bağış ile cümle
bağış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Sakın bana... ...mal varlığını bağışlama konusunda rahatsız olduğunu söyleme.Don't tell me... you're bothered about whether to return those assets?
Ve mal varlığımı bağışladıktan sonra.And that's after I've returned the assets too, you know.
Ben de servetimi bağışlamam o halde.I won't do it too, return the assets or whatever.
Bilmiyor olabilirsin ama... ...mal varlığımı bağışlamak için belgeleri imzalamaya çok hevesliyim.You may not know it, but I'm really keen to sign those documents to return the assets.
Herkes kıyafet bağışlıyor.MO: Everyone's donating clothing.
Burada biriken bağışları listelemeliyiz. CO:We should inventory the donations piling up here.
Üç su ısıtıcı bağışlayabilirim, ancak birinin onları alması gerekiyor.MO: I can donate three water heaters, but someone needs to come pick them up.
Ve bu H2O sahip olduğu hidrojen ve elektronlarını bağışlıyor.And H2O donates the hydrogens and the electrons with it.
Max, bu fotoğrafı kibarca bana bağışladı.Max has kindly donated his photograph to me.
Adı: yanal akış bağışıklık tahliliIt's something called a lateral flow immunoassay.
Dinleyici: bu gezegende canlılar bağışık sistemleriyle gelişti,Audience:
Beni bağışlayacak mısın Sita?Will you forgive me, Sita?
Bağışıklığım var.I'm immune.
Bedenini bilime bağışlıyor.She leaves her body to science.
Kültürümüzün kenarlarında kalan bütün o değersiz şeylere karşı bağışıklığımız var.We have an immunity to all of the junk that lies around the edges of our culture.
Demek istediğim, bağışıklık sistemimizdeki hücreler her zaman açtır.I mean, the cells in our immune system are always hungry.
Son videoda bağışıklık sisteminden biraz bahsettik.In the last video, we talked a little bit about the immune system.
Ve o videoda spesifik olmayan ya da doğuştan gelen bağışıklık üzerinde durduk.In that video, we focused on the nonspecific or the innate immune system.
Bu nedenle bu bağışıklık spesifik değil.That's why it's nonspecific.
Şimdi özellikle insandaki spesifik bağışıklık sisteminden bahsedeceğim.What I'm going to talk about is the specific immune system that's particular to humans.
Spesifik(özel) olan --ya da edinilmiş olarak düşünebilirsiniz bağışıklık sistemine sahipsiniz.So then you have your specific-- or you can imagine it's an adaptive immune system.
Fabrisius bursa kuşların bağışıklık sisteminin bir parçası.That's actually a part of birds that participate in the immune system.
B lenfositleri salgısal bağışıklık sisteminin bir parçası.So the B lymphocytes participate in what's called the humoral response.
Size bir saniyede salgısal bağışıklığın . ne olduğunu söyleyeceğimAnd I'll tell you what humoral means in a second.
Bunlardan hücre düzeyinde bağışıklıkta daha fazla bahsedeceğiz.And we'll talk more about that in the cell mediating.
Sormamı bağışla.Forgive my asking.
Lütfen bağışlayın beniSpare me, please!
Bağışlayın beni..Gidin artıkSpare me! Just go already!
Örneğin, Musevi bağışlayıcılığını ele alalım.So for example, take the Jewish idea of forgiveness.
İspanya'da, İtalya'da, Brazilya'da çokça bağış topladık.We raised money in Spain, in Italy, a lot in Brazil.
Esirgeyen ve Bağışlayan Allah'ın adıyla,In the Name of God, the Compassionate, The Merciful
Daha önce de dedim; Bir seferlik bağışlarım diyeI've already said that; I'll spare you only once
Ablam bu sefer de bağışlamanı istediMy sister asked you to spare me one more time
Önceleri bir bağışıklık sistemi hastalığı sanmıştım ama yaptığımız bütün testler negatif çıkıyorI thought it was an immunodeficiency disease... but the whole of tests are coming up negative.
Görünüşe göre bağışıklı sistemi çökmüşApparently his immune system has been compromised.
Peter Popoff Kilisesi - Çok Acil Durum BağışıPeter Popoff Ministries - Extreme Emergency Pledge
Onlar bir derneğe bağış yapmışlardı, Arkansas merkezli, Heifer International denen.They made a donation to an organization based in Arkansas called Heifer International.
Fakat dikkat edin, bu, silah sisteminden çok bağışıklık sistemidir.But notice, this is more an immune system than a weapons system.
Sen beni bağışladın mı?Have you forgiven me?
Tanrı O'nun yarattığı bir varlığı yok ettiğim için beni bağışladı mı?Has God forgiven me for destroying a being created by Him?
Ve senden beni bağışlamanı istediğim zaman duamı duyAnd hear my prayer when I ask You to
Bağış kampanyası düzenledim.I raised -- did fundraising.
Bağışla beni.Forgive me.
Birleşik Devletler'de birşey bağışlamak sizi o kadar etkilemez, değil mi?In the United States, it doesn't cost you to give something away. Right?
Size bunu bağışlayacağım.I'll grant you that.
Bağış yaparsanız, genellikle bir dolar karşılığı 2, 3 dolar alırsınız.If you have a matching grant, it's typically two or three to one.
Örneğin, muhtemelen "sürü bağışıklığı" kavramı çoğunuza tanıdık geliyor olabilir.So, for example, most of you are probably familiar with the notion of herd immunity.
960 kişinin bağışıklık kazanması; topluğun hepsinin bağışıklık kazanması ile eşdeğerdir.If we immunize 960 of them, it's as if we had immunized a hundred [percent] of them.
Çünkü çevresindekilerin hepsi bağışık insanlardır.They are surrounded by immunized people.
Topluluk düzeyinde bir bağışık elde eder miyiz?Would you get any population-level immunity?
Kan bağışıBlood donation?
Bir çok kan bağışında mı bulundun?Do you donate a lot of blood?
Paradan daha çok kan bağışlarımI donate more through money.
Kan bağışı 10 saatlik hizmete eş değer yazıyor!It says that giving blood once equals ten hours of service!
Geçen yıldan beri, her iki ayda bir... Kan bağışlamışsın.And since last year, every two months... ...you've donated blood.
Zararsızdır ve insan vücuduna uyumludur. Bağışıklığa neden olmaz.It's edible; it's implantable in the human body without causing any immune response.
Bağışıklık hala çok anlaşılmamış bir alan.Immunology, is still a very under understood field.
Bu bağışıklık sistemimizin ilk savaş alanıdır.This is the first part of the battle of our immune system.
Görüyorsunuz, bu bağışıklık sistemi.You see, that's the immune system.
Bağış yapan toplumlardaki pazarlamada sorun var.We have a problem with marketing in the donor community.