bırakmak ile cümle
bırakmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tek bir taş bırakmak mümkündür.Es ist nur noch ein Stein vorhanden.
Günümüzde yerini sayısal modellere (DSLR) bırakmaktadır.Heute befindet sich an seiner Stelle die Gedenkstätte Ležáky.
Buna rağmen 2014 yılında mesleğini bırakmak zorunda kaldı.2014 musste er allerdings seinen Posten räumen.
Kariyerinin zirvesindeyken ciddi sakatlıklar yüzünden erkenden futbolu bırakmak zorunda kaldı.Aufgrund einer schweren Beinverletzung musste er jedoch seine Fußballkarriere frühzeitig aufgeben.
Albizzi’ler, Medici’lere boyun eğmek, iktidarı yeniden onlara bırakmak zorunda kalmışlardır.Die Albizzi unterwarfen sich den Medici und überließen ihnen die Herrschaft.
Bir karşılaşma sırasında Doo-young kaza geçirir ve judoyu bırakmak zorunda kalır.Die verpasste Gelegenheit Judo unter einem gemeinsamen Dach zu betreiben.
Bu şekilde geçmişinde izler bırakmaktadır.Die Spuren weisen in die Vergangenheit.
Maçı sırtından sakatlanarak yarıda bırakmak zorunda kaldı.In der Meisterschaft rutschten sie dauerhaft ins Mittelfeld ab.
Nurten Ay birkaç kez oyunu bırakmak istedi.Zweimal im Monat traf sie sich mit ihm zum Spielen.
Bu halüsinasyonları Vicodin bağımlılığına bağlayan House bırakmak için girişimde bulunur.Sie erscheint House später mehrfach als durch Vicodinmissbrauch verursachte Halluzination.
Aynı şekilde, bırakmak için de T 'ye basmanız yeterlidir.Außerdem veröffentlichte sie eine Split-EP mit Kill Your Idols.
Fakat Page ciddi bir hastalığa (enfeksiyöz mononükleoz) yakalandı ve grubu bırakmak zorunda kaldı.Thomas war bereits mit einer grippeartigen Erkrankung angereist und musste vor Ort abgemeldet werden.
Fransa ele geçirdiği toprakları bırakmak zorunda kaldı.Doch Frankreich wollte die verlorenen Gebiete zurückerlangen.
Fakat Manon güzel elbiselerini ve mücevheratini geride bırakmaktan çekinmektedir.Die böse Schwester nimmt dem Murmelthier das Kleid und den Schmuck weg.
Bir işi yarım bırakmak yapılabilecek en kötü iştir.Laisser quelque chose d'inachevé est la pire chose que vous puissiez faire.
Oğlana bahşiş bırakmak lazım.Il faut laisser un pourboire pour le garçon.
Halkın yarısını ölmeye bırakmak diğer yarısının doymasını sağlamak için iyidir" der.Il vaut mieux laisser mourir la moitié de la population, afin que l’autre moitié puisse manger suffisamment ».
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Il était agité, fumait sans cesse et semblait trop vouloir faire bonne impression.
Fransa ele geçirdiği toprakları bırakmak zorunda kaldı.La France a posé ici les bornes d’un territoire dont elle s’est octroyé la possession.
Tek bir taş bırakmak mümkündür.Une seule pierre restait à poser.
30 Ağustos 2008'de Fulham çalıştırıcısı Roy Hodgson, Smertin'in kulübü bırakmakta serbest olduğunu açıkladı.Le 30 août 2008, Hodgson informe Smertin qu'il est libre de quitter le club s'il le souhaite.
Onları yalnız bırakmak için alt kata iner.Il part, laissant les autres seuls.
Fakat kral, oğlunu ilk savaş ganimetinden mahrum bırakmak istemeyerek bu isteği reddeder.Mais le roi refuse de prendre la Dague des mains de son fils, car il s'agit de son premier butin de guerre.
Fakat Manon güzel elbiselerini ve mücevheratini geride bırakmaktan çekinmektedir.Maddalena porte des habits somptueux et des bijoux précieux attestant de ses vertus.
Üç hafta kadar önce bu konudaki kararımı verdim ve bunun bırakmak için doğru zaman olabileceğini düşündüm.J'y pensais depuis un certain temps et je me suis dit que c'était la bonne chose à faire.
Benim için, çocukluğumun mecazlarla geçmesinden dolayı birçok şeyi geride bırakmak bir alışkanlık olmuştu.Ma chance a peut-être été toute une suite de longues maladies infantiles qui m’ont retenu à la maison.
Ailelerin Mısır'da bırakmak zorunda kalmışlardı.Sa famille se réfugie en Égypte.
Bu kadar değer verdiğin bir şeyi bırakmak gerçekten zor.C'est dur de laisser partir quelqu'un auquel on tient tant.
Ancak gözüyle ilgili problemlerden dolayı erken yaşta, henüz 27 yaşında iken, futbolu bırakmak zorunda kaldı.En raison de problèmes à la hanche, il a dû arrêter très tôt sa carrière, à l'âge de 26 ans.
Krişna öyle büyür ki Kāliyā onu bırakmak zorunda kalır.Marky trouve quelque chose qui lui permet de grandir.
Fakat Siebel onu unutmamıştır ve onu tek başına bırakmak istememetedir.Sylla, lui, est décidé à ne pas se laisser faire.
Ancak Bekele 10000 metre yarışında 10 tur sonrasında mücadeleyi bırakmak zorunda kaldı.Néanmoins, il n'avait toujours pas connu la défaite, après 10 courses.
Artık birbirleriyle iletişim sağlayamayan insanlar kule yapımını bırakmak zorunda kalırlar.Ne pouvant plus se comprendre, les hommes abandonnent la construction de la tour.
Buna rağmen 2014 yılında mesleğini bırakmak zorunda kaldı.Il a mis fin à sa carrière en 2014.
Sigarayı bırakmak zordur.Es difícil dejar de fumar.
Sigara içme alışkanlığını bırakmak çok zor.Es muy difícil librarse del hábito de fumar.
Bir ölüyü gömmeden bırakmak profanlıktır.Es profano dejar un cadáver sin enterrar.
Bob sık sık sigarayı bırakmak için çalışır.A menudo, Bob intenta dejar de fumar.
Ben bu işi bırakmak istemiyorum.No quiero dejar este trabajo.
Ona bir mesaj bırakmak ister misiniz?¿Quiere dejarle un mensaje?
İşimi bırakmak istiyorum.Quiero dejar mi empleo.
Bir mesaj bırakmak istemiyorum.No quiero dejar un mensaje.
Tom bana işini bırakmak istediğini söyledi.Tom me dijo que quería dejar su trabajo.
Ben onları yalnız bırakmak için söz verdim.Les prometí dejarlos solos.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Era inquieto, fumaba incesantemente y parecía querer por demás dar una buena impresión.
Bu kadar değer verdiğin bir şeyi bırakmak gerçekten zor.Es difícil desprenderse de algo que te importa mucho.
Onları yalnız bırakmak için alt kata iner.Estos se comprometen a dejarlos solos.
Stukalar büyükçe teknelere bomba bırakmaktadırlar.Deja caer la carga encima de los robots.
Maçı sırtından sakatlanarak yarıda bırakmak zorunda kaldı.El juego fue abandonado en el medio tiempo.
Üç hafta kadar önce bu konudaki kararımı verdim ve bunun bırakmak için doğru zaman olabileceğini düşündüm.Como bien es sabido, he necesitado tres meses para poder tomarla.
Kendi aralarında güçsüzleri devre dışı bırakmak için ölümüne dövüşler düzenlerler.Terminaron culpándose entre ellos de su derrota.
Sigarayı bırakmak, karar vermekle başlar.Es fácil dejar de fumar si sabes cómo.
Tom'a bir mesaj bırakmak isterim.Vorrei lasciare un messaggio per Tom.
Oğlana bahşiş bırakmak lazım.Bisogna lasciare una mancia al cameriere.
Torunlarımıza temiz ve yeşil bir dünya bırakmak istiyoruz.Vogliamo lasciare ai nostri nipoti un mondo pulito e verde.
Sigarayı bırakmak hastalıktan dolayı ölüm riskini %18'e kadar azaltır.L'astinenza dal fumo diminuisce il rischio di morte del 18%.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Era inquieto, fumava incessantemente e sembrava che volesse a tutti i costi fare una buona impressione.
Olgun hale geldikten sonra yumurta bırakmak için yine makat bölgesine gelirler.Torna di nuovo maschio dopo che l'acqua si è presa le sue uova".
Tekrar aday olmayarak görevini bırakmak zorunda kalmıştır.Scaduto il suo mandato, non si è più ricandidato.
Bu mekanizma sayesinde sigarayı bırakmak isteyen kişilere yardımcı olabilir.Questo processo può favorire il rischio di ricaduta in tossicodipendenti che tentano di smettere.