bırakmak ile cümle
bırakmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Evin iki küçük çocuğu ile başa çıkamayan son dadı sinirlenmiş ve işi bırakmak üzeredir.I genitori della neonata sono due ragazzini senza lavoro e senza possibilità di mantenerla.
Avustralya'da çok keyifli bir hayat tarzım vardı ve bunu bırakmak istemedim ilk başta.Venne prospettata anche la tenuta di un gran premio in Australia, che però non ebbe seguito.
Tek bir taş bırakmak mümkündür.È possibile specificarne solo una.
Jackson, The Hobbit onlara bırakmaktan başka çaresi olmadığını söyledi.Jackson non aveva altra scelta che congedarli.
Yani 50 milyar dolar kadar çünkü sigara içenler bırakmak istiyor.Spinto dalla ricompensa di 50 000 $, il pistolero accetta.
Orozkul zalim olduğu için Mümin'i bırakmak istemez.攝心術嗚啦巴哈: obbliga il bersaglio ad eseguire gli ordini del creatore, senza potersi ribellare.
Rio sürümde ise hapis kuşları serbest bırakmak veya maymunları yenmektir.Rete per Scimmie - Per catturare le scimmie.
İşini bırakmak zorunda kalınca ayda 7.44 guldenlik maaş bağlandı.Quando morì, nel 1739, il debito nazionale superava i 4 milioni di Gulden.
Ülkelerinden çıkan Yahudiler evlerini, işlerini ve mal varlıklarını arkada bırakmak zorunda kaldılar.A causa della sua origine ebraica fu costretta a lasciare casa, beni e famiglia, fuggendo dal suo paese.
Sigarayı bırakmak zordur.Трудно бросить курить.
Bazen bu işi bırakmak aklıma geliyor.Иногда у меня возникает желание бросить эту работу.
Jackson, The Hobbit onlara bırakmaktan başka çaresi olmadığını söyledi.У Джексона не было другого выбора, кроме как отпустить их.
Böylece üçüncü defa Araplar İfrikiye'yi ve merkezi Keyrevan'ı bırakmak zorunda kalmışlardır.Тогда нидерландцы заняли 3-е место в группе уступив Ирану и Колумбии и обогнав Гамбию.
Bu günün tüketimini yarına bırakmaktır.Очень прошу не откладывать Вашего выезда позже завтрашнего дня.
Onları yalnız bırakmak için alt kata iner.Затем оно улетает, оставляя ребят одних.
Tek bir taş bırakmak mümkündür.Сохранился только один камень перекрытия.
Mezara çiçek bırakmak Yahudi geleneğinde yer almaz.Похороны в иудаизме обычно обходятся без цветов.
Ancak morfin bağımlılığı nedeniyle sanatçının sağlığı bozuldu ve tiyatroyu bırakmak zorunda kaldı.Из-за расстроенного здоровья инженер был вынужден оставить завод и уйти в отставку.
Hadım etmekte potansiyel rakipleri devre dışı bırakmak için kullanılan bir başka yöntemdir.Для устранения возможных конкурентов он использует любые методы.
Ailelerin Mısır'da bırakmak zorunda kalmışlardı.Жене не разрешили приехать из Египта.
Ancak kişiyi kendi haline bırakmak kendini yaralamasına sebep olabilir.Но если её обидеть, может навредить.
Kariyerinin zirvesindeyken ciddi sakatlıklar yüzünden erkenden futbolu bırakmak zorunda kaldı.Из-за тяжёлых травм ему пришлось рано завершить игровую карьеру.
Ancak Beki ile Demirören ailesi anlaşamadı ve Beki görevi başlamadan bırakmak zorunda kaldı.Её семья не имела к искусству никакого отношения, и Мирей пришлось начинать с нуля.
2000 yılında ayak sakatlığı sebebiyle tenisi bırakmak zorunda kalmıştır.В 2000 тур не проводился из-за напряжённого графика.
Dışkısını tutmak veya bırakmaktan haz duyarlar.Или подчиняешься, или уходишь.
Bu halüsinasyonları Vicodin bağımlılığına bağlayan House bırakmak için girişimde bulunur.Имеет проблемы с наркотической зависимостью, при помощи которой пытается вытеснить воспоминания о Хилл-Хаусе.
İmparator II. Wilhelm tahtını bırakmak zorunda kalmıştı.6 ноября кайзер Вильгельм II был вынужден отказаться от трона.
Türklerde bıyık bırakmak yaygın bir alışkanlıktır.Например, в исламе поощряется регулярное удаление лобковых волос.
Üç hafta kadar önce bu konudaki kararımı verdim ve bunun bırakmak için doğru zaman olabileceğini düşündüm.Мы потратили три недели на сведение и доработку, и я думаю, это из-за того, что это был конец работы.
Halkın yarısını ölmeye bırakmak diğer yarısının doymasını sağlamak için iyidir" der.ومن الأفضل أن نترك نصف الشعب يموت حتى يأكل النصف الآخر ملء طاقته."
Sigarayı bırakmak hastalıktan dolayı ölüm riskini %18'e kadar azaltır.يقلل الإقلاع عن التدخين من خطر الوفاة بنسبة 18%.
Sigarayı bırakmak, karar vermekle başlar.يبدأ الإقلاع عن التدخين باتخاذ القرار بالتوقف عن التدخين.
Yahudi Yeniden yapılanmacı Federasyonu, seçeneği hahamlara bırakmaktadır.والاتحاد اليهودي Reconstructionist يترك الخيار للحاخامات الفردية.
Kabın tabanı contayı serbest bırakmak için sıkıştırılır ve fincan çıkarılır.يتم ضغط قاعدة الكأس لتحرير الغلق، ويتم إزالة الكأس.
Bu mekanizma sayesinde sigarayı bırakmak isteyen kişilere yardımcı olabilir.يمكن أن يساعد الموز الأشخاص الذين يحاولون الإقلاع عن التدخين.
Sextus Pompeius Octavianus'u Akdeniz'deki hububat sevkiyatından İtalya'yı mahrum bırakmakla tehdit etti.هدد سكستوس بومبيوس أوكتافيان في إيطاليا بمنع نقل شحنات الحبوب عبر البحر الأبيض المتوسط إلى شبه الجزيرة.
Napolyon Paris’in teslim olmasından çılgına dönse de 6 Nisan günü tahtı bırakmak zorunda kalır.استسلام باريس، بعد رفض نابليون مبارزة جنرالاته يقرر التنازل عن العرش في فونتينبلو، 6 أبريل.
Tütün içmek Pasif içicilik Sigarayı bırakmak Vareniklin ^ "Tüttürmek".و "الفوائد الصحية للامتناع عن التدخين مباشرة و كبيرة. ""
Halkın yarısını ölmeye bırakmak diğer yarısının doymasını sağlamak için iyidir" der.É melhor deixar que metade das pessoas morram para que a outra metade possa comer."
Sigarayı bırakmak hastalıktan dolayı ölüm riskini %18'e kadar azaltır.Parar de fumar diminui o risco de morte em 18%.
Yarışmaya katılması sebebiyle okulu bırakmak zorunda kaldı.Abandonou a escola por motivo de competições.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Ele Estava inquieto, fumava sem parar e parecia estar tentando dar uma boa impressão.
Sigarayı bırakmak, karar vermekle başlar.Ela decide parar de fumar e se conciliar.
Akson uçları, presinaptik hücrenin elektriksel uyartısını serbest bırakmak için gelişmişdir.Os terminais axónicos estão especializados em liberar o impulso eléctrico da célula pré-sináptica.
"Yaşadığım başarılarla ve gururumla Benfica´da futbolu bırakmak istiyorum."Eu sei que posso crescer e ter sucesso no Benfica.
Tedavisinde sigarayı bırakmak en önemli basamaktır.Parar de fumar é essencial nesse tratamento.
Onları bırakmak gibi bir niyetimiz de yok zaten...Mesmo que não parece haver nenhum pedido para ele...
Verlaci'ye bırakmak zorunda kaldı.Então, foi-lhe permitido retornar a Versalhes.
Yaralamak Tehlikeli hayvanlara bırakmak Taş atmak ya da silah ile ateş etmek.Sua técnica é cercar uma área para incendiar e abater animais em fuga com flechas ou armas de fogo.
Ancak 18 yaşında iken sakatlık sebebi ile pateni bırakmak zorunda kalmıştır.Com 18 anos teve de se exilar para escapar da perseguição nazista.
Bu görevi başarısızlık yüzünden bir sezon bile geçmeden bırakmak zorunda kalmıştır.Het project werd na één seizoen gestopt vanwege gebrek aan succes.
Bu günün tüketimini yarına bırakmaktır.Morgen zal de dag van de afrekening zijn.
Madde ardında dioxin maddesini bırakmaktadır.Deze waarde ligt in de buurt van dioxine.
Tüberküloza yakalanınca futbolu bırakmak zorunda kalmıştır.Door een knieblessure moest ze met voetbal stoppen.
Tekrar aday olmayarak görevini bırakmak zorunda kalmıştır.Hij werd bij herhaling zonder verkiezing in zijn ambt bevestigd.
Maçı sırtından sakatlanarak yarıda bırakmak zorunda kaldı.Halverwege de wedstrijd lag Pragt echter op kop.
Ergenliğe girdiğinde boyunun çok uzun olması sebebiyle balerinliği bırakmak zorunda kaldı.Zij dachten dat ze vanwege hun leeftijd de dans zouden ontspringen.
Salmak, serbest bırakmak anlamları vardır.Het kan ook redding, bevrijding of openbaring betekenen.
İlk başta insanda yarım bırakılmış ya da erken kesilmiş izlenimi bırakmaktadır.Reeds in het eerste seizoen werd men voorlaatste, en Izegem degradeerde.
Sigarayı bırakmak isteyen kişiler için özel nikotin içeren çikletler de piyasaya sunulmuştur.Ter ondersteuning bij het stoppen met roken is er nicotinehoudende kauwgom op de markt.