bağış ile cümle

bağış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Kayınvalide ve kayınbaba ilk el öpüşte bağışta bulunurlar.Eva och bastardparen ber om nåd.
Bu fonlar yapılan işbirlikleri, araştırmalar ve bağışlarla karşılanmaya çalışılmaktadır.Stiftelsen finansieras genom gåvor, insamlingar och sponsorsinsatser.
"Korktuğum için dışarı çıkamıyorum.Bu bendenizi affedip canımı bağışlayacağınızı ümit ediyorum".Jag känner inget annat än kärlek och förlåtelse för dig och jag hoppas att du kan förlåta mig.'
Afı kralın kendi hayatını bağışlaması için istememektedir.Kungen förlät honom aldrig för vad han hade gjort.
Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla.Mana mödans barn att bedja!
Birçok kez de bu işler için para toplamış ve bağış vermiştir.Jag har verkligen satsat en hel del tankar, tid och möda på det.
Bohemund’un teklifiyle halk hayatlarının bağışlanması karşılığında haraç ödemeyi kabul etti.Detta skulle enligt Bohman återställa balansen i utrikesbetalningarna.
JE'de, Tanrı, bağışlayan ve fikrinin değiştirilmesi için ikna edilebilen bir olgu olarak tasvir edilir.Dels utlovas det att Gud förlåter oss våra onda tankar och handlingar.
Organ bağışı, kadavra bağışı yapmaya bir engel oluşturmaz.Man hade inte ens plats att sätta upp en donerad orgel.
Fakat uyanan Grimoaldo'ya dokunmaz ve onun hayatını bağışlar.Grimoaldo blir förskräckt och vägrar fullfölja hennes önskan.
Araştırmacılar soğuk algınlığının kobayların virüse karşı bağışıklık yanıtını bozduğunu bulamadılar.I den studien fann forskarna ingen negativ påverkan på honungsbinas samhällstillväxt.
Ocak 2010'da Reddit kullanıcıları Haiti'deki deprem mağdurları için $134,000 bağış yaptı.Läkare utan gränser fick 1 miljon dollar 2010 för att hjälpa offer i jordbävningen i Haiti 2010.
Sağlık çalışanlarına bağışıklık kazandırılması hastalardaki viral pnömoni riskini azaltır.Om sjukvårdsanställda vaccineras minskar risken för viruspneumoni bland deras patienter.
Finansmanın bir kısmı özel bağışçılardan sağlandı.Finansieringen har hittills täckts av privata donationer.
Edinilmiş bağışıklığın bu süreci aşılamanın temelini oluşturmaktadır.Alliansen står alltså som ansvarig för att ha skapat denna plåga.
Sanat ve bilim konusunda kullanılmak üzere fonlar oluşturmuş ve bu fonlara büyük miktarlarda bağış yapmıştır.Han var mycket intresserad av vetenskap och konst och hedrades för detta på flera sätt.
2008 yılında Harvard Üniversitesi'ne 100.000.000 $ bağışta bulunmuştur.2011 100 miljoner kronor till Umeå universitet.
Bu patojenler bağışıklık yetmezliği olan kişilerde de menenjitle ilişkilidir.Denna infektion drabbar framförallt människor med dåligt immunförsvar.
Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır."У Корані постійно говориться про те, що Аллах досконалий, могутній (аль-Азіз) і величний (аль-Джаліль).
Ölümünden sonra yazar teliflerini Kraliyet Edebiyat Fonuna bağışladı.Перед своєю смертю Моем заповів свої авторські права Королівському Літературному фонду.
Sağlık çalışanlarına bağışıklık kazandırılması hastalardaki viral pnömoni riskini azaltır.Щеплення працівників сфери охорони здоров'я знижує ризик вірусної пневмонії серед пацієнтів.
Bunun yerine bu hizmetlerdeki diğer hücreleri yönlendirerek bağışıklık yanıtını kontrol ederler.Замість цього, вони керують імунною відповіддю, спрямовуючи інші клітини на виконання цих завдань.
Çevirmen Sezer Duru: Hayat Bize Bağışlanmış Bir Armağandır - Birgün Pazar, 29.9.2007."Почесні громадяни Мукачевого". Мукачево: освячення храму на честь Успіння Божої Матері — УПЦ КП, 29.09.2007.
Naaşını öldükten sonra tıp bilimi için bağışlamıştır.Своє тіло після смерті вчений заповів науці.
İşletim giderleri özel bağışçıların yanı sıra çeşitli vakıflar ve sponsorlar tarafından finanse edilir.Фінансується переважно завдяки пожертвам та спонсорам.
Bu enfeksiyonlar dünyaca en çok bağışıklık yetmezliği olan kişilerde yaygındır.Загалом, ці інфекції найбільш поширені у людей з імунодефіцитом.
Bu arazileri almak, satmak veya bağışlamak mümkündü.Він міг її продати чи подарувати.
2003 yılına açılan müze binasında Picasso’nun ailesini bağışladığı 285 Picasso eseri sergilenmektedir.Колекція музею містить 285 картин Пікассо, подарованих сім'єю художника.
Enfeksiyon riski, bağışıklık eksikliği ve nispeten düşük hijyen nedeniyle dolayı çocuklarda daha yüksektir.Ризик інфікування вищий у дітей через їх слабкий імунітет та відносно погану гігієну.
Bu bağışlar arasında 2 ton pirinç, 300 kg yumurta, 300 kg hayvan yemi de vardı.З двору треба було здати 200 штук яєць, 40 кг м'яса, інші податки.
Hamile olanlara veya yoğun bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavi görenlere uygulanmamalıdır.Не слід вводити вакцину вагітним жінкам, або людям з пригніченою імунною системою.
Restorasyon, devletin yardımı ve özel bağışlarla finanse edildi.Výstavba byla financována státem a ze soukromých darů.
Tek bir bulaşmadan sonra ömür boyu bağışıklık kazanılır.Jedinou dávkou tak získáme širokou imunitu.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Dalším rizikovým faktorem onemocnění je slabá imunita.
Bir kişiye mişlohat manot vermektense bağışta bulunmak daha caizdir.Ten, kdo přiměje druhé, aby přispěli na dobročinnost, má větší zásluhu než ten, kdo jen sám dává.
Ayrıca CSC için resmî satranç bağış tanıtım şarkısı "Moving Forward"ı da besteledi.Pro britskou šachovou charitativní organizaci CSC pak složil znělku "Moving Forward".
Dang bunun yanı sıra enfekte kan ürünleri organ bağışı yoluyla da yayılabilir.Virus dengue se může šířit i prostřednictvím infikovaných krevních výrobků a dárcovství orgánů.
Sağlık çalışanlarına bağışıklık kazandırılması hastalardaki viral pnömoni riskini azaltır.Imunizace pracovníků ve zdravotnictví snižuje riziko šíření virového zápalu plic mezi jejich pacienty.
Bağışıklık sistemi enfeksiyona cevap verdiğinde daha fazla akciğer hasarı meydana gelebilir.Když imunitní systém reaguje na infekci, může pak dojít k ještě většímu poškození plic.
Enfeksiyon riski, bağışıklık eksikliği ve nispeten düşük hijyen nedeniyle dolayı çocuklarda daha yüksektir.Riziko nákazy je vyšší u dětí, a to z důvodu nedostatečné imunity a relativně špatné hygieny.
Ktp., Yazma Bağışlar, Nu.2.upr. a rozš. vydání.
Klibin gelirleri ise Natural Resources Defense Council kurumuna bağışlandı.Část výtěžku z jejich prodeje věnuje Radě pro ochranu přírodních zdrojů (Natural Resources Defense Council).
Robb ve Theon hepsini öldürürken Osha'nın (Natalia Tena) canını bağışlar.V tom jim zabrání příchod Robba a Theona, kteří celou skupinku, kromě ženy jménem Oša (Natalia Tena), zabijí.
Zamanın geleneklerine göre bir esire, esir alan su verirse onun hayatı bağışlanmış olmaktadır.V arabské tradici podělení se o vodu se zajatcem znamenalo darovat mu život.
Bu hastalık vücudun bağışıklık direncini azaltır.Tím se snižuje odolnost organismu vůči infekcím.
Arsenal'e, 1886'da kuruluşundan hemen sonra, Nottingham Forest'tan önemli bir bağış yapılmıştır.Brzy po založení, v roce 1886, poslal Nottingham Forest do klubu dar.
İmmünoterapi, bu durumda doğal bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için kullanılan yöntemdir.Otužování je metoda posílení imunitního systému.
23 Mart 2008'de, Memphis Rock N' Soul Museum ve Memphis Music Foundation'a ayrı ayrı $100.000 bağışladı.Stejnou sumu věnoval roku 2008 Memphiskému Rock 'n' Soul muzeu, a také nadaci Memphis Music Foundation.
Aktif ve pasif olmak üzere iki tip bağışıklık vardır.Existuje aktivní a pasivní politika zaměstnanosti.
İmmünoloji, bağışıklık sistemini inceleyen tıp dalı.Imunologie – věda zabývající se zkoumáním imunitního systému.
II. Huzziya dönemine ait çok az belge bulunmuştur, bunların da çoğunluğu arazi bağış belgeleridir.Tyto sumy jsou dle de Sotových výzkumů obrovské, ale většinu z nich tvoří mrtvý kapitál.
Kazandığı servetle derneklere bağışlar yaptı, zamanla halk kahramanı oldu.Jeho vražda dodala jeho lidem sílu zvítězit a od té doby je národním hrdinou.
Dinleyiciler -eğer isterlerse- sevdikleri müzisyene bağış yapabilirler.Posluchačům se hudba líbí a odměňují muzikanty mincemi.
MS hastalığında bağışıklık sistemde asıl sorumlu tutulan bağışıklık sistemi hücreleri ise T-hücreleri'dir.Role IEL T buněk v imunitním systému je nezbytná.
Sonraki yıllarda çok az sayıda kasabanın bağış başvurusu kabul edildi.Z následujících let existuje jen nepatrné množství důkazů o jakémkoliv osídlení.
Sözcük oyununu bağışlayın."Ben bir başkasıdır."Koná se pod heslem: „Jiný svět je možný“.
Birçok kez de bu işler için para toplamış ve bağış vermiştir.Této aktivitě věnoval veškerou péči a finanční prostředky.
Tanrı, günah işlememiş birini cezalandırabileceği gibi, bir günahkarı da bağışlayabilir.Hospodin nenechá bez trestu toho, kdo by jeho jména zneužíval.
B1A4 hepsini belirli kurumlara bağışlama kararı aldı.M4A1 je verze přednostně určená pro speciální jednotky.
Bohemund’un teklifiyle halk hayatlarının bağışlanması karşılığında haraç ödemeyi kabul etti.Ti Embriacy vydali Bohemundovi pod podmínkou, že ušetří jejich životy.

İlgili Sayfalar