bağış ile cümle
bağış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Allah çok bağışlayan çok esirgeyendir.''Allah est Pardonneur et Miséricordieux.
Bağışlayamama, her şeyi arkada bırakıp unutamama.(Pánta rheî kaì oudèn ménei) Tout coule et rien ne demeure (Héraclite).
Rabbinin cezası pek sür'atlidir; aynı zamanda O çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.Au milieu de tes Saints et à jamais, car tu es miséricordieux."
Kendilerine bir bağışlanma ve değerli bir rızık vardır.''On oscille en permanence entre l'excellent et le catastrophique ».
Bağışla bizi ey Rabbimiz!Seigneur sachez que, en vérité, tous ceux qui nous sont contraires par nous auront à souffrir.
Bütün günahlarınızı bağışlanacak!"Vous vous êtes donné la peine de naître, voilà tout ».
Bunun yerine, hayır amacıyla birkaç milyon Alman markı bağışladı.Au lieu de cela, il a fait don de plusieurs millions de marks allemands à des causes charitables.
Sperm bağışlamak sizi baba yapmaz.Simplement faire un don de sperme ne fait pas de quelqu'un un père.
Ailesi organ bağışı için izin verdi.Sa famille autorise le don de ses organes.
2008 yılında Harvard Üniversitesi'ne 100.000.000 $ bağışta bulunmuştur.En 2008, David fait un don de 100 millions de dollars à l'université Harvard.
Sebep her ne olursa olsun Aurelian, Tyana kentini bağışladı.Peu importe la raison, Aurélien épargna Tyana.
Müze koleksiyonunu hem bağışlarla hem de satın alma işlemleriyle arttırmaya devam etmiştir.Le musée a continué d'enrichir sa collection à la fois par des achats et par des donations.
Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun mükâfatı Allah’a aittir.(38) Mais quiconque se repent après son tort et se réforme, Allah accepte son repentir.
Enstitü ödenekleri tamamen özel bağışlardan sağlanmaktadır.L'institut est entièrement financé par des donations privées.
İlk ödülünü 1960 yılında devlet hazinesine bağışladı.En 1960, il fit don de son premier prix au trésor public.
'Affet!' diye yalvarın; kapıdan da secde ederek girin ki, hatalarınızı bağışlayalım.(Il faut) que je sorte, que tu sortes, qu'il sorte, que nous sortions, que vous sortiez, qu'ils sortent.
Kuruluşun giderleri bağış ile karşılanır ve web sitesi reklam barındırmaz.L'organisation est supportée par des dons, et le site web ne contient pas de publicité.
Bu fiyata bağışlanan malzemeler de dahildir.Ces prestations font l'objet de suppléments de prix.
Bağışçılar kapasite geliştirme üzerinde odaklanmalıdır.Les donateurs devraient mettre l'accent sur le potentiel de création.
Köl (Köleoğulları) mahalleninü de kölesine bağışlamıştır.Sa compagne (et co-accusée) lui a offert un œillet rouge.
Bu arazileri almak, satmak veya bağışlamak mümkündü.Ils peuvent être achetés, vendus ou donnés.
Manastırlar yüzyıllar içerisinde halktan aldığı her türlü bağışla oldukça zenginleşmişlerdi.Le monastère fut soutenu au cours des siècles par de nombreux bienfaiteurs.
Ancak 1876'da resimleri şu anda sergilenmekte oldukları Prado Müzesi'ne bağışladı.Toutefois, il les céda en 1881 au Musée du Prado, où elles se trouvent actuellement exposées.
Kickstarter, ABD merkezli bir kâr amacı gütmeyen bağış şirketi.Kickstarter est une entreprise américaine de financement participatif .
Pasif bağışıklığın bazı tabakaları anne tarafından sağlanır.Plusieurs mécanismes de mémoire immunitaire passive leur sont transmis par la mère durant la vie fœtale.
Birçok kez de bu işler için para toplamış ve bağış vermiştir.Elle a été plusieurs fois louée ou prêtée.
1880 yılında bağışlandı ülkesine geri döndü.Ce n’est qu’en 1880 qu’il fut autorisé à retourner dans sa patrie.
Bu çağrıya yaklaşık 300 bin vatandaş uymuş ve kilise inşası için bağışta bulunmuşdür.Près de 700 professionnels ont répondu présents et sont venus célébrer la création européenne.
Orada, Hospitalier Şövalyeleri'ne bağışta bulundu.Il fonde, l'ordre des chevaliers hospitaliers.
Ufak hatayı bile bağışlamazdır.Il pardonne moins d’erreurs.
Bu bildiriye göre Hristiyanlar günahlarından arınabilmek için kiliselere bağışta bulunmalıydı.Il a rappelé que l'Église doit savoir demander pardon pour ses fautes.
Yardım amaçlı yazılan bu kitabın geliri de Comic Relief’e bağışlanmıştır.L'intégralité des droits d'auteurs de celui-ci sont reversés à l'association caritative Comic Relief.
Doğal öldürücü hücreler (natural killer cells) tarafından meydana gelen hücresel bağışıklık.Article détaillé : cellules tueuses naturelles.
Şehir tahrip edildi ancak onun hayatı bağışlandı ve Octavian tarafından vali olarak Hispanya'ya gönderildi.Sa vie est donc épargnée et il est envoyé gouverner les provinces d'Hispanie, Octavien se montrant généreux.
Kütüphane, bağış ve satın yoluyla oluşturulmuş geniş bir koleksiyona sahiptir.La bibliothèque possède un fonds formé par achats, dons et échanges.
Kompleman sistemi, kanda bulunan, bağışıklık sistemi ile ilgili bir grup protein.Système Kell, système de groupe sanguin.
Çoğu, Ermeni diasporası'nın bağışlarıyla oluşturulmuş bir koleksiyonu vardır.La majeure partie de la collection de la Galerie provient de donations d'Arméniens de la diaspora.
Her iki adam da diğerinin hayatının bağışlanması için yalvarır.Les deux hommes sont prêts à tout pour humilier l'autre.
O zaman verilen bilgiye göre yıllık toplam bağış miktarı 10 milyon dolar civarındadır.Dans ce cas, la moyenne des dépenses constatées approche les 10 $ par mois.
Bağışlayıcı bir Muzaffer olarak bilinen Sezar için bu eylem pek alışılagelmiş değildir.Ce comportement est insolite pour César, qui était connu comme un vainqueur généreux.
Ocak 2010'da Reddit kullanıcıları Haiti'deki deprem mağdurları için $134,000 bağış yaptı.En janvier 2010, Thomas fait un don de 30 000 dollars à Haïti à la suite du séisme. ↑ États-Unis
Chrsyler Binası’nın bulunduğu arazi, özel bir okul olan, Cooper Union’a bağışlanmıştı.Le foncier est détenu par l'université privée Cooper Union.
Tek bir bulaşmadan sonra ömür boyu bağışıklık kazanılır.Après avoir été infectée, une personne gardera toute sa vie une immunité à l’égard du virus.
Bu yüzden bağışıklık sisteminin aksaksız işlemesinde önemleri büyüktür.L'action sur le système immunitaire semble donc complexe.
Ona ya bir asker kaçağı olarak kurşuna dizileceğini ya da Prusya ordusuna katılırsa bağışlanacağını söyler.Ce dernier lui offre le choix soit d'être fusillé, soit de s'engager dans l'armée prussienne.
Hayatını bağışlaması, Alistair'in istifa etmesine neden olur.Sa mort provoque la démission immédiate d'Alain Devaquet.
Aktif ve pasif olmak üzere iki tip bağışıklık vardır.Il existe deux types d'opt-out, actif et passif.
Bir kişiye mişlohat manot vermektense bağışta bulunmak daha caizdir.Et qui est plus fidèle qu’Allah à son engagement?
Sözcük oyununu bağışlayın."Ben bir başkasıdır."Ledit secret s'intitulait « Je suis le complice de la Voix ».
Ardından genel afla bağışlandı ve 1951 senesinde Fransa’ya döndü.Atteint par la limite d'âge, il rentre en France en 1951.
Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi Sen de suçlarımızı bağışla.Pardonnez-nous nos offenses, comme nous pardonnons à ceux qui nous ont offensés.
Önemli bir özel bağış Ulusal Antarktik Keşif Seferi'nin ilerlemesine imkân verdi.Cette dernière expédition a été noté comme un événement de la ligne temporelle de l'exploration antarctique.
Bağışçısının kim olduğu bilinmemektedir.Nous n'en connaissons pas le gagnant.
Ekvator Ginesi 50 miyon dolar bağışladı.Jeannin rêve toujours des 50 écus.
Ayrıca, bağışıklık sistemini de güçlendirir.Il défend également un durcissement du droit d'asile.
Ezio, Rodrigo’yu alaşağı eder ama hayatını bağışlar.Sentinel le neutralise, mais lui laisse la vie sauve.
Topladığı 50 bin eseri 1961 yılında Atatürk Üniversitesi Kütüphanesi'ne bağışladı.Son importante collection de 1500 lettres a été léguée en 1961 à la bibliothèque de l'Arsenal.
İhtiyacı olan çocuklara kitap bağışlayarak ne harika bir iş yapıyor!¡Qué maravilloso trabajo que está haciendo en donar libros a los niños necesitados!
Organ bağışlarsanız, bir hayat kurtarabilirsiniz.Si donas un órgano, podrás salvar una vida.
Eğer bağış yaparsan,hasta memnun olacak.El paciente estará agradecido si donás.