bağır ile cümle
bağır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak sükroz olarak alındığında üst ince bağırsakta sindirim gerçekleşir.Questa, però, mentre viene portata via scoppia in lacrime.
Saldırgan "Kan! neden bu kadar kan! yok olsun kan!" diye bağırıyordu.Urlate!" con un più arrabbiato "Urlate, cazzo!
Filmdeki Pacino'nun karakteri bağırmasıyla hafızalarda kalmıştır; "sipariş bitti!La famosa scena in cui Al Pacino grida: "Lei è fuori dall'ordine!
İnce bağırsak: Kokoreç.Lingua Tagliente: pugnale.
Geceleyin martılar bağırdı.Ночью кричали чайки.
Bağırsak florası psikolojiyi etkiler.Кишечная флора влияет на психику.
Bolşevikler bir gün sizi de asacak diye bağırmıştır.Однажды большевики повесят вас!»
Bu arada Perry üçüncü dizeyi duyunca, "Bir araba alıyoruz." diye bağırdı.К тому времени, когда Пэрри услышала третью строчку она закричала: «Мы купим тебе машину!».
"Odaların arkasından sana bağıranların çoğu, düşüncesiz kimselerdir."Но вы — большинство из вас — можете там побывать .
Diye bağırır.Он кричит.
Ellerini cebimden çek!" diye bağırdı.Убери руку от моего кармана!».
Carrie bağırarak onu çıkartmasını isterken aniden kapı çatlar ve dolaptaki haç kanamaya başlar.Когда Кэрри кричит, чтобы её выпустили, в двери появляется трещина, а распятие в чулане начинает кровоточить.
Sonra "Ölümün canı cehenneme!" diye bağırır.Ты попадёшь в ад и сдохнешь!».
11 Ekim 1992'deki savaşlarda çavuş T. Bagirov hayatını kaybetti.В боях 11 октября 1992 года сержант Т.Багиров героически погиб.
Bir bağırdığında neredeyse yer gök inler.При длительном стоянии на воздухе раствор желтеет (окисляется до серы).
Kadının bütün bağırmalarına rağmen onu orada öldürür.Когда ему надоел крик женщины, он убивает её.
Durumu idare edemediği için Vincent'a bağırır.Его чувства к Утене обуславливаются тем, что он не может контролировать её.
Bu kumpastır, eninde sonunda bunun hesabı hukuk içerisinde sorulacaktır" diye bağırdı.Так что этого товарища, надеюсь, рано или поздно привлекут к ответственности».
Ben Profesörüm!" diye bağırdığında tepe noktasına ulaşmıştır.(«Где мой учитель»)- крикнул я.
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Он умер с возгласом: «Да здравствует Франция!».
Cugaşvili bunu reddetti ve "Vur!" diye bağırdı.А кузнецу закричал: «Гони на них!»
Olturganım oba yer, basqanım bagır canaq.Я увезу мусор, ты — общие котлы.
3 Mayıs 1992'de Ermeni gruplar Bagirov'a 8 Mayıs günü Shushani işgal edeceklerini haber verdiler.3 мая 1992 года армянские военные силы сообщили Багирову, что 8-го числа они захватят Шушу.
Saldırgan "Kan! neden bu kadar kan! yok olsun kan!" diye bağırıyordu.Кровь, убийства… — кому это всё нужно?»
Harry, yılana Justin’i bırakması için bağırdığı zaman herkes onun yılanlarla konuşabildiğini anlar.Из-за способности с Гарри говорить со змеями, все подозрения падают на него.
Ancak bazı bağırsak mikroorganizmaları hastalık da yapabilir.Так менее 1000 микроорганизмов могут вызывать заболевание.
Canlı haşlanarak yenilmek zorundadır ve bu işlem sırasında bağıramaz.Берегитесь, вы побеждены, мы бы вам не кричали.
Sonra bağırmaya başladılar.Она начинает кричать.
Aniden bağırır, güler, oynar, şaka yapar, uyuyan insanı yatağından alıp başka yere taşır.Они смеются над ним и корчат рожи, после чего человек просыпается, успокаивается и снова ложится спать.
Ondan sonra bağırarak yardım istemeye başlamışlardır.Слышатся её крики о помощи.
Elinizden yeteri kadar gelmiyor!" diye bağırarak, grubu ve Spike'ı kırar.Пронесласъ надъ толпою команда: — «Не рубить, a по взводно стрЪлять»!
Tom'um yardımıyla Kate annesi ile yalnız kalabilir, annesi onu görünce yardım için bağırmaya başlar.Кейт решила навестить мать в больнице, но увидев дочь, Диана начала кричать о помощи.
Yukarılardan "Sauve! (kurtuldu)" diye bağıran bir ses duyulur.Установлен колокол Благовест, чей звон слышен и жителям соседних сел.
Burası New York" şeklinde polislere bağırdılar.Полицейские жетоны в Нью-йоркском Департаменте полиции называют «щитками».
Her yerde avaz avaz bağırmaya başladı.На первом маленьком спуске, он начинал кричать.
Mideye ve bağırsağa giden besinin değeri düşüktür.Их стремления диктуют желудок и карман.
Bizi bırak." diye bağırıyordu.Стой!» — кричал он.
Öncelikle bağırsaklar içten ve dıştan temizlenir.Рефералов подразделяют на прямых и косвенных.
Krala söyleyin!) diye bağırmıştır.Что же делать?» — спросили короля.
Bağırıp dağı seslendirmesen ne çıkar!Что мне делать, горе мне, горы!
(Yaşasın kutsal Almanya'mız!) diye bağırmak olmuştur.Убей немца! — это кричит родная земля.
Fleet "Tam önümüzde buz dağı var!" şeklinde bağırdı.Хиллари сказал: «Ещё несколько ударов ледорубом по твёрдому снегу — и мы на вершине».
Gizlenme işi bittikten sonra haberci yüksek sesle "harar!" diye bağırır.После недолгих сомнений Воробей весело отвечает: «Да!
Güney Afrikalı yere düştü ve bağırıp ağlamaya başladı.Она садится на землю и начинает плакать.
Ayrıca her geldiğinde 'Howdy ho!' diye bağırır.Перед боем всё кричит «Хуу!
Arkalarından bağırır ama sesini duyuramaz.Слышит стук в дверь, но не реагирует на него.
Mustafa Birden, "Arkadaşlar, hepiniz masanın altına girin!" diye bağırdı.Вадим Селин за повесть «Свой в доску!
Mide ve bağırsak mukozasından iyi emilirler.Хорошо и быстро всасывается в желудочно-кишечном тракте.
Ateş açmadan evvel "Ben bir Müslüman Amerikalıyım, İsrail'e kızgınım" diye bağırdı.وصرخ "أنا مسلم أمريكي، أنا غاضب من إسرائيل" قبل أن يبدأ إطلاق النار.
Olturganım oba yer, basqanım bagır canaq.إجى كانون تختبى ببيتك يا مجنون (دلالة على البرد).
Askerler Bose ki jay (Bose'nun sağlığı dolu olsun), Inquilab Zindabad (Yaşasın İnkılap) diye bağırdılar.تبنّى النبي محمد زيدًا، فكان أهل مكة يدعونه «زيد بن محمد»، وزوّجه من ابنة عمته زينب بنت جحش.
Zsupan yardım istemek için bağırmaya başlar.اطلب أو قم بالصراخ للمساعدة.
Diye bağırır.وهو يبكي.
Mide ve bağırsak mukozasından iyi emilirler.يُمتصوا جيداً في المعدة والأمعاء.
Boğuşma sırasında 'Seni tanıdım,' diye bağırdı.وكان يردد أثناء الضرب "اللهم إن كان هذا في رضاك فزدني منه".
Kamçı solucanları kalın bağırsakta yaşar ve yaklaşık dört santimetre uzunluğundadır.تعيش الديدان في الأمعاء الغليظة، ويُقدّر طولها بحوالي 4 سم.
Krala söyleyin!) diye bağırmıştır.قال بعضهم من القوم: أنشد الملك!
Âyinlerinde cemaatin "Âmîn!" ya da "Halleluya!" diye bağırmaları da yaygındır.ونطق القاضى بحكمه: أن جاءت سكينة بينة على دعواها، وإلا فاليمين على زيد.
Solunum ve bağırsak hastalıkları% 25-50 oranında azaltılabilir.يمكن لرقاقة المعالج أن تخفض التردد بمقدار 50% أو 25%.
Aralık 1997'de, 30 yaşında, kalın bağırsak kanseri için tedavi edildi.في عام 2010، البالغ من العمر 38 عاما، كان يخضع لعلاج سرطان الغدد الليمفاوية.