bağımlı ile cümle

bağımlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Alkol bağımlısı karısı uzun süre yurt dışında bağımlılık tedavisi gördü.A gyógyszerészi oklevélének megszerzése után is hosszabb ideig külföldön tartózkodott.
PH ' bağımlılığı yüzünden diğer proseslerle kombine edilemez.A koponyájuk miatt nem téveszthetők össze más állatokkal.
Bağımlılarında kalıcı anhedoni oluşmaktadır.A függvények végtelenben vett viselkedését foglalja magában.
Kronolojiye göre 829 yılında Egbert Northumbria'nın bağımlılık ilanını Dore kentinde kabul eder.A 829-es év bejegyzésében Egbert northumbriai hadjáratáról esik szó.
Bağımlılıklar hızlı algoritmalarla hesaplanır.A számítógépek gyorsabb algoritmusokkal osztanak.
Ve madde bağımlılığının da bunu alevlendirdiği söylenir.Ekkor azt mondjuk, hogy a függvény implicit módon adott.
Zamanın imparatorları ülke halkının gittikçe afyon bağımlısı olmasından rahatsızlık duymaya başlamışlardı.A gróf emigráns környezetétől is egyre inkább elszigetelődött.
Kısa bir süreliğine iyi gelebilir fakat bağımlılık etkisi yaratabilir.Lehet, hogy egy kicsit várni kell, de biztosan sikerülni fog.
Genel olarak bağımlılık yapıcı özellikleri ile bilinirler.A fogalmak generikus függvény specifikációk.
Bakımın konusu: Bağımlılık üzerine feminist bakış açısı.Lásd bővebben: helyzetfüggő szexuális magatartás.
Ayrıca uyuşturucu bağımlısı olan Nikki'yi kullanarak ülke içinde çeşitli suikastler yaptırmıştır.Tekintve, hogy Niki mennyi embert megölt, halálbüntetést akarnak.
Bu şarkı grubun eroin bağımlılığından bahsetmekte.A dal a kokain használatról szólt.
Herhangi bir yan etkisi yoktur, bağımlılık yapmaz.Nem opioid típusú, ezért nem okoz függőséget.
Hayatı boyunca depresyonla olduğu kadar uyuşturucu ve alkol bağımlılığı ile de sorun yaşamıştır.Karrierjét és egészségét egyaránt tönkretette alkoholizmusa és kábítószer-függősége.
Her bireyden tam bir bağımlılık ister.A társfüggőségről mindenkinek.
Madde bağımlılığı, depresyon ve anksiyete ile mücadele etti.Gyógyszerfüggő volt, depressziótól és szorongástól szenvedett.
Alkol bağımlılığı hayatında sürekli bir sorun olan Debord, ömrünün sonuna kadar bundan kurtulamadı.Élete végéig tartó alkoholizmusa ellenére is elérte, amit kitűzött maga elé.
Kullanıcı ürünün gelişmesi için üretici firmaya bağımlı kalmaz.Általában nem tilos, hogy a gyártó meghatározza termékének élettartamát.
Qt ek olarak, gerekli QGIS bağımlılıkları ve GEOS SQLite içerir.Qt:n lisäksi QGIS on riippuvainen GEOS-kirjastosta ja SQLite-ohjelmistosta.
Fiziksel bağımlılıkta geri dönüş vardır.Palaamme siis elämään ruumiillisessa muodossa.
Dominic Monaghan, eski bir rock yıldızı ve uyuşturucu bağımlısı Charlie Pace olarak dizide yer aldı.Dominic Monaghan näyttelee ex-rocktähteä ja huumeaddiktia Charlie Pacea.
Bağımlı bölgelerin ve tartışmalı bölgelerin başkentleri italik olarak işaretlenmiştir.Merentakaisten alueiden ja kiistanalaisten alueiden pääkaupungit on kursivoitu.
Daha sonraki yıllarda alkol bağımlılığı yüzünden sağlıği giderek bozuldu.Lahtisen viimeisiä vuosia varjosti alkoholismin myötä heikentynyt terveys.
Bu bağımlılık türüne gerçek bağımlılık denir.Tätä riippuvuutta kutsutaan funktionaaliseksi riippuvuudeksi.
Uyuşturucu korkum... bağımlılık korkum.Viivästykset johtuivat Kiediksen huumeriippuvuudesta.
Bir tepkimeyi bu üstel bağımlılığını sıcaklığa oranlama Arrhenius eşitliği olarak bilinir.Arrhenius kehitti nopeusvakion lämpötilariippuvuutta kuvaavan yhtälön, joka tunnetaan Arrheniuksen yhtälönä.
Bu kişilerden yarıdan fazlasının ise alkol, uyuşturucu, tütün ve seks bağımlısı olduğu gözleniyor.Albumin budjetista kuitenkin puolet kului alkoholiin, huumeisiin ja ruokatarvikkeisiin.
Ancak bağımlılık yapma sakıncası vardır.Terapiamuodolla ei ole väliä.
Herkes uyuşturucu bağımlısı olduğumu sanırdı. dedi.Väitteeseen mahdollisesta huumausaineidenkäytöstä hän ei uskonut.
Kalfat'ta sosyal hayat dışarıya bağımlıdır.Kansalaisyhteiskunta on Hegelille yksilöiden riippuvuuden järjestelmä.
Eski bir uyuşturucu bağımlısıdır.Syyläjuuri on vanha lääkekasvi.
Basil Hallward - Dorian'ın güzelliğine bağımlı hale gelen ressam.Basil Hallward maalaa kauniin nuoren miehen muotokuvaa.
"Yıllarca uyuşturucu bağımlısı olmakla suçlandım.Myöhemmin hän oli huumeriippuvainen vuosikymmeniä.
Direnişçiler hayatta kalabilmek için yerel halka bağımlıydılar.Joukot kohtasivat vastarintaa paikallisilta asukkailta.
Bu dönem canlılarının yaşamı, bitkiler olsun, hayvanlar olsun, suya sıkı sıkıya bağımlıydı.Veteen liitetyt luontoaiheet, niin kasvit kuin eläimetkin, olivat Järnefeltille läheisiä.
Amaç bağımlılığı hükümetin merkez bankasının hedeflerini etkileyebilmesidir.Ο στόχος της διαχείρισης είναι η ενεργός διαχείριση των υποθέσεων της κεντρικής τράπεζας.
Boy George uzun dönem uyuşturucu bağımlılığı ile mücadele etmiştir.Ο Τζόε Τζάκσον φέρεται ότι είχε μια πολύχρονη εξωσυζυγική σχέση.
Bu küçük parça alan büyüklüğü ile doğru orantılıdır ve bu doğrusal bağımlılığı açıklamaktadır.Αυτό το κλάσμα είναι ανάλογο προς την ένταση του πεδίου και αυτό εξηγεί τη γραμμική εξάρτηση.
1994 yılında bünyesinde alkol ve madde bağımlılığı tedavisi için Türkiye’nin ilk özel kliniği kuruldu.Το 1994 έγινε η Εθνική Συντονίστρια των ΜΚΟ στον τομέα της πρόληψης και θεραπείας των ναρκωτικών.
Ancak Afife Hanım'ın morfin bağımlılığı evliliklerini olumsuz etkilediği için 1935 yılında boşandılar.Η ενύπαντρη ζωή δεν πήγε καλά και το ζευγάρι χώρισε το 1935, όταν η μορφίνη επηρέασε αρνητικά τον γάμο τους.
Bağımlılığın ileri işaretleri: Uyku sorunları yaşanır.Υπάρχει η πιθανότητα για εμφάνιση προβλημάτων σχετικών με τον ύπνο.
Cevap muhtemelen gençlerin bir sonraki bağımlılığı olur.Ίσως είναι από προσωπική επιλογή ή αποτέλεσμα της μεγάλης τους ηλικίας.
Ayrıca uyuşturucu madde bağımlılıkları, pedofili ve egzibisyonizm (teşhircilik)de denenmiştir.Αξιοσημείωτες είναι οι αναφορές στην καταδίκη της παιδοφιλίας και της έκτρωσης.
Onlarca küçük eyalet de ona bağımlıdır.Snesevis af småstater er underlagt den.
Chögyam Trungpa alkol bağımlılığı yüzünden ölmüştür.Garrincha døde af alkoholmisbrug.
Marge, Maggie'nin kendisine sıkıca sarılmasını ve bağımlı olmasını sağlayan bir annelik göstermektedir.Marge overbeskytter Maggie, hvilket får hende til at blive for klyngende og afhængig af Marge.
Dominic Monaghan, eski bir rock yıldızı ve uyuşturucu bağımlısı Charlie Pace olarak dizide yer aldı.Dominic Monaghan spillede narkomanen Charlie Pace, der var på vej ud af sit misbrug.
Prospero onlardan sihir ve adada nasıl yaşabileceğini öğrenmiş; ama her ikisini de kendine bağımlı yapmıştır.Prospero får desuden Ariel til at sprede besætningen ud på hele øen, afskåret fra hinanden.
Sigara dışında bir bağımlılığı yoktur.Efterskolen er udelukkende for ikke-rygere.
DNA ikileşmesinde, DNA-bağımlısı DNA polimeraz, bir DNA dizisinin kopyasını yapar.Ved DNA-replikation tager DNA-afhængige DNA-polymeraser kopier af DNA-polynukleotidkæder.
İlacın bağımlılık yaptığı konusu hala tartışmalıdır.Den kontroversielle behandlingsvejledning er fortsat gældende.
Ailesinin kahve dükkanı vardır ve kahve bağımlısıdır.Hans far siges at have været ejer af et kaffehus eller være guldsmed.
Ancak bu süreçte bakıma muhtaç ve anneye bağımlıdır.I denne fase er barnet hjælpeløst og derfor afhængig af sin mors omsorg og pleje.
Entropinin hacme bağımlılığı tüm ideal gazlar için aynıdır.Clapeyron er skaberen af Idealgasligningen.
Bu bağımlılığa çıktı bağımlılığı denir.Kaldet "dependencies" eller "afhængigheder".
Mısır'da tarım, Nil'in döngüsüne bağımlıydı.Landbruk i Egypt var avhengig av Nilens syklus.
Yaklaşık 1 yıl boyunca annelerine bağımlı yaşarlar.Den holder seg nær foreldrene i ca. et år.
Bu bağımlılığa çıktı bağımlılığı denir.Dette kalles for personell avhengighet.
Bundan dolayı; komut bağımlılıklarının az olması, gecikmeyi azaltır ve hızlanmayı artırır.Det er diminuendo (gradvis svakere) og ritardando (gradvis langsommere) på samme tid.
Ancak bu bağımlılık halen dünya genelinde tıbbi açıdan bir hastalık olarak değerlendirilmemektedir.Avhengighet synes ikke å være et problem ved denne typen medikamenter.

İlgili Sayfalar