
Sana doğru cesurca bağırıyor: "Bin yıllık acı Yaşam ya da ölüm istiyor!"Hozzád bátran kiált: „Egy ezredévi szenvedés Kér éltet vagy halált!”
Tom'um yardımıyla Kate annesi ile yalnız kalabilir, annesi onu görünce yardım için bağırmaya başlar.Tomin avulla Kate saa tavata äitinsä, joka alkaakin huutaa apua nähtyään tämän.
Sonra bağırmaya başladılar.Me vaan huudettiin.
Korkar ve bağırır.Olen vaiti ja huudan.
Kendisinden nefret ettiğini suratına vura vura, bağırarak ağlaya ağlaya söyler.Jos itketät häntä, minä itketän sinua.
Diye bağırır.Minä huudan.
Olturganım oba yer, basqanım bagır canaq.Ah, kuinka sua kaipaan, sa sydänkäppyräisein mun.
Gitarist Denis D'Amour, Agustos 26, 2005'te bağırsak kanserinden hayatını kaybeder.Yhtyeen kitaristi Denis "Piggy" D'Amour kuoli paksusuolensyöpään 26. elokuuta 2005.
Zsupan yardım istemek için bağırmaya başlar.Hän hätääntyy ja huutaa apua.
Çığlık, tiz sesle bağırmaktır.Äänet ovat korkeaa kirkumista.
Mustafa Birden, "Arkadaşlar, hepiniz masanın altına girin!" diye bağırdı.Avajaisiltana Koschmider huuteli puolityhjästä salista "Tehkää show'ta!"-komentoja.
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Kauan eläköön kuningas!” (ransk.