bağır ile cümle

bağır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Willow bağırır: "Buffy, kalk ayağa!Stewie responde diciendo: "¡Vete, clip!
Kelime anlamı olarak bakıldığında “Bağırsak Solucanı” olarak çevirmek mümkündür.Literalmente traducido como 'los senos de ruptura'.
Baykal kızgınlıkla bağırdı: “Ben sadece gözyaşlarımı verebilirim!”En un momento de rabia, gritó: "¡Yo podría destruirte con esta información!".
Burası New York" şeklinde polislere bağırdılar.También apareció en "Policías de Nueva York" al año siguiente.
Zsupan yardım istemek için bağırmaya başlar.Ella comienza a pedir ayuda.
Korkar ve bağırır.Él salía corriendo y gritando.
Bağırov'un Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti polisi için de çalıştığı rivayet edilir.También está documentado que trabajó para la policía de la República Democrática de Azerbaiyán.
Bumbar (kalın bağırsak): Dolma ve kokoreç.Sojutsu (lanza) y Naginatajutsu (alabarda).
Mir Cafer Bağırov, Azerbaycan tarihinin tartışmalı bir karakteridir.Baghirov es una figura controvertida de la Historia de Azerbaiyán.
Krala söyleyin!) diye bağırmıştır.¡He tomado al rey!'"
Bütün sınıfa yardım için bağırır; lakin kimsenin umurunda değildir.Adam grita desesperadamente por ayuda, sin embargo no es escuchado por nadie.
Ondan sonra bağırarak yardım istemeye başlamışlardır.Durante un tiempo se escucharon sus gritos pidiendo auxilio.
Bu memelilerin ayrıca bağırsaklarında koyu kırmızı sıvı depoladıkları bir kese bulunur.Posee un saco en sus intestinos que contiene un líquido de color rojo oscuro.
Onu her gördüğünde peşinden "SOOONIIIIIIIC!!!!!" diye bağırarak koşar.Él puede enojarse fácilmente, lo que le hace decir "ALVINNN!!!".
Kendisinden nefret ettiğini suratına vura vura, bağırarak ağlaya ağlaya söyler.Él le ofrece escapar con ella, a lo que ella acepta llorando.
Tom kuşu yakalamaya başlar, oda acıyla bağırır "Mama!Al finalizar el primer estribillo, Cerati grita «¡Mami!».
İlk seferde bu talebi reddetti sonra sonuçlarından sorumlu olacaklarının bağırarak kabul etti.Al principio se negó, pero luego cedió, declarando que ellos eran responsables de las consecuencias.
İnsanlara saldıran ve onların bağırsaklarıyla beslenen yoma isimli yaratıklar vardır.Él consume humanos y gira capullos en el cual atrapa a su presa.
Sonra bağırmaya başladılar.Y que entonces gritó.
Bağırsak kanseri riskini azaltır.Disminuye el riesgo de cáncer de útero.
Sara bağırarak onun hiçbir şey yapmadığını söyler ama Michael tutuklanır.Sara grita diciendo que no es cierto, pero Michael se entrega por Sara.
Gizlenme işi bittikten sonra haberci yüksek sesle "harar!" diye bağırır.El álbum termina pero un hombre grita "AGAIN!"
Durumu idare edemediği için Vincent'a bağırır.Sawyer se disgusta por no poder hacerlo.
Canlı haşlanarak yenilmek zorundadır ve bu işlem sırasında bağıramaz.Él tiene que mejorar en esa área y no gritarle a los oficiales de juego todo el tiempo.
Kaptan bağırınca kapıyı kırmak zorunda kalırlar.Al oír el ruido del vidrio, los niños tratan de romper la puerta.
Örnek olarak: Babasına kızan bir gencin, tepkisini babasına değil de kardeşine bağırması.Es un chico extrovertido, con una ironía que le viene de su padre y de su abuela.
Kızgın olduğunda her zaman bana bağırıyor.Ogni volta che è arrabbiato mi urla contro.
Tom Fransızca bir şey bağırdı.Tom gridò qualcosa in francese.
O şarkı söylemiyor, bağırıyor.Non sta cantando, sta urlando.
Biraz daha bağırın, duyamıyorum!Grida più forte, non sento!
Neden bağırıyordun?Perché stavi urlando?
2 Melek gür bir sesle bağırdı: “Yıkıldı!L'angelo gridò con voce potente: "è caduta!
Divana çıkıp bağırıp çağırdılar.Scricchiolavano, si gonfiavano, si spaccavano.
Ondan sonra bağırarak yardım istemeye başlamışlardır.Ma la gente cominciò a morire e a invocare aiuto dal Cielo.
Sonra bağırmaya başladılar.E cominciai a strillare.
Diye bağırır.Perché gridava.
"Odaların arkasından sana bağıranların çoğu, düşüncesiz kimselerdir."La maggior parte di essi mendica.
Sempronio çok korkmuştur ve yardım isteyerek bağırır.Lei, allarmatissima, chiama aiuto.
Rick oğlunun bağırmasına ve ağlamasına dayanamaz.Rick non può rispondere alle sue domande e scoppia a piangere.
Ülseratif kolit (UK), inflamatuar bağırsak hastalığı (IBH)'nın bir şeklidir.La colite ulcerosa è una forma di IBD (inflammatory bowel disease).
Hatta bununla kalmayıp "Tito'nun köpekleri" diye bağırdılar.Gli zii di Harry ne "I cani e i lupi".
Kurban "Katil var!" diye bağırarak kendini yere atar.Questa gli avrebbe gridato "Assassino!
Oscar, köpeğe bağırır ve sonunda köpek kaçar.Earl però si rifiuta e il cane allora scappa.
Herr Kavalier, Ochs'un bağırıp çağırması Marie Theres!...Herr Kavalier, scena di Ochs, (finale atto II) Marie Theres!...
Bu memelilerin ayrıca bağırsaklarında koyu kırmızı sıvı depoladıkları bir kese bulunur.Nel suo intestino è presente anche una sacca che contiene un fluido rosso scuro.
Sonra "Ölümün canı cehenneme!" diye bağırır.Il suo grido di battaglia è "Alla morte!"
Çabuk sinirlenir ve bu yüzden sık sık bağırır.È sempre arrabbiato e urla spesso.
Kaptan bağırınca kapıyı kırmak zorunda kalırlar.Quando la barra si esaurisce si aprirà una porta.
"Leviathan!" diye bağırdı Castiel."Un extraterrestre!" grida Taco.
Bütün sınıfa yardım için bağırır; lakin kimsenin umurunda değildir.La ragazza grida aiuto ma non è sentita da nessuno.
Çoğunlukla sadece kendi ismini bağırabilir.Spesso pronunciano imprecazioni con il suo nome.
Giles ise birden bağırır: "Kesin artık!"Wes gridò "Oh, Cazzo!
Hayaletleri yumrukla tehdit ederken tutmayın beni diye bağırır.Minaccia dagli abissi Non mordermi sul collo!
Kamçı solucanları kalın bağırsakta yaşar ve yaklaşık dört santimetre uzunluğundadır.I vermi vivono nell’intestino crasso e sono lunghi circa quattro centimetri.
Ciğerci!" diye diye bağırarak satıyordu."«Dunque?» gridò Bottenlauben.
Onu her gördüğünde peşinden "SOOONIIIIIIIC!!!!!" diye bağırarak koşar.Un giorno, lei giunse gridando << Arriva il cane randagio, davvero !!! >>.
Gizlenme işi bittikten sonra haberci yüksek sesle "harar!" diye bağırır.Se verrà tirato dietro lo spaventapasseri si potranno sentire delle voci che urleranno "Goal!".
Tom kuşu yakalamaya başlar, oda acıyla bağırır "Mama!Dopo averlo conosciuto, lo Sfavillotto giallo esclama a voce alta "La mia Mamma!
Yaşasın Fransa!" diye bağırmak oldu.Vive la France: "Vinceremo.
Bu yüzden bir daha ne özür dileyeceğini ne de onunla konuşmaya yeltenmeyeceğini bağırarak çekip gider.In seguito però, fugge senza farsi nemmeno ringraziare.

İlgili Sayfalar