bağış ile cümle
bağış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Papaza bağışlanmak istediğini söyler ve günah çıkartır.Ela lhe implora o perdão e morre.
Vefatından önce ise ressamın çalışmalarını Whitney Museum of American Art'a bağışladı.Dessa forma estas obras tornaram-se a base do Whitney Museum of American Art.
Başka bir deyişle, fetal iyi beslenememe, hayat boyu süren bağışıklık sistemi zayıflığına neden olabilir.O subdesenvolvimento do feto pode também ter como consequência deficiências imunitárias ao longo da vida.
Cenazesi bilimsel araştırmalar için bağışlanmıştır.O seu corpo foi doado à ciência.
Robb ve Theon hepsini öldürürken Osha'nın (Natalia Tena) canını bağışlar.Robb e Theon conseguem matar todos os homens e capturam uma mulher, Osha (Natalia Tena).
Rabbinin cezası pek sür'atlidir; aynı zamanda O çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.En voorwaar, uw Heer is de Machtige, de Genadevolle.
Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."Weet dan dat God vergevensgezind en genadevol is.
Ondan başkasını ise, dilediği kimseler için bağışlar ve mağfiret buyurur.Hierdoor kan hij werken met wie hij wil, wanneer en waar hij wil.
Ama canını bağışlayıp ömür boyu zindana attırır.Hij geeft het leven en doet sterven.
Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.Voorzeker, God is Vergevensgezind, Genadevol.
Kendilerine bir bağışlanma ve değerli bir rızık vardır.''God zal hen bij deze inname bijstaan en voor een goede afloop zorgen.
Günümüzde Dünya Alerji Örgütü tarafından kullanılan isim "bağışık olmayan anafilaksi"dir .De naam die tegenwoordig door de World Allergy Organization wordt gebruikt is 'niet-immune anafylaxie'.
Bir kişiye mişlohat manot vermektense bağışta bulunmak daha caizdir.Hij is wel terughoudender dan Wiske, maar mensen (en dieren) in nood kunnen altijd op zijn hulp rekenen.
Yine de onların canlarını bağışladı.Toen vergaf Hij hen.
Güzel bir şehir ve bağışlayan bir Rabb.De stad Veii was machtig en bevond zich op een goed verdedigde en verhoogde plaats.
Kasabanın yeniden inşası için dünyanın her yerinden bağışlar toplandı.Van overal kwam hulp om de stad te herbouwen.
Bu tür nakilde bağışıklığı önlemek gerekir.Het gevoel van onveiligheid moet aangepakt worden.
Ricardo Martinelli bağış olarak üstlendiği "Ricardo Martinelli Vakfı" nı 2004 yılında kurdu.In 2004 richtte Martineli "The Ricardo Martinelli Foundation" op, waarvoor hij zelf geld inzamelde.
Kızı Zelha'yla (Fatma Girik) yaşayan Avanos'tan af dileyecek, bağışlanmasını isteyecektir.Hij zoekt haar op en smeekt haar om vergeving, die zij dankbaar schenkt.
10 yaşında kendi Noel CD'sini kaydedip satmıştır ve ilkokuluna bağıs toplamak için kullanmıştır.Op haar tiende verkocht ze haar eigen kerst-cd, om geld te krijgen voor haar school.
Sperm bağışlamak sizi baba yapmaz.De verteller verheerlijkt zijn vader niet.
Gerçekten cezalandırılmazlar ama Tanrıdan ayrı olarak ve bağışlanma ümidinden mahrum elem içinde kalırlar.Zij zullen onder hen geene slaven dulden en de overtreders dezer conditie zullen gestraft worden.
İstasyon, yaklaşık bir yıl sonra kapatıldı ve Georgia School of Technology'e bağışlandı.Een jaar later werd het bekroond door de Académie française.
Dahi yazıklarımızı (suçlarımızı) bize boşat – nice biz bağışlarız bize yaman (kötülük) edenleri.Zij zullen sidderen voor onze toorn, maar op een enkel gebaar onzerzijds zullen zij weer vrolijk zijn.
Bu gemilerin siparişi için ayrılan fon, Osmanlı halkından toplanan bağışlarla tamamlanabilmişti.Iedereen die maatschappelijk buiten de boot viel, kon op de steun van deze zusters rekenen.
Yardım amaçlı yazılan bu kitabın geliri de Comic Relief’e bağışlanmıştır.De opbrengsten van de verkoop van het boekje gaan naar Comic Relief.
Bu kütüphaneye kendi koleksiyonundan 5.000 kadar kitap bağışlamıştır.De bibliotheek ging met zijn 5000 boeken geheel ten onder.
Özellikle kendi hastalığı ile ilgili araştırmalar için para bağışında bulundu.Hierna was ze met name actief in het inzamelen van geld voor onderzoek naar deze ziekte.
1736 yılında Clarke, kitapları ve el yazmalarından oluşan büyük bir koleksiyonu koleje bağışladı.In 1736 liet Clarke (later Sir George) zijn grote verzameling boeken en manuscripten na aan het college.
Ancak Nikolay onların hayatını bağışlamadı.Nicolai heeft haar nooit vergeten.
Mavi Ev, 1955'te Rivera tarafından devlete bağışlanmıştır.De deelstaat is in 1975 opgegaan in de staat Rio de Janeiro.
Dang bunun yanı sıra enfekte kan ürünleri organ bağışı yoluyla da yayılabilir.Dengue kan ook worden overgedragen door geïnfecteerde bloedproducten en orgaandonatie.
Kitabın geliri UNHCR'a bağışlandı.Nominaties voor de prijs moeten worden voorgelegd aan de Directeur-generaal van de Unesco.
2012'de, yaptığı bağışlar nedeniyle Kids' Choice Ödülleri tarafından kendisine The Big Help ödülü verildi.In 2012 presenteerde hij de Kids Choice Awards.
Enstitü ödenekleri tamamen özel bağışlardan sağlanmaktadır.De kerk werd geheel gefinancierd uit particuliere giften.
Bu olayın gerçekten bağış mı, yoksa kanunları delmek içim bir plan mı olduğu bugün bilinmiyor.Onbekend is of deze tekst een eigen verzuchting is dan wel een bestaand rijmpje.
Ailesi organ bağışı için izin verdi.De familie doneerde zijn organen.
1819'de bağışlandı ve vezirlik unvanı iade edildi.In 1891 werd de pleitbevoegdheid van de avoués teruggeschroefd.
(2009 yılında toplanan bağışlarla imam lojmanı yapılmıştır.) .(Gegevens volgens een volkstelling uit 2009.)
Kız bu yüzden intihar etmeyi düşünür ve anne-babasından onu bağışlamalarını diler.Ze is bang voor de reacties van anderen en ze vraagt haar ouders om vergiffenis.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Een slechte werking van het immuunsysteem speelt ook een rol bij een verhoogd risico op ziekte.
Böylece ülke, Amerika Birleşik Devletleri'nden sonra en çok bağışta bulunan ülke konumuna gelmiştir.Amerika verkreeg de status van meest begunstigde natie.
Bu iddialarından vazgeçince karşılığında hayatları, servet ve mülkleri bağışlandı.Deze bood haar protectie in ruil voor haar rechten en bezittingen.
Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır."God zal ongetwijfeld degene ondersteunen die Hem helpt - God is inderdaad Sterk, Almachtig.
Bağışlayamama, her şeyi arkada bırakıp unutamama.Tamas is (evenals Sattva) volkomen stil, niets beweegt erin.
Sonraki yıllarda çok az sayıda kasabanın bağış başvurusu kabul edildi.Slechts weinig werklozen werden aan werk geholpen in de volgende jaren.
1983’te Washington’daki Ulusal Sanat Galerisi’ne bağışlandı.1982: nagelaten aan de National Gallery of Art.
Babamın beni bağışlaması için dua ettim.Ik heb ervoor gebeden dat mijn vader me zou vergeven.
Allah çok bağışlayan çok esirgeyendir.''Bóg jest przebaczający, litościwy!
Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."Zaprawdę Allah jest odpuszczający, przebaczający!”.
Ondan başkasını ise, dilediği kimseler için bağışlar ve mağfiret buyurur.Oni nie obejmują niczego z Jego wiedzy, oprócz tego, co On zechce.
Günümüzde Dünya Alerji Örgütü tarafından kullanılan isim "bağışık olmayan anafilaksi"dir .Termin stosowany obecnie przez Światową Organizację Alergii to „anafilaksja niealergiczna”.
Bu günde, topluca oruç tutulur ve kişi günahlarından ötürü bağışlanmak için dua eder.Tego dnia wierni odwiedzają groby swoich bliskich i modlą się o ich zbawienie.
Yardım amaçlı yazılan bu kitabın geliri de Comic Relief’e bağışlanmıştır.Dochód ze sprzedaży tej książki trafił do fundacji Comic Relief.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Słabe funkcjonowanie systemu immunologicznego jest także czynnikiem ryzyka choroby.
Ayrıca CSC için resmî satranç bağış tanıtım şarkısı "Moving Forward"ı da besteledi.Skomponował on również oficjalny utwór szachowej działalności charytatywnej CSC zatytułowany “Moving Forward”.
Prismatic World Tour için satılan biletlerden elde edilen gelirin bir kısmı UNICEF'e bağışlandı.Część pieniędzy uzyskanych ze sprzedaży biletów z tej części świata została przekazana na rzecz UNICEFu.
Geniza koleksyonunda bulunan bu mektuplar Schechter tarafından 1898'de Cambridge Üniversitesi'ne bağışlandı.List był częścią Genizy Kairskiej, podarowanej przez Schechtera Uniwersytetowi Cambridge w roku 1898.
Kuruluşun giderleri bağış ile karşılanır ve web sitesi reklam barındırmaz.Finansowanie zapewniane jest wyłącznie poprzez darowizny, strona organizacji nie zamieszcza reklam.
Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi Sen de suçlarımızı bağışla.Odpóść nam nasze winy, jako i my odpuszczamy.