bırakmak ile cümle
bırakmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Zamanın kumları üzerinde ayak izlerimi bırakmak istiyorumI wanna leave my footprints on the sands of time
Ne zaman bırakmak herkes gece yangın patlak verdi.The fire broke out at night when everyone was leaving.
Bilirsiniz, ben eğitimin anlamlı bir miras bırakmak adına en önemli araç olduğuna inanırdım.You know, I used to believe that education is the most important tool to leave a meaningful legacy.
Yardımlarınızı hak etmediğimiz için değil, izleyebileceğiniz bir örnek bırakmak için böyle yaptık.Not because we have not power, but to make ourselves an ensample unto you to follow us.
Ayetlerimizi etkisiz bırakmak için çalışanlara gelince, onlar da cehennemin adamlarıdır.But those who try to defeat Our signs are people of Hell.
Ayetlerimizi etkisiz bırakmak için çaba harcayanlar; işte onlar da azabın içine getirilmişlerdir.But those who try to subvert Our signs will be given over to punishment
Şeytan insanı (uçuruma sürükleyip sonra) yapayalnız ve yardımcısız bırakmaktadır.Satan always betrays man.
"Niçin halkını bırakmakta acele ettin, Musa?"What made you hurry away, O Moses, from your people?"
Müslüman (teslim) oldular diye seni minnet altında bırakmak istiyorlar.They impress upon you that they have submitted.
Boşanma iki defadır. (Sonra) Ya iyilikle tutmak veya güzellikle bırakmak (gerekir).Divorce is twice; then honourable retention or setting free kindly.
De ki: Onları iyi yetiştirmek (yüz üstü bırakmaktan) daha hayırlıdır.Say: 'To set their affairs aright is good.
Küçük büyük hiçbir şey bırakmaksızın (yaptıklarımızın) hepsini sayıp dökmüş!"How is it with this Book, that it leaves nothing behind, small or great, but it has numbered it?'
Boşama iki defadır. Boşanmış kadınları ya iyilikle barındırmak ya da iyilikle bırakmak gerekir.Divorce is twice; then honourable retention or setting free kindly.
Boşamak, iki defa olur. Ondan sonra ya güzellikle kadını tutmak gerek, ya hoşlukla bırakmak.Divorcement is twice: thereafter either retaining her reputably, or letting her off kindly.
Boşama iki kezdir. Bunun ardından ya iyilikle tutmak ya da güzelce serbest bırakmak gerekir.Divorcement is twice: thereafter either retaining her reputably, or letting her off kindly.
(Sonra) Ya iyilikle tutmak veya güzellikle bırakmak (gerekir).Then, either honorable retention, or setting free kindly.
Ondan sonra ya güzellikle kadını tutmak gerek, ya hoşlukla bırakmak.Then, either honorable retention, or setting free kindly.
Bunun ardından ya iyilikle tutmak ya da güzelce serbest bırakmak gerekir.Then, either honorable retention, or setting free kindly.
Boşanmış kadınları ya iyilikle barındırmak ya da iyilikle bırakmak gerekir.Then, either honorable retention, or setting free kindly.
Hiçbirini bırakmaksızın diriltip bir araya toplarız.On that Day We shall muster all men together, leaving none of them behind.
Hiçbirini bırakmaksızın onları (tüm ölüleri) mahşerde toplamış olacağız.On that Day We shall muster all men together, leaving none of them behind.
Gizli olayları devre dışı bırakmak için bu seçeneği işaretleyin.Check this option to exclude confidential events.
Tanımlama kutucuğunda zamanı devre dışı bırakmak için bu seçeneği işaretleyinCheck this option to exclude the time in description box
(ya da menü girişini karşılaşmayı bırakmak ya da devam etmek için kullanın)(or use the corresponding menu entry to leave or continue the match)
Bunların çoğu bırakmak istiyor, ancak bu alışkanlığı yenmek zor geliyor.Most want to quit, but find it difficult to overcome the habit.
Fakat sorunu inkâr etmeyi bırakmak bu yolda atılması gereken adımlardan yalnızca biri.But ending denial is just one step.
Bakan, "Yoruldum, ve bu da görevi bırakmak için yeterli sebep." dedi."I'm tired, and this is a sufficient reason to quit," he said.
Net bir siyasi irade ortaya koyduk, çünkü Makedonya bu sorunu artık geride bırakmak istiyor.We have shown a clear political will because Macedonia wants to put this problem behind us.
Verheugen, "En iyi ihtimalle, Kıbrıs Türklerini ayazda bırakmak adilane olmazdı," dedi."It would be unfair, to say the least, to leave [Turkish Cypriots] out in the cold," Verheugen said.
Bu yönde alınan tedbirlerden biri de kamu çalışanlarına ücretlerini nakit olarak ödemeyi bırakmak.One measure is to halt the practice of paying public employees in cash.
Ancak vereme yakalandı ve 1943'te liseyi bitirmeden bırakmak zorunda kaldı.However he got Tuberculosis and had to quit high school without graduating.
Betikleri devre dışı bırakmakDisabling scripts
Aynı zamanda sigarayı bırakmak için de kullanılmaktadır.It was also used for smoking cessation
On altı yaşında resmi eğitimini bırakmak zorunda kaldı.At the age of 16, he was forced to abandon his formal studies.
Ama o zamanlar çok başarısız oldum ve okulu bırakmak zorunda kaldım.But I was pretty screwed up at the time, and had to leave.
Ani gelen bir hastalıkla, Ruhban Okulu'nu bırakmak zorunda kaldı.A sudden illness made the young man leave the seminary.
Yakalama jeli, uzatma parçalarını serbest bırakmak için 67-75 ° C'ye ısıtılır.The capture gel is heated to 67-75 °C to release extension fragments.
Williams ayrılmadığı takdirde gösteriyi bırakmakla tehdit etti.She threatened to quit the show if Williams did not leave.
Ana yemek ve tatlıya yer bırakmak için genellikle hafiftirler.In Dalmatia, fish soup with fish chunks, carrots and rice is commonly served.
Sonuç olarak, Goswell Mojave 3 ile çalmayı ve gezmeyi bırakmak zorunda kaldı. [2]As a result, Goswell had to stop playing and touring with Mojave 3.[11]
Kötüleşen sağlığı, birkaç hafta sonra rolü bırakmak zorunda kalması anlamına geliyordu.Her declining health meant she had to give up the role after a few weeks.[citation needed]
Maalesef Taaramäe, hastalık nedeniyle 11. etapta yarışı bırakmak zorunda kaldı.Unfortunately Taaramäe was forced to abandon the race during stage 11 due to illness.
Gene Tierney , Aly Khan'ı Paris'te bırakmak istemediği için ayrıldı. [1]Gene Tierney dropped out due to not wanting to leave Aly Khan in Paris.[9]
Avusturya'nın ilhakı ile 1938'de Schwarz, çalışmalarını bırakmak zorunda kaldı.With the Anschluss, in 1938, Schwarz was forced to abandon his studies.
Prusya'nın konforsuz ortamını geride bırakmak onun için büyük bir rahatlama oldu.To leave behind the spartan atmosphere of Prussia came as a great relief for him.
Serbest BırakmakRelease
2004 yılında bir yıl süreyle sporu bırakmak zorunda kaldı.He had to discontinue sports in 2004 for one year.
Ona bir mesaj bırakmak ister misiniz?Wollen Sie ihm eine Nachricht hinterlassen?
Bırakmak istemiyorum.Ich will nicht aufgeben.
Biz Dünya'yı bulduğumuzdan biraz daha iyi bırakmak istiyoruz.Wir wollen die Welt ein bisschen besser verlassen, als wir sie vorgefunden haben.
Zaten işi bırakmak istiyordum.Ich wollte ohnehin gerade mit der Arbeit aufhören.
Şimdi bırakmak istemiyorum.Ich möchte jetzt nicht aufgeben.
Fakat bu hayal artık sadece acı veriyorsa, onu bırakmak gerekir.Aber wenn dieser Traum nur noch weh tut, muss man ihn loslassen.
Bırakmak vazgeçmek ile aynı şey değildir.Loslassen und aufgeben ist nicht das Gleiche.
Ruhunuza yük ne varsa ondan kurtulun, bırakmak zor değil bilakis dertlerden kurtarır.Lasst los, was eure Seele belastet. Loslassen ist nicht anstrengend, sondern wirkt befreiend!
Hayat tutmak ve bırakmak arasında bir dengedir.Das Leben ist eine Balance zwischen Festhalten und Loslassen.
Bunun üzerine susuz bırakmak için çare aramağa başladı.So begann er, sich intensiv mit dem Speierling zu beschäftigen.
Ergenliğe girdiğinde boyunun çok uzun olması sebebiyle balerinliği bırakmak zorunda kaldı.Als sie älter wurde, musste sie aufgrund ihrer Größe die Leidenschaft für das Ballett aufgeben.
Ama 1196'da tahtını ağabeyi II. Süleyman Şah'a bırakmak zorunda kaldı.Allerdings musste er 1196 seinem älteren Bruder Suleiman II. weichen.
Zamanları yetmediği için yirmi bin rubleyi istemeden arkalarında bırakmak zorunda kaldılar.Wegen der 20.000 Dollar können sie jedoch ihr Geheimnis nicht auflösen.