bağımlı ile cümle

bağımlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bu teklifler, bu Bölümde belirtilen tarımla ilgili konuların karşılıklı bağımlılığını göz önünde bulundurur.O Fundo é administrado pela Comissão.
Bu teklifler, bu Bölümde belirtilen tarımla ilgili konuların karşılıklı bağımlılığını göz önünde bulundurur.Ta oddelek se uporablja za prevoz v železniškem in cestnem prometu ter po celinskih plovnih poteh.
Bütün bu durumlar birbirine bağımlıdır.Y todo esto implica unos a otros.
Bütün bu durumlar birbirine bağımlıdır.وهذه كلها توضح بعضها
Bütün bu şeyleri hissedebiliyorum, ve sonra bu gerçekte kimin bağımlılığı? Gerçekten, bunu yapabilirsin.Mogę czuc wszystkie te rzeczy, i potem kto naprawdę jest uzależniony, naprawde jest?
Bütün bu şeyleri hissedebiliyorum, ve sonra bu gerçekte kimin bağımlılığı? Gerçekten, bunu yapabilirsin.Todas estas cosas puedo sentir, entonces verdaderamente, ¿de quién es esta adiccion?
Bütün bu şeyleri hissedebiliyorum, ve sonra bu gerçekte kimin bağımlılığı? Gerçekten, bunu yapabilirsin.Tutte queste cose posso sentire e poi davvero, di chi e' dipendenza realmente è?
Bütün bu şeyleri hissedebiliyorum, ve sonra bu gerçekte kimin bağımlılığı?Tunnen kaikki nämä asiat siinä ja sitten kenen riippuvuus se todella on?
Bütün bu şeyleri hissedebiliyorum, ve sonra bu gerçekte kimin bağımlılığı?Все это я могу почуувствовать, и тогда чья это зависимость на самом деле?
Bu tür şeylere bağımlı onlarca, yüzlerce, binlerce, hatta milyonlarca insan vardı.Des dizaines, des centaines, des milliers, des millions de personnes étaient accros à ce genre de jeux.
Bu tür şeylere bağımlı onlarca, yüzlerce, binlerce, hatta milyonlarca insan vardı.Es gab Dutzende, Hunderte, Tausende, Millionen von Menschen, die von diesem Hobby besessen waren.
Bu tür şeylere bağımlı onlarca, yüzlerce, binlerce, hatta milyonlarca insan vardı.테이블 미니 게임에 빠진 사람은 수십, 수백, 수천, 수만 명이나 되었으니까요
Bu tür şeylere bağımlı onlarca, yüzlerce, binlerce, hatta milyonlarca insan vardı.Tucty, stovky, tisíce, miliony lidí byly na tomto druhu zábavy závislé.
Bu tür şeylere bağımlı onlarca, yüzlerce, binlerce, hatta milyonlarca insan vardı.Tuziny, setki, tysiące, ba — miliony ludzi nałogowo grywało w planszówki.
Bu ülkeler çoğunlukla, çiftçilik ve balıkçılık gibi, iklime duyarlı sektörlere son derece bağımlı durumdadır.Deze landen zijn vaak sterk afhankelijk van klimaatgevoelige buren ( sectoren, zoals landbouw en visserij.
Bu ülkeler çoğunlukla, çiftçilik ve balıkçılık gibi, iklime duyarlı sektörlere son derece bağımlı durumdadır.Ofta är dessa länder starkt beroende av klimatkänsliga sektorer såsom jordbruk och fiske.
Bu ülkeler çoğunlukla, çiftçilik ve balıkçılık gibi, iklime duyarlı sektörlere son derece bağımlı durumdadır.Oft sind diese Länder stark von klimaempfindlichen Sektoren wie Landwirtschaft und Fischerei abhängig.
Bu ülkenin sakinleri, hiç kuşkusuz farkında mısınız, efendim, acayip. önemli kişiyi tokalaşırken bağımlısı.이 나라의 거주자, 아니 의심대로 알고, 선생님, 특히 아르 저명한 분이 함께 악수에 중독.
Bu ülkenin sakinleri, hiç kuşkusuz farkında mısınız, efendim, acayip. önemli kişiyi tokalaşırken bağımlısı.Obyvatelé této země, jak jistě víte, pane, jsou zvlášť závislý na podávání rukou s významnými osobnostmi.
Bu ülkenin sakinleri, hiç kuşkusuz farkında mısınız, efendim, acayip. önemli kişiyi tokalaşırken bağımlısı.Obyvatelia tejto krajiny, ako iste viete, pane, sú zvlášť závislý na podávaní rúk s významnými osobnosťami.
Bu ülkenin sakinleri, hiç kuşkusuz farkında mısınız, efendim, acayip. önemli kişiyi tokalaşırken bağımlısı.Prebivalci te dežele, saj ni dvoma veste, gospod, se posebej nujen zasvojen z rokovanjem z uglednih osebnosti.
Bu ülkenin sakinleri, hiç kuşkusuz farkında mısınız, efendim, acayip. önemli kişiyi tokalaşırken bağımlısı.سكان هذا البلد ، كما لا شك تعلمون ، سيدي الرئيس ، هي بشكل غريب مدمن على مصافحة شخصيات بارزة.
Bu ülkenin sakinleri, hiç kuşkusuz farkında mısınız, efendim, acayip. önemli kişiyi tokalaşırken bağımlısı.著名な人物と握手をして中毒。 それは氏ビッカーステスまたはあなた自身がなる人物を知っているかもしれないと思われました
Bu vektörlerin lineer bağımlı olduğunu göstermiştik. -Y sólo nos mostró que estos chicos no son linealmente independiente.
Bu yapıya o kadar bağımlıyız ki, hiç bir şeyi hatırlamamın gerekmediği bir noktaya geldik --Jesteśmy tak od tego zależni, że ja już nawet nie staram się zapamiętywać tych rzeczy.
Bu yapıya o kadar bağımlıyız ki, hiç bir şeyi hatırlamamın gerekmediği bir noktaya geldik --너무나 의존적이 되서 이제는 심지어 기억을 하려고 노력조차 하지않고
Bu yapıya o kadar bağımlıyız ki, hiç bir şeyi hatırlamamın gerekmediği bir noktaya geldik --Olemme niin riippuvaisia tästä, etten edes yritä muistaa asioita --
Bu yapıya o kadar bağımlıyız ki, hiç bir şeyi hatırlamamın gerekmediği bir noktaya geldik --Somos tan dependientes de eso que he llegado al punto donde no trato de recordar todo --
Bu yapıya o kadar bağımlıyız ki, hiç bir şeyi hatırlamamın gerekmediği bir noktaya geldik --Vi är så beroende av detta att jag nu kommit till en punkt där jag inte ens försöker att komma ihåg saker --
Bu yapıya o kadar bağımlıyız ki, hiç bir şeyi hatırlamamın gerekmediği bir noktaya geldik --We zijn er zo afhankelijk van geworden dat ik zelfs geen moeite meer doe om dingen te onthouden -
Bu yapıya o kadar bağımlıyız ki, hiç bir şeyi hatırlamamın gerekmediği bir noktaya geldik --אנחנו כה תלותיים בזה שעכשיו כבר הגעתי לשלב שבו אני אפילו לא מנסה לזכור דברים---
Bu yapıya o kadar bağımlıyız ki, hiç bir şeyi hatırlamamın gerekmediği bir noktaya geldik --نحن معتمدون كلياً على ذلك الآن توصلت الى الفكرة بحيث أنني لا أحاول حتى تذكر الأشياء--
Bu yapıya o kadar bağımlıyız ki, hiç bir şeyi hatırlamamın gerekmediği bir noktaya geldik --何も覚えようとしないほどになりました ただグーグルで検索するのです その方が簡単です
"Bu yer bağımlılık yapar" demişti.'Deze plek is erg verslavend.' had hij gezegd.
"Bu yer bağımlılık yapar" demişti.'Este lugar es muy adictivo,' el había dicho.
"Bu yer bağımlılık yapar" demişti.'Ez a hely függőséget okoz,' mondta.
"Bu yer bağımlılık yapar" demişti.Freiheit. "Dieser Ort macht ziemlich süchtig", hatte er gesagt.
"Bu yer bağımlılık yapar" demişti.암스트롱은 '여기는 정말 중독성이 있어요.'라고 했습니다.
"Bu yer bağımlılık yapar" demişti."Locul ăsta creează dependență", spuse el.
"Bu yer bağımlılık yapar" demişti.'Nơi này rất cuốn hút', anh ta nói.
"Bu yer bağımlılık yapar" demişti.'On est facilement accro à cet endroit,' avait-il dit.
"Bu yer bağımlılık yapar" demişti."Questo posto dà davvero dipendenza" aveva detto.
"Bu yer bağımlılık yapar" demişti."To miejsce uzależnia" powiedział.
"Bu yer bağımlılık yapar" demişti."К этому месту нужно привыкнуть", сказал он.
"Bu yer bağımlılık yapar" demişti."Човек силно се пристрастява към това място - бе казал той.
"Bu yer bağımlılık yapar" demişti.'המקום הזה הוא מאוד ממכר,' הוא אמר.
"Bu yer bağımlılık yapar" demişti.ثم قال" قد تدمن هذا المكان بدرجة كبيرة،".
"Bu yer bağımlılık yapar" demişti.「暮らしは単純 なにごとにも縛られない」
Büyük Britanya her ne kadar denizleri kontrol etse de ticarete bağımlıydı. .Groot-Brittannie heerst op zee, maar is afhankelijk van handel
Büyük Britanya her ne kadar denizleri kontrol etse de ticarete bağımlıydı. .이 작은 섬, 바다를 지배하지만 그래도 무역에 의존적 이었습니다.
Büyük Britanya her ne kadar denizleri kontrol etse de ticarete bağımlıydı. .Questa piccola isola, che controlla le acque, ma è dipendente dal commercio.
Büyük Britanya her ne kadar denizleri kontrol etse de ticarete bağımlıydı. .Ta mała wyspa, kontroluje wody, ale jest zależna od handlu.
Büyük Britanya her ne kadar denizleri kontrol etse de ticarete bağımlıydı. .Ten malý ostrov ovládá světová moře, ale je závislý na obchodu.
Büyük Britanya her ne kadar denizleri kontrol etse de ticarete bağımlıydı. .Маленький острів, який контролює море, але, який є залежним від торгівлі.
Cevap şu: B sadece A'ya bağımlıdır.B ist in diesem Fall nur von A abhängig.
Cevap şu: B sadece A'ya bağımlıdır.Odpoveď je, že B je závislé len na A.
Cevap şu: B sadece A'ya bağımlıdır.つまりAが決まればBはJやMからは 独立するということです
Cevap şudur: Alarmın çalması hem John'a hem de Mary'ye bağımlıdır.Die Antwort lautet, dass der Alarm sowohl von Mary als auch John abhängt.
Cevap şudur: Alarmın çalması hem John'a hem de Mary'ye bağımlıdır.Odpoveď je, že alarm je závislý na uzloch John aj Mary.
Cevap şudur: Alarmın çalması hem John'a hem de Mary'ye bağımlıdır.Odpowiedź jest taka, że alarm zależy zarówno od Johna, jak i od Mary.

İlgili Sayfalar