bağır ile cümle
bağır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bolşevikler bir gün sizi de asacak diye bağırmıştır.Streicher fortsatte att vråla: ”Bolsjevikerna kommer att hänga er en dag!”
Kamçı solucanları kalın bağırsakta yaşar ve yaklaşık dört santimetre uzunluğundadır.Maskarna lever i tjocktarmen och är kring 4 centimeter långa.
Sunita bağırarak herkesi uyandırır.Han skriker då åt Jin att vakna.
Sindirim sisteminin anatomisinde kalın bağırsak, ince bağırsak ile anüs arasındaki kısımdır.I anatomiskt avseende utmärks den genom förekomst av slemkanaler och silhyver.
Burası New York" şeklinde polislere bağırdılar.Invånarna kallas "New Yorkers".
Bağırmayı reddedenler ise süngüleniyordu.De som vägrade attackerades.
Divana çıkıp bağırıp çağırdılar.Того схопили та привели на допит.
Diye bağırır.І плаче.
Her yerde avaz avaz bağırmaya başladı.З переляку люди почали кричати.
Bebekken ilk bağırdığı zaman, bir ebe sokağa çıktı ve yabancı bir isim verilmesini istedi.Коли дитина вперше закричала, акушерка вийшла на вулицю і запитала в першого-ліпшого перехожого ім'я.
Alaş! diye bağırdıkları bilinmektedir.Quem terá sido? — Я чув, як хтось плаче.
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Його останніми словами були: «Хай живе Франція».
Onu her gördüğünde peşinden "SOOONIIIIIIIC!!!!!" diye bağırarak koşar.Коли бачить Сеймура, то тоді зазвичай викрикує: «Скі-і-і-і-нееер!!!!!», постійно його критикує.
Bütün sınıfa yardım için bağırır; lakin kimsenin umurunda değildir.У паніці вона починає кричати, волаючи про допомогу, але ніхто не чує її.
Bu kumpastır, eninde sonunda bunun hesabı hukuk içerisinde sorulacaktır" diye bağırdı.Так що цього товариша, сподіваюся, рано чи пізно притягнуть до відповідальності».
1940 yılında, yaklaşık 70,000 Azeri, Bağırov yönetiminde gerçekleşen temizliğin sonucu ölmüştür.До 1940 року приблизно 70 тис. азербайджанців загинуло в результаті чисток, які здійснював Багіров .
Bu hayvanlarda ince bağırsakta yaşar, hayvana zarar vermez.Тут мускус добувають гуманним способом, не травмуючи тварини.
Tom'um yardımıyla Kate annesi ile yalnız kalabilir, annesi onu görünce yardım için bağırmaya başlar.Кейт вирішила провідати матір в лікарні, але побачивши дочку, Діана почала кричати про допомогу.
Krala söyleyin!) diye bağırmıştır.«Геть владу царя!» проголошували вони.
Cüce bağırmaya başlamış. - Siz bana iyilik mi ettiniz, kötülük mü?Але розсудіть, що ж тут було? — запитував Плевако. — Злочин хижака або помилка розрахунку?
Bağırmayı reddedenler ise süngüleniyordu.Всіх, хто відмовився хреститися, було вбито.
Kaptan bağırınca kapıyı kırmak zorunda kalırlar.Воїни захлопують двері.
Bu bakteriler aynı zamanda bağırsakta(ki) gaz üretiminin de nedenidirler.Через неї також виходять гази, що утворюються в печі (колошниковий газ).
Sunita bağırarak herkesi uyandırır.Коли Елісар прокинувся, усі ще спали.
Kurban "Katil var!" diye bağırarak kendini yere atar.Коли я бігла звідти, в спину мені кричали: „Вбивця!“».
Parka biçimli yağmurluk (siḷaŋŋaaq) fok bağırsağından yapılır.Утворюється суглоб головки ребра (плоский).
Ancak bazı bağırsak mikroorganizmaları hastalık da yapabilir.Деякі мікроорганізми можуть викликати захворювання у людей.
Taraftarlar "Bastır Ukrayna!" diye bağırdılar.«Україно, вперед!», — ревіли вболівальники.
Tom Mary'nin bağırdığını duydu.Том чув, як Мері кричить.
Tom Mary'ye bağırdı.Том накричав на Мері.
Tom Mary'nin John'a bağırdığını duydu.Том чув, як Мері кричить на Джона.
Tom, Mary'ye bağırdı mı?Том кричав на Мері?
"Heil" değil, "Glory" diye bağıracaksınız.Будете кричать не «Хайль», а «Слава».
Sonra bağırmaya başladılar.Pak jsem začal křičet.
Bütün sınıfa yardım için bağırır; lakin kimsenin umurunda değildir.Ze začátku křičí o pomoc, ale nikdo není v doslechu.
Sunita bağırarak herkesi uyandırır.Zeyera Probuzení op.
Median hatta dar ve uzun bir orta bağırsak bulunur.Ať už se jedná o průměr či prostou délku.
Bacteroides cinsine ait türler bağırsaklardaki bakterilerin %30'unun oluşturular.Výrazně nejčastější je rod Bacteroides, který tvoří 30 % všech bakterií v střevě.
Bunun sonucunda geri dönüşümü olmayan bağırsak nekrozları gelişir.Všechno, co tomu neodpovídá nás rozvíří.
Divana çıkıp bağırıp çağırdılar.Poté již vyvolávají a objíždějí ulice města.
Sunita bağırarak yurttaki herkes uyarır.O ztroskotání Durandy se dozví všichni obyvatelé Guernsey.
Sempronio çok korkmuştur ve yardım isteyerek bağırır.Atys se zděšeně probouzí a volá o pomoc.
Arkalarından bağırır ama sesini duyuramaz.Zkouší křičet, ale nedokáže vydat ani hlásku.
İnsanlarda ince bağırsak üç kısma ayrılır: duodenum, jejunum, ileum.Tenké střevo se rozděluje na tři části: dvanáctník (duodenum), lačník (jejunum) a kyčelník (ileum).
Tom kuşu yakalamaya başlar, oda acıyla bağırır "Mama!Jedno dítě se jde podívat a přijde s křikem: "Mami, mami, v kůlně straší!".
Diye bağırır.Muž křičí.
Kalın bağırsak zarar görmüş veya yangılıysa su emilmesi engellenir ve sulu dışkı meydana gelir.Spočívá v tom, že kyčelní kloub a kloubní jamka do sebe nepřesně zapadají anebo nejsou zcela vyvinuty.
Cugaşvili bunu reddetti ve "Vur!" diye bağırdı.Skočila jsem mezi něho a Ja'ira a řekla: „Nestřílejte!
Birini yakaladığında "Aspirin!" diye bağırır.Po provedení atentátu vykřikl „Korea!
Çoğu sıcak kanlı hayvanın bağırsaklarında yaşar.Živí se krví teplokrevných živočichů.
Dişi kenelerde ovaryum ile bağırsak irtibat halindedir.Kloš je mezi ovcemi přenášem přímým kontaktem.
Bizi bırak." diye bağırıyordu.Musel jsem odejít“, uvedl.
İnce bağırsak Kalın bağırsak İshal KabızlıkVelká Jalůvka Velká Jalůvka Velká Jalůvka
"Defol git buradan!" diye bağırır Eve'ye.Začne třást sklem a křičet "Elaine!
Onlar gittikten sonra Frank Jenifer'e bağırır.Po hádce Jeff Saru opustí.
Bebekken ilk bağırdığı zaman, bir ebe sokağa çıktı ve yabancı bir isim verilmesini istedi.Când copilul a strigat pentru prima oară, o moașă a ieșit în stradă și a cerut un nume unui străin.
Diye bağırır.Încă plângea.
Hirschsprung's disease – sektör hipokromi şeklindeki heterokromi ile ilişkili bir bağırsak rahatsızlığıdır.Boala lui Hirschsprung – o tulburare intestinală asociată cu heterocromia în forma heterocromiei sectoriale.
Guillian-Barre sendromu, otizm ve inflamatuvar bağırsak hastalığının arttığı görülmemektedir.Ratele sindromului Guillian-Barre, autismului și bolii inflamatorii a intestinelor nu par a fi mărite.
Köylü kadınların biri "Turiddu öldürüldü." diye bağırır.O femeie aduce tragica veste: Turiddu a fost ucis.